Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 29° 22°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.71744.7363
Euro5.52015.5422
Takvim
Satılık Gayrimenkul

HASAN KURTULAN

HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
AF MESELESİ
16/05/2018
Yaptığım araştırmada, Cumhuriyet tarihinde 10 defa genel af yasası, 4 defa genel affa ek yasa ve çok sayıda da daha küçük çapta af yasası çıkartıldığını öğrendim. En son 2000 yılı ve 2002 yıllarında çıkartılan şartlı salıverilme ve cezaların ertelenmesine dair yasalarla birlikte ortalama 6,5 yılda bir af çıkartılmış.
Uygulanan aflarda, görebildiğim ortak hususlar var, ilki, ekseriyetle Devlete karşı suçlar affedilmezken, kişilere karşı işlenen suçlar affedilmiş, ikincisi, kısmi çıkartılan aflar her zaman genişletilmiş ve hiç akla gelmeyen, hatta affedilmesi düşünülmeyen kesimler bile af kapsamına alınmış, üçüncüsü af dedikodusu duyulduğunda, bir şekilde çıkmış, dördüncüsü ise, çok küçük bir kesim hariç, af kanunları affı çıkartanları bile memnun etmemiştir.
Mevcut durumda sayın Devlet Bahçeli'nin önerisiyle, af çıkacak gibi görünüyor. Kader mahkumu olarak adlandırılan bir kısım insan olduğu doğrudur, hataen ya da kastı olmadan hata etmiş pek çok insanın içeride olduğu da doğrudur. Af bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak işin bir de mağdur, mazlum durumda olan tarafı vardır, suçun işlenerek zarar gören, mazlum taraf vardır.
Devletin erklerinden en önemlisi olan yargılama yetkisi, toplumun ya da kişilerin aleyhine, zararına yapılmış iş ve eylemlerin cezalandırılmasında kullanılmaktadır ve zaruridir.
Cezalandırmaktan maksat nedir? Öncelikle aynı suçun, suçlu ya da başkaları tarafından tekrar işlenmesine engel olunması, caydırıcılık hedeflenmelidir. İkincisi, suçun mağduru olan tarafın ve toplumun vicdanen müsterih olmasının sağlanması, halk arasındaki tabirle, yüreğinin soğumasıdır. Üçüncüsü ise, bizzat suçlunun, yaptığından dolayı başına gelenlerle ıslah olması, çektiği ceza sebebiyle hatasını idrak etmesi, olgunlaşması ve vicdanının yatışmasıdır.
Mevcut Ceza sistemimizin bu maksatlara ne kadar hizmet ettiği tartışmalıdır. Kanaatimce, mevcut ceza sistemimiz bu amaçları yerine getirmekten çok uzaktır. Son yıllarda, gerek uzlaştırmacılık, gerek arabuluculuk gibi yeni sistemlerin getirilmesi, toplum hizmeti olarak verilen bazı yaptırımlar, denetimli serbestlik ve hükmün geri bırakılması uygulamaları nispi bir rahatlamaya yol açsa da maalesef yeterli değildir, daha alınacak epeyce mesafe vardır.
AF KONUSUNDAKİ TEKLİFİM
Çıkartılacak af yasasının yukarıda saydığım temel maksatları temin etmesi, yapılacak uygulamanın, milletimizce ve özellikle de suçun mağduru durumundaki taraflarca da kabul edilebilmesi, kamu vicdanının teskin edilmesi, affın toplumsal barışa hizmet edebilmesi, affedilecek suçluların topluma kazandırılması ve tekrar suça bulaşmamaları için;
Devlet kendine yönelik işlenmiş suçları ve Kamu davalarını mutlaka af kapsamına alsın. Bu devletin yetkisi ve yöneticilerin vicdani sorumluluğundadır. Bunun şartlarını, altyapısını hazırlamak siyasetçiler ve hukuk insanlarının yükümlülüğüdür. Son dönemde özellikle 15 Temmuz'dan sonra toplumda biriken gerilim ve negatif elektrik böylece boşaltılabilecektir. Özellikle devletin ve hukuk sistemimizin hazırlıksızlığı ve konjonkturel şartlardan dolayı alt seviye, sempatizan konumunda olup kamu vicdanında yeterli görülmeyen delillerle ceza almış ya da halen davası devam eden insanlar kapsama alınmalı, devlet babacan tavırla onları kucaklamalıdır.
Kişilere yönelik işlenen suçlarda ise, olayın Kamu davası tarafında devlet istediği gibi af edebilir ancak mağdur/mağdurlara yönelik olarak kesinlikle af çıkartma hakkının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür durumlarda, kişilere yönelik suçlara şartlı af getirmelidir. Suçun mağdur tarafı ya da velisi/yakınları tarafından muvafakat istenilmelidir. Böylece, suçlu taraf kendini affettirebilmek için harekete geçecek, yenilmiş bir hak varsa rızasıyla iade edecek, belki tazminat ödeyecek, insanlar arasındaki gerginlikler azalacak, düşmanlıklar azaltılacak, belki de bazı durumlarda dostluğa dönüşecektir. Af şartlı getirilirse, cezalandırmadaki maksat yerine gelmiş olacaktır. Hem suçlu gerçek bir pişmanlık yaşayacak, bir daha bu tür bir hata yapmama konusunda dersini alacak, hem mağdur tarafın mağduriyeti azaltılıp vicdanı teskin edilecek, hem de toplum vicdanı rahatlayacaktır.
FİLİSTİN
“Haydut Devlet (!)” namıyla bilinen İsrail, kukla mı yoksa kuklacı mı olduğu yumurta-tavuk paradoksu kadar tartışılan ABD'nin desteğiyle, bu “eşkıya devletçik”'in kuruluşu, daha doğrusu Filistin'in işgal ve ilhak edilmesinin yıl dönümünde, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması bahanesiyle yine katliam yaptı. Çoğu çoluk-çocuk 60 kadar Filistin'li şehit edildi, 3 Bin kadar yaralı var. Bu kadar hayvan öldürülse ayağa kalkan dünya, Müslüman Filistin'li kardeşlerimizin ölümü için bu iki katil devlete “teessüf” bile edemedi.
Bu durum bana, her zamankinden daha çok çalışmamız, özellikle savunma sanayiinde ilerlemeye, gelişmeye, güçlenmeye mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Adaleti yerine getirebilmemiz için, güçlü olmamız, çok daha güçlü olmamız gereklidir.
Mevcut Dünya düzeninde haklı olmak yetmiyor maalesef, hem haklı, hem de güçlü olmak gerekiyor. Bu maksatla, özellikle Hükümetimizin uzun yıllardır ağırlık verdiği, savunma sanayii yatırımlarına kamuoyu olarak destek vermemiz şart.
Filistin meselesinde, toplumumuz, iktidarıyla muhalefetiyle mazlumdan yana tavır almış olup son günlerde yaşanan olayda da bu şekilde tezahür etmiştir. Doğru tavırları nedeniyle bir seçmen olarak hepsine teşekkürlerimi sunuyorum.
İSRAİL
Coğrafi olarak hemen yanıbaşımızda, tarihi olarak Osmanlı bakiyesi olduğundan geçmişte vatanımız olan, batılıların adlandırmasından hoşlanmasam da, Ortadoğu olarak adlandırılan bölge, bizim için her hangi bir şehrimiz kadar önemli ve değerlidir. Gerek dini, gerek milli, gerek tarihi gerçeklikler yönünden bunu inkar etmemiz, yokmuş gibi davranmamız mümkün değildir.
Ortadoğu'da problemin adı bizatihi İsrail terör devletidir. Uluslararası ilişkiler bakımından Devlet ve Hükümetimizin bu kadar rahat davranıp söz söyleyemeyeceğini idrak etsem de, milletimizin ekseriyetinin benim gibi düşündüğüne eminim. Bu haydut devlet(!), Filistinlilerin vatanlarını cebren ele geçirmiş, işgal, ilhak ve yayılma politikasıyla alan büyütmüş, ABD ve birkaç devletin desteğiyle tanınmış ve BM dahil pek çok uluslararası örgüte üye edilerek yeri sağlamlaştırılmış, adeta hazine arazisine kurulmuş gecekondu gibi bir devlettir.
Haydut devletin yaptığı mezalimin karşısında, dünyanın önemli bir kısmı hiç ses çıkarmaz ya da mahcup bir edayla, “yapılmasa iyi olur” kıvamında itirazlar, en fazla, kınama ya da lanetleme mesajlarında kalmaktadır.
Mevcut durum itibariyle, yok sayamayacağımız bir durum söz konusu olduğundan, mecburen Milletlerarası Hukuk kurallarına göre hareket edilmesi zaruridir. Gazi Üniversitesi Hukuk bölümü hocası Prof. Dr. İzzet Özgenç ( @izzetoezgenc ) tarafından yapılan “İsrail'in bir devlet olarak tanıma
kararının geri alınması” önerisi mevcut olup şahsım adına bu teklifi destekliyorum. Türkiye Cumhuriyeti, geçmişteki devlet olarak tanıma hatasını düzeltmeli ve bu eşkıya sürüsüne en fazla İspanya'daki Katalonya seviyesinde muhatap olmalıdır.
SEVİYE
Siyaset ya da futbol vb alanlarda, özellikle sosyal medya üzerinden karşılıklı saydırmak için seviye o kadar kaybedildi ki, artık midem kaldırmıyor. Son derece saçma sapan caps denilen ekran görüntüleri/görüntülere bindirilmiş aptalca sözler/şekiller, muhalif değil düşman olsa söylenmeyecek sözler, yüz yüze söylense, derler ya “kan çıkacak” laflardan ben bıktım, muhtemelen sizler de bıkıp usanmışsınızdır. Taraflara hassaten rica ediyorum, lütfen taraftarlığınızı biraz nezaket, edep, biraz zeka, biraz zerafet katarak devam ettirmeyi deneyin, bu herkes için daha iyi olacak ve toplumsal iyiliğimize katkı sağlayacaktır. Ayrıca, ikna etmek istediğiniz bir kişinin aklına hitap etmeniz gerekir, bu şekilde nefsine hitap ederseniz, misliyle tepki alır, kendinizce haklı olan davanızı da anlatamamış olursunuz.


Paylaş | | Yorum Yaz
188 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MUT'A İKİ VEKİL YAKIŞIR - 23/05/2018
MUT'A İKİ VEKİL YAKIŞIR
SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR! - 09/05/2018
SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR!
GENÇ HEMŞEHRİLERİME! - 18/04/2018
GENÇ HEMŞEHRİLERİME!
EKONOMİDE DENİZ BİTTİ Mİ? - 11/04/2018
EKONOMİDE DENİZ BİTTİ Mİ?
TAKTİK VE STRATEJİ - 04/04/2018
TAKTİK VE STRATEJİ
YENİ DÖNEM HAKKINDA - 28/03/2018
YENİ DÖNEM HAKKINDA
VAZGEÇMİYORLAR, BİZ DE VAZGEÇMEYECEĞİZ! - 14/03/2018
VAZGEÇMİYORLAR, BİZ DE VAZGEÇMEYECEĞİZ!
MUT'LU OLMAK MUTLU OLMAYA YETMİYOR! - 07/03/2018
MUT'LU OLMAK MUTLU OLMAYA YETMİYOR!
AŞIRI BORÇLU-MU-YUZ!? - 28/02/2018
AŞIRI BORÇLU-MU-YUZ!?
 Devamı
Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret297894
Üyelik Girişi