Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret386287
Takvim
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
KAPALI GARAJ
31/01/2018
Merhaba,
            Parti kapatma mevzusunun mucidi hepimizin bildiği biri. Önce kurulmasını emrettiği partiye daha sonra kendinizi fesh edin emri vererek çok partili sistemi başlatan ve kapatan olarak tarihe geçmeyi başarmıştır.
        Çok fazla geriye gitmeye gerek var mı bilmiyorum. Ama, sanki her görevini başarmış gibi, ikide bir siyasete ayar vermeye bayılan eski köhne, vesayetçi, hantal ve şimdiki ile alakası olmayan, çete kurup adına cunta diyen, demokrasiye kahpe saldırılar düzenleyip adına “cumhuriyeti koruma ve kollama” diyen sözde ordunun icraatlarıyla başlayalım mı?
         Anlamsız biçimde iç hizmet yönetmeliklerinde yer alan ve askeri ilgilendirmeyen bu konu onlara zırt pırt Cumhuriyeti yıkma hakkını karanlık biçimde vermiştir. Bunun sorumlusu ise “dahi” olduğu iddia edilen birinin her şeyi becermesine rağmen bir medeni kanun bile yazamamış olmasıdır. İtalya, Fransa ve İsviçre karması yasalara kendi keyfi dahilinde abukluklar ekletmiştir. Bunlardan sonra -her şeyi biliyor ya- ordu düzeni içinde de çok sevdiği militarizme yollar açan kanun ve yönetmelikler hazırlatmıştır.
         Bu inisiyatifi yetki olarak gören ve üzerinde üniforma olan bazı şerefsizler zaman zaman sivil yönetime müdahale edip, demokrasiyi askıya almışlardır. Cumhuriyet derseniz; zaten nereye çekerseniz çekenin elinde kalacak biçimde özünü kaybetmiş bir hale getirilmiştir. Önce hepinizin bildiği üzere emekli bir askerin başına geçtiği çete sivil hükümeti düşürmüş, akabinde güdümlü mahkemeler, kadın külotu, köpek maması Afgan tazısı türünden affı mümkün olmayan suçlardan dolayı ülkenin eski başbakanını ve iki bakanını idama mahkum etmiş, idamlar infaz edilmiş, parti ise kapatılmıştır. Bu siyasete ve sivil yönetim biçimine muhalefet olarak katılan partiye hiçbir yaptırım uygulanmamıştır. Bu da komplo teorisyenlerinin elini güçlendirip “ordu içindeki çete tekrar sağırı başa getirmek için bu darbeyi yaptı” görüntüsünü desteklemiştir.
        Türkiye Cumhuriyeti halkının hiçbir zaman teveccüh etmediği bu fırka ilk seçimde yine kapattırdığı partinin muadili karşısında ezik duruma düşmüştür. Daha sonra geçen yıllar içinde malum fırka içinde sağır devrilmiş, meslek hanesinde “gazeteci” yazan bir sekreter görevi devralmıştır. İlginçtir ki bu fırkanın sekreterleri genellikle dönemin genel başkanından daha aktif olmuşlardır. Bu dönemde eziklik profilinin parlatılması ile geçerken, kendilerine silahlı kuvvetler diyen demokrasi düşmanları yeniden sahne aldı. Başlarında Netekim Paşa vardı. Tahsin, Nurettin, Nejat ve Sedat vardı. Ulusu diye birini başbakan yaptılar, yeniden anayasa yaptılar. Netekim Paşa da bir süre sonra CB oldu. Komedi esnasında partiler kapatılmış yerine yenileri açılmıştı bile. Artık yeni sayılmazlardı ama isimler değişmişti. Calp'ın HP'si ile Sunalp'ın MDP'si gerçekten ucube partilerdi. Tekrar eski adını alan eski diğer iki parti ise aynen devam etmek için bir süre daha beklediler. SODEP ve HP birleşip SHP oldular. Bu arada CHP tekrar açıldı. Düşünün CHP'nin devamı olma iddiası ile açılan iki partinin bileşimi olan SHP ve bunların çıktığı parti CHP aynı anda seçime bile girdiler. Nedense aklıma amip, öglena, endoplazmik retikulum ,mayoz, mitoz gibi kelimeler geldi. Derken 90'lı yıllara gelindi. Bu ülkenin en büyük kaypağı, en politik ama en berbat siyasetçisi tekrar sahne aldı. Kısa süreli de olsa bir istikrar yakalayan ülkeyi kendi siyasi emelleri için tekrar koalisyonlu günlerin kucağına attı. Yemin ediyorum, mezardan kalkıp gelse ve meydanlara çıksa; ”kurtar bizi baba” diyerek bu kaypağın peşine düşecek milyonlarca insan var. Bu düzen kısa sürede bu kaypağı CB yaptı. Ve bizler onun nasıl bir vesayetçi ve demokrasi düşmanı olduğunu o makamdayken gördük. 28 Şubat denilen ucubeye destek veren sivil bir CB pozisyonu ancak böyle bir kaypak tarafından doldurulabilirdi. Adına “bir bilen“ diyenler de var ama o aslında “BİR BÖLEN”. Bunun kukla CB olduğu dönemde Çevik Bir gibi asker kılığına girmiş demokrasi düşmanları ne derse o oluyordu. Ard arda hükümetler kurulup tekrar bozuluyor sonra yenisi kuruluyordu. Herhangi bir istikrar oluşmasına izin verilmiyordu. Hem CB hem de merkez sağı temsil eden Mesut ile Tansu düzenin adamı olmuşlardı. Tek aykırı ses olan hocanın partileri 1998 ve 2001'de arka arkaya AYM de açılan davalarla kapatıldı. Artık darbeler “kullanışlı” yargı yoluyla yapılıyordu. Bu türün son temsilcisi Abdurrahman'ın internet ve gazete haberlerinden oluşturduğu dosya gibi yalanlarla dolu sayfalar hazırlanıyor, ”kullanışlı” gazeteciler bu yalanları manşet yapıyor ve talimat almayı huy edinip sürekli postal yalayan yargı da son darbeyi vuruyordu. Gerekçe hep aynıydı. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna dair bulgular……vs vs. Laiklik ne hakikaten? Bu gün veya yıllardır adını duyan var mı? Sahi en son laiklik kelimesini ne zaman duydunuz? Peki taviz verilmeyecek bir terim olduğunu? Laiklik bir zamanların en kullanışlı sembolüydü. Bitti gitti. Uğruna nice partiler kapatıldı. En son “Yalçınkaya” denedi. Olmadı. Kariyer planlaması fiyasko ile sonuçlandı. Bütün bu olup bitenler esnasında hiç zarar görmeyen, bir şey olmayan bir fırka vardı: CHP. Tıpkı Ertuğrul Kürkçü'nün birlikte çatışmaya girdiği tüm arkadaşlarının ölüp onun kurtulması gibi. Demokrasiye vurulan her hain darbede birileri gidiyor, kapanıyor, tarih oluyor ama CHP'ye bir şey olmuyor. Bu sert bir ifade ile yazarsam; ya CHP'nin demokrasi düşmanlarıyla işbirliği olduğunu gösterir, ya da demokrasiye yapılan saldırıdan sağ çıkması nedeniyle demokrasiye dahil olmadığını gösterir. Buraya kadar yazılanları özetleyecek bir cümle kurmam gerekirse söyleyeceğim şudur: CHP siyasi bir gereksizliktir ve kapanmalıdır, kapatılmalıdır demiyorum kapanmalıdır. Kapatma davası açacak olsan “kullanışlı yargı” yok ayrıca hakkında “yaptı” denilecek bir şey de yok. Bir ömür boş bir hayale harcanmış durumda. Sosyalizmin sosyal demokrasinin ve solun hiçbir noktasına dokunamayan ama kendini bunlardan sanan son derece cahil bir kitleye hitap etmesinin kimseye faydası yok.
Afiyet Olsun


312 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SELF LİFE - 09/10/2019
SELF LİFE
MİSİSİPİ ZEYTİNİ - 02/10/2019
MİSİSİPİ ZEYTİNİ
NETEKİM YA DA POSTAL - 18/09/2019
NETEKİM YA DA POSTAL
EYLÜL RENGİ - 11/09/2019
EYLÜL RENGİ
OKULLU OLMAK - 04/09/2019
OKULLU OLMAK
GÜZ ÖZLEMİ - 28/08/2019
GÜZ ÖZLEMİ
KAYYUM - 21/08/2019
KAYYUM
UÇAK DERİSİ - 07/08/2019
UÇAK DERİSİ
AŞŞA YELİ - 31/07/2019
AŞŞA YELİ
 Devamı
Saat