Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret400864
Takvim
Hüseyin Şahin
insanolmak@hotmail.com
KÖYÜMÜZE GİTMEZKEN KORE’de İŞİMİZ NE?..
13/12/2017
Kore´ye gidişimiz; devleti yönetenlerin geleceğe yönelik olarak, üzerlerine düşenleri bil hakkın yapmayıp başkalarından medet umanların, Yüce Alla(c.c)´a güvenmeyip başta Amerikan şeytanı olmak üzere diğer emperyalist devletlere güvenenlerin aldığı bir karardı. Eğer, Türk´ün Atatürk´ün sağ olsaydı, belki bileşmiş milletlerin aldığı karar çerçevesinde hareket ederdi. Ama, adım gibi eminim, asla NATO ittifakına dahil etsinler diye taa oralara asker göndermezdi. Bunu söylememin sebebi : Birleşmiş Milletler ilk kurulduğunda; Atamız´a " bizde üye olalım " denmiş. O, "üyelik için davet gelirse o zaman düşünürüz" cevabını vermiştir. Sonucunda, Birleşmiş Milletler´den davet gelmiş ve ülkemiz üye olmuştur. İşte, ülke onurunu korumak ve karşı tarafa ağırlığı hissettirmek buna denir.
O günlere geri dönersek;
başında bulunanlar, Haziran 1948´de oluşan komünist doğu blokuna kaşı, 4 Nisan 1949´da kurulan emperyalist NATO ittifakına dahil olabilmek için hiç düşünmeden iki defa müracaatta bulunmuşlardır.
1. si; Mayıs 1950´de yapılmıştır. Bu ilk  resmi müracaatımızı sadece İtalya desteklemiş, başta ABD olmak üzere diğerleri NATO´ya alınmamıza karşı çıkmışlardır.
2. si; 1 Ağustos 1950´de yapıldı. O da Eylül 1950´de reddedildi.
Bizimkiler NATO´ya girmekte öylesine arzuluydular ki, Sovyet Rusya´nın arkasında durduğu kuzey Kore ile ABD´nin arkasında durduğu güney Kore arasında savaşın başlamasıyla ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi´nin üye devletleri yardıma çağırmasıyla, TBMM´den asker gönderme kararı almadan, hükümet kararıyla 25 Temmuz 1950´de Kore´ye asker gönderilmesi kararlaştırıldı. Alınan bu karar anayasa´ya aykırı idi. Anayasa´ya aykırılık hususunda dönemin Başbakanı 11 Aralık 1950´de şu açıklamayı yapıyordu : "Kore´ye biz, Birleşmiş Milletler Anayasası gereğince ve teşkilatın Güvenlik Konseyi´nin aldığı karara uyarak katıldık. Birleşmiş Milletler Teşkilatı´na girmek suretiyle milletler kendi hükümranlık haklarından esaslı sınırlamaları ve kendi milli iradeleri haricinde bir makamın lüzum göstereceği faaliyetlere girişilmesini, prensip itibariyle ve peşinen kabul etmişlerdir. Kaldı ki Kore bir savaş hali değildir. Bir tedip ve cezalandırma hareketidir." Başbakan "savaş hali yoktur." diyordu ama, Kore´de çok kanlı bir savaş hali vardı.!
Biz savaşa, askeri ve sivil memurlar da dahil toplamda 5.090 kişiden oluşan bir tugay gönderdik. 1950-1953 yılları arasında Türk Tugayı Kore´de toplam 14 muharebeye katıldı. Bu muharebelerde, toplamda 721 şehit, 2.147 yaralı, 234 esir, 175 kayıp verdik.
PEKİ... Biz köyümüze gitmezken, gidemezken Kore´ye niçin gittik.? Ona bir bakalım...!
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi´nin Kore davetine ABD´den sonra olumlu cevap veren 2. devlet Türkiye olmuştur. Birleşmiş Milletler´e üye 56 devletten 53´ü ilke olarak bu kararı kabul etmiş ancak, 17´si Kore´ye asker göndermiştir. Türkiye´de bu 17 devletten biridir.
Tekrar soralım kendimize: " Anamdan soyum değil, babamdan köyüm değil "Kore´de ne işimiz vardı.?
1- Kore savaşı bizim savaşımız değildi.
2- Rusya ve ABD hesaplaşmasıydı.
3- Bu iki devlet arasındaki bir rejim mücadelesiydi.
Hal böyle olunca, gerçek nedir.?
Gerçek şu ki, biz Kore´deki savaşa  sadece NATO´ya üye olmak için dahil olduk. Başka bir ifadeyle, kapısından iki defa kovulduğumuz hrıstiyan ortaklığı NATO´ya bizi alsınlar diye Kore´ye gittik.
Eee... NATO´ya üye olduk da ne oldu.?
- Sözde büyük devletlerin arasına katıldık.
- Türkiye´yi Amerikan (emperyalizmine) şeytanına teslim ettik.
- Topraklarımızda onlara üs verdik.
- Sayısız ikili antlaşmalarla ABD şeytanına bağımlı hale geldik.
Hangi zihniyet bizi bu noktaya; "Kore´de  bir avuç kan verdik ama, büyük devletler arasına katıldık diyen ve 721 şehidimizin kanını "bir avuç" kan olarak görüp küçümseyen insanlıktan nasibini almamışlar."getirdi.
Kan´la girdiğimiz, dostlarımız, müttefiklerimiz, stratejik ortaklarımız dediğimiz şeytanlar topluluğu, içlerine girdiğimizden beri Türk´ü, Türk Milleti´ni, Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ni yok etmek için entrika da ve firavunluk da sınır tanımıyorlar.
Elbette düşman, düşmanlığını yapacak. Bunu son yıllarda, hele son günlerde daha net olarak görüyoruz. Bu durum karşısında biz ne yapabiliriz ona bakmamız gerekir.
Çare: Atatürk´ün dediği gibi, "iç cepheyi" sağlam tutmak, birlik- beraberlik içinde hareket etmek, üzerimize düşeni bil hakkın yerine getirdikten sonra, Yüce Allah(c.c)´a güvenmek...!
SAYGILARIMLA.


935 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ELİMİZİN VE ELİN YAPTIĞI TABUTLARDAKİ HAYATIMIZ VE KAÇINILMAZ OLAN AKİBETİMİZ...! - 06/03/2019
ELİMİZİN VE ELİN YAPTIĞI TABUTLARDAKİ HAYATIMIZ VE KAÇINILMAZ OLAN AKİBETİMİZ...!
KOLTUK SEVDASI - 27/02/2019
KOLTUK SEVDASI
PROMOSYON - 20/02/2019
PROMOSYON
ENFLASYON DÜŞTÜ MÜ? DÜŞÜRÜLDÜ MÜ? - 13/02/2019
ENFLASYON DÜŞTÜ MÜ? DÜŞÜRÜLDÜ MÜ?
TRUMP MI? TRAMPET Mİ? - 30/01/2019
TRUMP MI? TRAMPET Mİ?
ATATÜRK VE KRAL...! - 19/12/2018
ATATÜRK VE KRAL...!
IVIR ZIVIR İŞLER VE MASKARALIK...! - 12/12/2018
IVIR ZIVIR İŞLER VE MASKARALIK...!
FAS´IN FESİYLE FAS´LI DEĞİL, FESLİ KADİR...! - 05/12/2018
FAS´IN FESİYLE FAS´LI DEĞİL, FESLİ KADİR...!
SÖZÜM; MAHALLİ SEÇİMDE MHP´DE BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK İSTEYENLERE...! - 28/11/2018
SÖZÜM; MAHALLİ SEÇİMDE MHP´DE BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK İSTEYENLERE...!
 Devamı
Saat