Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam60
Toplam Ziyaret530396
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
KANIMIZA EKMEK DOĞRUYORLAR, HİÇ BİR ŞEY YAPMAYACAK MIYIZ?
13/06/2018
Geçmiş yazılarımda ilçemizin ekonomik anlamdaki meselelerini, gelir dağılımındaki sıkıntılar ve bunların ortaya çıkarttığı sosyal ve ekonomik problemleri yazmaya çalıştım. 
03.05.2017 tarihli “Sivil Toplum Kuruluşları Ne iş Yapar?” başlıklı yazımda;
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NE İŞ YAPAR?
“STK'lar temelde, “herhangi bir kâr amacı gütmeden, belli hedefleri gerçekleştirmek amacıyla, çeşitli nitelikteki gönüllü insanların oluşturduğu ve resmî kurumların etkisinden uzak faaliyet gösteren kuruluşlar” olarak tanımlanmaktadır.
Her ne kadar kuruluşları Kanun, Kararname, Yönetmelik, Tüzük vb yasal mevzuata dayalı olsa da Sanayi ve Ticaret Odaları, Esnaf Odaları, Ziraat Odaları da yukarıdaki tanım çerçevesinde birer Sivil Toplum Kuruluşudur ve hizmet vermeleri gereken kitlenin maddî ve manevî menfaatlerini gözetmek, uzun vadeli hedefler ve projeler geliştirmek, hizmet verdikleri grubun ufkunu açıp yol göstermekle sorumludurlar.
Mut'ta bulunan bu yarı resmi STK'lar (Sanayi ve Ticaret Odası, Esnaf Odası, Ziraat Odası vb), kuruluş amaçlarına uygun olarak, 
Hizmet verdikleri kitleler için neler yapmaktadır?
Hangi projeler ve ufuk açıcı, yol gösterici işler yapmışlardır?
Hizmet verdikleri kitleyi geliştirmek için ne tür eğitimler düzenlemiş, ne türden projeleri devreye almışlar, hedef kitle ile hangi tür istişareler içine girmişlerdir?” 
17.05.2017 tarihli “İlçemizdeki STK'lar Ne Yapmalı?” başlıklı yazımda ise,
İLÇEMİZDEKİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NE YAPMALI?
“Ülke çapında sayısı belirsiz STK'ların ekseriyetle hayır hasenât işlerinde koşturanları bir kenara bırakılırsa, üyelerinin menfaatlerini korumakla görevli ve sorumlu olan yarı resmî STK'ların (Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları, Ziraat Odaları, Meslek Odaları vb) ise Yasalar ve alt düzenlemelerle üyelerinin refahı, iyilikleri ve menfaatlerini koruyacak şekilde hareket etmelerinin görevleri olduğu açıktır.
Medyadan izlediğimiz kadarıyla, Ülkemizdeki bir kısım STK, son derece aktif, proje bazlı, üyelerinin az önce bahsedilen şekilde menfaatlerini korumaya dönük çalıştıkları, adetâ bir lokomotif görevi görerek, kendi kitlelerini iyiliğe, refaha, zenginliğe doğru sürüklemeye çabaladıkları görülmektedir.
İlçemize gelince; Mut sevdalısı bir insan olarak, başta Odalarımız olmak üzere, STK larımızın yeterli bir çalışma yaptıklarını söylemek maalesef zordur. Daha önceki yazımda sorduğum soruya verilen cevaplara baktığımda, genel olarak aynı kanaatin yaygın olduğunu görüyorum.
Odalarımızın, güncel olaylarla, ekonomik faaliyetlerle, İlçemizin, insanlarımızın, üyelerinin geleceklerini ilgilendiren konularda oldukça pasif oldukları açıktır. Seçimden seçime gösterilen bir aktivite haricinde, seçim biter bitmez, tebrikler kabul edilip adeta uyku moduna geçilmekte, bir çeşit o akıllara geldiği haliyle, malum psikolojiyle hareket edilmektedir. 
Bu durum, genelde hemşerilerimizin, özelde ilgili meslek mensuplarının gelecekleri ve iyilikleri için kabul edilemez bir durumdur. STK'larımızın sayın yöneticilerinin silkinip kendilerine gelmesi, aslî fonksiyonlarına dönmek için gayret göstermeleri şarttır.
Yıllık 35-40 Milyon Dolar seviyesinde turfanda kayısı ihracatı yaptığımızla övünürken, bu kaysının neredeyse hiç katma değer (ambalaj, paketleme, soğuk zincir vb) sağlanmadan, hammadde fiyatına İlçemizden çıkmasına ne zaman isyan edeceklerdir?
Mevcut meyve sebze halinin hukuki statüsünün ve fizikî şartlarının düzeltilmesi, başta müstahsillerin haklarının korunması olmak üzere, ortaya çıkan cirodan Belediyemizin ve Devletin alacaklarının tahsilinin sağlanması, gerçek anlamda “kayısı borsası” haline getirilmesi ve bunun ülke çapında bilinirliğinin sağlanması için ne zaman harekete geçeceklerdir?
Yıllık On binlerce ton zeytin ve zeytinyağı üretimi yapmakta iken hâlâ dibimizdeki Mersin ve Karaman'a Mut'ta zeytin ve zeytinyağı üretimi yapıldığını anlatamamış olmanın ayıbı kimlere aittir?
Akdeniz'in debisi en yüksek ırmağı ilçemizden kilometreler boyunca geçerken, temel gelir kaynağımız olan tarım ürünlerimizin sulamasının bu kadar pahalı olmasıyla ilgili diyecekleri yok mudur? Alternatif projeler, maliyet azaltıcı, dolayısıyla kârlılık arttırıcı teklifler yapamazlar mı?”
14.06.2017 tarihli “Tarımda ne zaman harekete geçeceğiz?” başlıklı köşe yazımla, İlçemiz yetkililerine seslenip önderlik etmelerini istirham ederek, üreticilerimizin emeklerinin boşa çıkartılmasına engel olunması, üretilen ürünlerin hak ettiği değerlerde satılmasında regülasyon sağlayacak bir sistem kurulmasını talep etmiştim. Aşağıda belli bir kısmını tekrar paylaşıyorum;
TARIMDA NE ZAMAN HAREKETE GEÇECEĞİZ?
“Sayın Kaymakamımız, Sayın Belediye Başkanımız, Başta Ziraat ve Ticaret Odası olmak üzere ilgili Sivil ve Resmî kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere konunun tüm bileşenlerine bir çağrıda bulunmak isterim.
Acilen; kayısı, erik ve zeytinde Üretici Birlikleri, Ürün Alımı ve Satımı yapacak Kooperatifler, ürün piyasasını düzenleyecek, bir çeşit “Piyasa Yapıcı” pozisyonunda tüzel kişilikler oluşturulmalıdır. 
Piyasada yaşanan fiyat ve talep dalgalanmalarında devreye girecek ve gerekirse alım veya satım yapacak bir regülasyon sistemine acil ihtiyaç vardır. Bunu temin etmek için Kaymakamlığımızın ve özellikle Belediyemizin mevcut veya oluşturulacak bir Belediye İktisadi Teşekkülünün (B.İ.T), ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının da iştirak edeceği bir şirket oluşturulabilir. 
Yıllık yüz bin ton ürün üretmenizden çok o ürünü hangi şartlarda değerlendirdiğiniz, ambalaj ve markalaşma ile sağlanacak katma değerinizin olup olmadığı, yurt içi ve yurt dışı satış şartlarınız daha ön plandadır. 
Silifke Atayurt bölgesinde çilek satış kooperatifi neredeyse 30 yıldır kurulmuş çalışırken, daha dün kayısıya girmiş olan Silifke-Tarsus bu konulara girmişken, erik için Silifke de benzer yapı kurulmuşken, İlçemizin üreticisini bu kadar korunaksız bırakması, piyasayı başıboş bırakması kesinlikle kabul edilemez bir durumdur.” 
22.11.2017 tarihli “İmdat Hırsız Var!” başlıklı yazımda ise ;
İMDAT HIRSIZ VAR!
“İlçemizin tarımsal üretimi ve bu üretimdeki sorunlarını daha önce bir çok defa yazdım. Çözüm için, üreticilerin örgütlenmesi, üretici satış kooperatifleri ve birliklerinin kurulması, Başta Kaymakamlık, Belediyemiz ve Tarım İlçe Müdürlüğü olmak üzere Resmi kurumlarla, Ziraat Odası, Ticaret Odası, gibi STK'ların dahil olduğu yerel yapılanmalara ihtiyaç olduğu herkesin malumudur.
İlçemizdeki başlıca ürünler olan Kayısı, erik ve zeytindeki durumumuz da malumunuzdur. Olayın tarafı olması gereken Kurum-Kuruluşların İlçemizin ekonomik can damarı söz konusu ürünlerle ilgileri,  sezon başında rekolte tahmin etmek ve iyi dileklerini dile getirmekten ibaret maalesef. Bu durum uzun yıllardır bu şekilde devam ediyor, sezonda fiyatlar iyi giderse, “iyi gidiyor”, düşük olursa “fiyatlar çok düşük” diye beyanatlar veriliyor.
Ürünlerimizin kilogramında 1 TL fark hemşerilerimizin, üreticilerimizin 150.000.000 TL (YÜZELLİMİLYONTÜRKLİRASI) nın alınması, yok edilmesi, gasp edilmesi, ÇALINMASIdır.
Sebebi her neyse, kimden ya da kimlerden kaynaklanıyorsa, konunun muhatapları, süreklilik ve istikrar için zeytin tüccarları bile bu konuda bir araya gelmeli ve bu durum örgütlenerek durdurulmalı. Aksi halde önümüzdeki yıllar maalesef çok daha fazla manipülasyona, üreticimizin alın terinin çalınıp çırpılmasına gebe olacaktır. 
Oturulan koltuklar, makamlar “şikayet etme mercii” değil, çözüm bulmak içindir. İlçemizde hayvancılık neredeyse bitti, bitkisel üretimin de bitmesi mi bekleniyor?” 
Diye görüş bildirmişim.
“Lafın tamamı Deliye söylenir” diye bir atasözümüz var, akıllı insanın söylenenden ibret alması ve reaksiyon vermesi gerekir, Atalarımıza rahmet olsun.
Tüm yazılanlar, söylenenlerden sonra her hangi bir değişiklik, hareket oldu mu İlçemizde? Bilmem, ben duymadım, varsa sizler hatırlatın, yapanlara dua edeyim ve buradan iftiharla ilan edeyim.
Tüm yazılarımda bilgi birikimim ve tecrübemi bu proje için hizmete sunmaya hazırım dedim, hâlâ aynı noktadayım, hizmete hazırım.
Birilerinin kalkıp hemşerilerimiz için bir şeyler yapması lazım! Mal canın yongasıdır, üreticimizin bin bir emek ve masrafla yetiştirdiği başta kayısı olmak üzere ürünlerimizi mevcut kapitalist, vahşi, acımasız sistemin ellerine bırakmamalıyız. 
Kayısının neredeyse toplama ücreti seviyesine inen fiyatları, üreticinin malı bahçede bırakmasına sebep olmaktadır. Acilen bir eylem planı oluşturulmalı, gerek piyasa şartlarının iyileştirilmesi, gerekse ürünlerimizin farklı alanlarda değerlendirilip, ürün çeşitliliğine gidilerek genel fiyat seviyesine destek olunması Mut'umuzun bir numaralı meselesidir, Siyasilerimizin de hassasiyet göstermesini beklemek biz seçmenlerin hakkıdır.


930 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı