Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret530117
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
HALKIN İSMİ
09/05/2018
Merhaba,
Mevcut anayasal rejimi yıkmaya kalkışmak, bunun için örgütlenmek, bunun olması için eylemler yapmak, nihai amacının bu olduğunu herkesin bileceği şekilde rejime saldırmak suçtur. Anayasal rejim ülkemizde genellikle asker eliyle yıkılır. Sonra asker gerekli gördüğü keyfi zamanın geçtiğine kanaat getirir ve sözde sivil hayata geçilir. Anayasal rejimin yıkılmış olduğunu gösteren en büyük delil ise her askeri müdahaleden sonra yeni Anayasa yazılmasıdır. Askerin yaptığı müdahalelere “darbe” diyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere bu darbe mevcut rejime vurulmuş ve onu alaşağı etmiştir.
Bir de kendine devrimci diyen, rejimi değiştirmeyi düşünen ama bunu devletin ordusu gibi, elindeki gücü kullanarak ve buna hakkı olduğunu düşünerek değil, daha romantik argümanlarla yapmak isteyenler var. Bunlar devrim yaparak rejimi değiştirince, ya da yaptıkları şeyi kokuşmuş sosyalizm sosuna bulayınca sevimli görüneceğini zanneden romantiklerdir. Neyse ki dünyada sayıları azdır. Devrim nedir diye sorduğunuzda asla tanımlayamazlar ve şu klişeyi seslendirirler: Devrim bir süreçtir, devrim sürekliliktir ve asla bitmez. Yani bunların darbesi, şey yani devrimi hiç bitmezmiş. Her gün yeni bir şey devrilirmiş. Benim hatırladığım en son; bunların pek sevdiği Lenin in heykelleri devrilmişti her yerde. Bir de şu var: Devrimcinin vatanı olmazmış. Bu yüzden Arjantinli bir devrimci olan Che önce Küba için savaşmış, sonra tüm güney Amerika halkları için savaşacakken Bolivya da yolun sonuna gelivermişti. Bu durum devrim mevzusunu moda tabirle trend haline getirmiş oldu. Şu an için de devrim temalı muhabbetlerin olmazsa olmazı Che'dir. O kadar etkili bir ideolojik miras bırakmıştır ki; uğruna can verdiği Sosyalizm hiçbir güney Amerika ülkesinin rejimi değildir. Yalnızca Küba da devam eden Castro hanedanının saltanatı Sosyalizm diye yutturulmaya çalışılmaktadır. Yönetim Castro sülalesinindir, Fidel ölünce kardeşine geçmiştir o ölünce de şimdiden belli olan bir isme geçer gider. Yani Küba da demokrasi yoktur. Sosyalizm dedikleri şey de bir ailenin hüküm sürdüğü despotik bir derebeyliktir. Küba da insanlar ayda 50 dolar kazanıyormuş ama mutluymuş. Çünkü sağlık hizmeti bedavaymış. E güzel, peki başka? Hepsi bu işte. Küba ya 200 mil uzaktaki Miami de ise günde 50 dolar kazanan bile mutlu değilmiş. Mutluluğun sebebi Sosyalizmmiş ve tabi ki bedava sağlık hizmeti. Hasta değilseniz bile terliyken su içerek, cereyanda kalarak, ıslak saçla rüzgarda dolaşarak veya günde 4-5 arabanın 15 km hızla geçtiği bir sokakta trafik kazası geçirerek sağlık hizmeti alıp mutlu olabilirsiniz. İşin en ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Domuzlar körfezi çıkarmasından sonra araları açılan Küba ve ABD arasında yaşanan kaçak trafiği. Ayda 50 dolarla mutlu olan tarafın insanları sürekli olarak günde 50 dolarla mutsuz olunan yere kaçmaya çalışıyorlar. Henüz ABD tarafından Küba ya kaçıp mutlu olmak isteyen olmadı. Ama sorsan insanlar mutlu, herkes gülümsüyor, bakardisini yudumluyor.
İşte bu romantik akıma kapılan dünyanın her yerinde devrimcilerin ortaya çıkmaya başladığı yıllarda bizim de bir hatıramız var ülke olarak. Deniz, Yusuf ve Hüseyin birlikte düşünüp taşınıp THKO diye bir şey kurdular. Sondaki O harfi ordu. Gerisini boş verin. Bunlar bu ordu ile Türkiye'ye bağımsızlık getireceklerdi. Tamam, getirin, başımız gözümüz üstüne. Ama bunu rejimi değiştirerek yapacaklardı. Bu üç cengâverin istediği rejim, Marksist Leninist ideolojinin ülkemize uygun gördüğü rejim olacaktı. Uygun gördüğü diyorum; çünkü bu üç saf genç bu ideoloji masalı altında birileri tarafından kullanılıyordu. Kullanıldıklarını hiç düşünmüyor, aksine onlara destek veren bu gücü “yoldaş” olarak görüyorlardı. Pardon, hani bağımsız olacaktık. Senin yoldaş ne derse o oluyor. Olmadı. Yoldaşın dediği gibi de olmadı. Deniz ve arkadaşlarının düşündüğü gibi de olmadı. Çünkü arkasına “halk” desteğini alamamış hiçbir hareket, isminde “halk” olsa da yolu tamamlayamaz. Bu üç genç için yolun sonu çabuk gelmiş ve hayatları sona ermişti. Bu gün onların idamı için oy kullanan ve adında “halk” olan bir partinin şimdilerde bu gençleri sahiplenmesi; onların aslında bir yol haritası olmadığını ve yine yolda kalacağını göstermez mi?
Afiyet Olsun


632 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı