Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret530113
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
KAMIŞ
10/01/2018
Merhaba,
          Şehit kavramı bizlerin yaşamında ve kültüründe ve dahi inancında en yükseğe konulmuş ölüm sonrası mertebedir. Din ve vatan uğruna savaşırken hayatını kaybedenlere şehit denilmesi, şehidin cennete gittiğine inanılması milli ve dini kültür tarafından yüzyıllar boyu işlenmiştir. Bu daha sonra askerlik görevi esnasında ya da mesleği askerlik ise o esnada trafik kazasından ya da hastalıktan ölse bile şehit denilmesi ile dejenere olmaya başlamış bir kavramdır. Hatta bu daha da ileri taşınmış her mesleğin içinden yeni şehitler çıkmıştır. Eğitim şehidi, sağlık şehidi, kadastro şehidi gibi. Eğer bir mesleğiniz yoksa, terör saldırısı veya düşman ateşi ile ölseniz bile şehit olamazsınız, mesela bir ev hanımı terör saldırısında hayatını kaybetse “ev şehidi” demezler, ama bir öğretmen veya bir doktor veya bir hemşire; görev başında olsun olmasın terör sonucu ölürse şehit kapsamına alınır. Bunlar günümüzde olup biten şeyler. Bir de geçmişte yaşananlar var..
Enver Paşa diye bilinen bir yetersizin neden olduğu ve bazı kaynaklara göre 60.000 askerin öldüğü bir hezimet var tarihimizde. Sıradan bir harp okulu mezunu, kazara kurmay olmuş bir hayalperest. Yaşadığı dönemi doğru okuyamamış bir muhteris. Akıldan yoksun ideallerinden ve bunların sonuçlarından kendini münezzeh tutacak kadar kibirli; aynı oranda da kifayetsiz bir insan portresidir Enver. 25 yaşında binbaşı, daha bir yıl geçmeden yarbay olmanın getirdiği içi boş ben ”oldum” havası askerliği bile berbat olan Enver in siyasete girmeye cüret etmesinin başlıca nedenidir. Tabii bu terfi mekanizmasının kokuşmuşluğu da bu gün bile kalıntıları ortada dolaşan “ben askerim, ben ne dersem o olur” düşüncesindekilerin temeli olmuştur. Asker olduğu halde İttihat ve Terakkinin yapılanmasını yönetmiş, bugünkü darbeci, vesayetçi, siyasete maydanoz ama iş güvenliğe gelince defolu çıkan asker modelinin babası olmuştur. Yönetime müdahale ederek Meşrutiyeti tekrar getirince Hürriyet Kahramanı gibi söylenişi bile riya kokan bir sıfata layık görülmüştür. Hürriyete bakın ki, kurulan hükümete Harbiye Nazırı, yani Savunma Bakanı olarak atanan Enver nihayetinde bir sivil değildi. Hürriyet gelir ama ben de hükümette bakan olursam. Ne güzel memleket değil mi? Edirne'nin Bulgar'dan kurtarılmasını Enver'in başarısı olarak göstermeye çalışır bir takım tarihçiler bu esnada Bulgar-Yunan çatışmasının Edirne'yi kurtarmayı kolaylaştırdığını gözden kaçırmaya çalışırlar. İşte bu başarılı!!! Asker ve siyaset adamı üstün coğrafi ve meteoroloji bilgisini de devreye katarak 15-22 Aralık 1914'te Ruslara saldırmaya karar verdi. Kars ve Ardahan üzerinden askeri bir zafer planlıyordu. Yazlık üniforma ve teçhizatlarıyla, çölde ve güneyde çarpışan birlikleri buraya sevketti. Yazın bile karla kaplı tepeleri olan Allahüekber dağlarının 2-3 bin metre rakımlı geçitlerinden geçerek aklı sıra Rusları şaşırtacaktı. 60 bin vatan evladı savaşamadan, tek bir kurşun atamadan dondu. Bu ölümlerin neticesinde şehitlik olur veya olmaz onu Allah bilir. Lakin bu ölümlerin sebebinin Enver denen kifayetsiz muhteris olduğunu dünya biliyor. Burada bu kış şartlarında bu harekatın doğru olmadığını söyleyen kurmayların hiç birini dinlememiş ve bu hem hezimetle hem de insan kaybıyla sonuçlanan tarihin en geri zekalı emrini vermiştir. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi İstanbul a dönmüştür. Bunun üzerine Ruslar oradan ilerleyip doğu Anadolu'nun tamamını işgal etmiş, buradaki Ermenilerin de katılımı ile gerçek bir kıyım yaşanmış, insanımız Rus ve Ermeniler tarafından korkunç bir kıyıma uğramıştır. Babaannem daha 4-5 yaşlarında bir çocukken bu zulümden dolayı evlerini barklarını bırakıp kaçarak aylarca yürüyerek Mara yaylasına kadar geldiklerini anlatmış büyüklerime. Onlar da bana anlattı.
Bütün bu göçlerin, acının, zulmün, mezalimin ve ölümlerin sebebi Enver denen beyinsizdir. Beyinsizlik o kadar uzun sürmüş ki, Anadolu da istiklal mücadelesi verilirken bu kifayetsiz Türki devletleri bir araya getirme hevesini piyasaya çıkarıp Kafkasya'da bir şeyler yapmaya gitmiş. Vesayetçilerin İttihat ve Terakki uygulamalarıyla örnek aldığı Enver bu kez de Turan denilen idealin taraftarlarına ilham kaynağı oluvermiş. Ve burada yani Kafkasya da girdiği saçma sapan bir çatışma da öldürülmüş. Kısa ve saçma hayatı vatanımıza ve insanımıza yeterince ölüm getirdiği için bu aslında tam zamanında olmuştur. Düşünün 1922 yılında adam Kafkasya'da. Ya orda ölmeyip kaçıp gelip İstiklal savaşımıza da musallat olsaydı sonuçları düşünemiyorum bile. Allah korumuş. Enver İstiklal savaşımıza nefer olarak bile katılsaydı o savaş kaybedilir, Türkiye diye bir ülke bile olmazdı. Şimdi bu kifayetsiz muhterisin yol açtığı felakette hayatını kaybedenleri ziyarete giden Mut Belediyesi acaba yakın çevremizde olup biten ve istiklal savaşımıza DAHİL olan çarpışmalarda şehit olanlar için de geziler düzenleyecek mi? En uzaktan mı başladınız? Olmadı işte o zaman Kore'den başlayacaktınız. Sahi harcama yetkisi aldığınız para yetti mi?
Afiyet Olsun


901 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı