Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret530403
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
KARARIM...
20/06/2018
24 Haziran Seçimleri geldi çattı, son birkaç güne girdik. Ses, görüntü ve çevre kirliliği açısından nispeten daha iyi bir kampanya oldu sanki. Belki de, Yasal düzenleme yapılmak suretiyle partiler arası ittifak yapılmasının yolunun açılması, bir çeşit propaganda tasarrufuna yol açtı. Neyse gelinen nokta bizler için olumludur.
Seçimler hepimizi bir karar vermeye mecbur ediyor, Cumhurbaşkanı adaylarının yanı sıra, çok sayıda parti ve milletvekili adayı var ortalıkta ve seçmen olarak bunların arasından tercih yapmak,, Ülkemizin, şahsımızın ve çocuklarımızın geleceğini şekillendirmek üzere bir Cumhurbaşkanı adayına, partiye ve Milletvekili adaylarına oy vermek durumundayız. Bu anlamda oy vermemek belki bir haktır ama mevcut şartlarda sorumluluktan kaçmak ve doğru karara bireysel katkı vermemek olarak yorumlanabilir. “Kim var?” denildiğinde, etrafına bakmadan “Ben Varım” diyebilmek gerek bu aziz vatan ve millet için.
Bu çerçevede kendi kararımı oluştururken bir muhasebe yapma gereği duydum. Prensip olarak, hayatım boyunca asla ve kat'a, kayıtsız şartsız birilerinin arkasına takılmadım. Hele irademi ve aklımı birilerine emanet edip onların irade ve akıllarıyla hareket etmedim. Bu tür bir hayatı tercih eden malum kitlelerle bu sebeple pek anlaşamadım. Cenab-ı Hak, Zümer Suresi 18.ayette övdüğü kullarından bahsederken “Onlar ki sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar” buyurur. Ayrıca pek çok yerde ise aklı kullanmanın önemine atıflar yapar. Ben de acizane öyle davranmaya gayret ettim.
En iyi bildiğim iş olarak ekonomi ve finansı görürüm. Ekonomi, hayatın belki de en önemli alanı. Bu çerçevede, 24 Haziran seçimleri için partilerin seçim beyannamelerindeki ekonomi ve finansla ilgili taahhüt, beyan ve vaatlerini inceledim, görüş ve tahminlerimi paylaşmak istiyorum.
AKPARTİ
İktidar Partisi açısından, 16 yıllık geçmişi boyunca yaptığı pek çok uygulamalar, aldıkları kararlar ve izledikleri politikalar açısından belirsizlik söz konusu değildir. Olsa olsa, geçmişteki eksik ya da hatalı uygulamalar sebebiyle oluşan problemlerin giderilmesi ve global ekonomik konjonktürde gelişen durumlara yönelik tedbirler söz konusu olabilir.
AK Parti'nin seçim beyannamesi ise heyecanlı ve çok sayıda proje içeriyor. Halen yürütülmekte olan projelerin tamamlanması yanı sıra çok sayıda ilave hizmet ve proje söz konusu. 2023 hedefleri çerçevesinde İstihdamın arttırılması, işsizliğin azaltılması, enflasyonla mücadele, cari açık mücadelesi, kalıcı istikrara yönelik adımlar gibi ciddi bir hazırlık yapılarak kamuoyu önüne çıkılmış. Beyanname her zamanki gibi “hizmet siyaseti” ağırlık verilerek hazırlanmış. Eksiklik olarak “beşerî siyaset” tarafının zayıf kaldığı görülüyor. Oysa AK Parti kuruluş yıllarında hizmet siyasetiyle birlikte, insanların gönüllerine hitap eden bir siyaset güdüyordu. Sonradan bu çizgisi sadece hizmete doğru kaydı.
Daha önce yazmıştım, Psikoloji biliminde önemli bir bilim adamı olan Maslow'un insan ihtiyaçlarının sırasını tanımladığı “ihtiyaçlar piramidi”ne göre temel ihtiyaçlarını gideren insan, hemen bir üst seviyeden taleplerde bulunmaya başlıyor. Yeme, içme, barınma gibi temel ihtiyaçlardan hemen sonra sosyal ve diğer beşeri ihtiyaçlar talep edilmeye başlanıyor. Bariz örnek olarak, bizim gibi ülkelerde en önemli olarak görülen problem ekonomi olduğu halde, mesela Danimarka'da bisiklet yollarının temizliği ya da evcil hayvanların beslenme sorunları olabiliyor.
Ülkemizde taş üzerine taş koyan herkese teşekkür borçluyuz, emekleri için teşekkür ederiz. Ancak, insanımızın ekonomik ve sosyal seviyesinin artmasının, taleplerini değiştirdiğini okumakta geciktiklerini görüyorum.
16 yıllık iktidar dönemlerinde, genelde kendilerini yenileyen ve sürekli koşmayı seven bir liderleri olduğu için iktidardan düşmeyen, hatasını fark ettiğinde geri adım atacak kadar pragmatist bir format taşıdı Ak Parti. Bununla birlikte, iktidar yorgunluğu, işletme körlüğü olarak tanımlanan, sürekli yapılan yanlışların zamanla normalleşmesi gibi sıkıntılardan kurtaramadı kendisini.
40 yaş altı nesil pek hatırlamaz, 1980 lerde rahmetli Turgut Özal'ın başında olduğu Anavatan Partisi (ANAP) hızla yaşlanıp yıpranmış, çevresi, daha da önemlisi teşkilatı iktidar nimetlerinden istifade etmek isteyen çıkar gruplarıyla dolmuştu. Hatta, özellikle Rahmetli'nin aile bireylerinin adıyla anılan alt gruplar ve çevreler konuşuluyordu. Siyasi literatüre bu durum “ANAP'laşmak” olarak girdi ve zaman zaman kullanıldı. Bu anlamda, yaşayan her organizma gibi yaşlanan ve yıpranan, bir takım asalaklarla etrafı sarılan AK Parti'nin mevcut durumuna, “metal yorgunluğu”ismini veren ve silkinip kendine gelmesi için bir takım müdahaleler yapan sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın bu müdahalelerinin yetersiz kaldığı kanaatindeyim. ANAP'laşma virüsü halen bünyeden atılabilmiş görünmüyor. Bu durum, halk nezdinde AK Parti algısını son derece olumsuz etkilemektedir. Yeni dönemde bu konu en acil gündem maddelerinden birisidir.
Yine daha önce yazdığım gibi, yeni dönemde özellikle Cumhurbaşkanımızın, daha bir babacan ve tüm toplumu kucaklayan, sahip çıkan bir görüntü vermesi çok önemlidir. Siyasette, bir muhalifi muhatap seçip ona yönelik adımlar atarak kendi seçmen kitlesini polarize etmek bir teknik olabilir-ki bana kesinlikle doğru gelmiyor-, yukarıda belirttiğim şekilde toplumun ilerlemesi ve gelişmesi dikkate alınarak bu politikanın revize edilmesi son derece zaruridir. Toplum, mümkün olduğu kadar ortak paydalar altında bir arada tutulmalı ve ekonomik, sosyal, psikolojik gücümüzün en etkin şekilde kullanımı sağlanmalıdır. Önümüzdeki süreçte, bölgesel bir savaş içine çekilmek istendiğimiz açıktır, ABD başta olmak üzere taraflar, bölgedeki PKK-PYD-DAEŞ vb taşeronlarıyla adım adım süreci devam ettirmektedirler. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarından sonra ABD ile diplomatik yoldan anlaşarak Munbic'e girmemiz stratejik olarak doğru ve başarılı adımlardır, devamı gelmelidir.
Ekonomi yönetiminin kısa süre önceye kadar çok başlılık görüntüsü veren yapısı derhal toparlanmalı, söylem ve duruşuyla gerek reel ekonomiye gerekse finans dünyasına güven veren bir ekiple devam edilmelidir.
AK Parti her zaman olumlu mesajlar veren bir propaganda yürütmüştür, büyük hedefler koyan, insanların refahına v doğrudan günlük hayatına dokunan projelerle iktidarını devam ettirmiştir. Bu çizgisini beşeri siyasetle süslemesi, gönüllere hitap etmesi hepimiz için hayırlı olacaktır.
MHP
Cumhur İttifakı bünyesinde kendi prensiplerinden hemen hemen taviz vermeden, vatanı ve milleti önceleyen, sakin ve soğukkanlı bir kampanya yürütmekteler. Özellikle Ak Parti'nin ekonomi vaatlerinden biraz daha fazla sosyal hakların tanınmasını vaat etmeleri de doğal karşılanmalıdır. Yeni dönemde ittifakın başarılı olarak sayın Erdoğan'ı yeni döneme taşıması halinde yönetime iştirak edecekleri kesin gibi görünse de ekonomi ekibinin ön plana çıkarılmaması sebebiyle fazla yorum yapma imkanı bulunmamaktadır.
MUHALEFET PARTİLERİ
Ana muhalefet partisi olarak, iktidara en yakın konumda bulunan CHP'nin genel olarak mevcut ekonomik durumu eleştiren ve yapılmakta olan projelerin maliyetlerine dikkati çekerek devam ettirmeme yönünde konuların beyannamelerinde yer aldığını görüyorum. Daha çok mevcut Cumhurbaşkanımızın kaybetmesine odaklanıldığı, bu amaçla yoğun şekilde negatif mesajlar verildiği görülmekte. Bunun dışında, çeşitli toplum kesimlerine yapılan ödemelerin arttırılması, bir kısım vatandaşlara yeni haklar sağlanması gibi ekonomik olarak karşılığı olması gereken vaatlerin sıralandığı görülüyor.
CHP'nin sayın Muharrem İNCE'nin şahsen sürüklemeye çalıştığı kampanyasına, alt kadronun yeterince öne çıkartılmadan kısmen katıldığını görmekteyim. Bu durum muhtemelen özellikle HDP nin barajı aşırılmasına yönelik bir taktik gibi görünüyor.
Burada, ülkemiz siyasi tarihinde, negatif mesajlarla hiçbir partinin iktidara gelemediği, iktidar olan partilerin genelde millete pozitif mesajlarla, gelişmeyi, kalkınmayı, refahı vaat ettikleri dikkate alınmalıdır.
Bunun dışında ise resmi olarak ittifak kurulmamakla birlikte halen hapiste bulunan kendi Başkanı (Selo diye isimlendirilmekte) tarafından “Öcalan Projesidir” diye tanımlanan HDP ile örtülü ittifak-emanet oy projeleri yürüttükleri dedikoduları bana göre kendilerine fayda yerine düşündüklerinden çok daha fazla zarar verecektir. 1991 yılında SHP ile o dönemki HEP/HADEP' lilerin ülkemize ve bizzat SHP ye getirdiği sıkıntıları hatırlatmak isterim.
Millet İttifakı bünyesinde bulunan diğer partilerin ise bu yöntemle baraj sorununu aşarak en azından Genel Başkanlarını ve belki birkaç kişiyi daha vekil olarak TBMM ye göndermelerine yeteceği görünüyor.
Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde temin edilen asayiş ve huzurun, geçmişte bire bir şahit olduğum, kaba güçle-silah zoruyla HDP ye oy toplama işine engel olacağından dolayı bölge genelinde oylarının ciddi oranda düşeceği, batıdan gizli ittifak partilerinden alacağı oylarla ucu ucuna da olsa barajı aşabileceği görünmekte, inşallah sonu hayrolur.
HERKESİN GÖRÜŞÜ SAYGIDEĞERDİR
Bu seçimlerde, hangi adaya ya da partiye gönlünüz yakın olursa olsun, mutlaka oy verme görevinizi yerine getiriniz. Hiçbir aday ya da partili kimsenin düşmanı değildir. Siyaseten rakip olmak başka, düşmanlık başkadır. Ufak tefek vukuatlar dışında, gayet sakin geçen bir kampanya dönemi oldu, bundan sonra da herkesin birbirine saygı göstereceği kanaatindeyim.
KARARIM
İktidar partisi AK Parti'ye eleştirilerimi yukarıda sıraladım, buna rağmen, mevcut dış ve iç konjonktür, dünyanın, bölgenin ve özelde ülkemizin ekonomik durumu, yaklaştığını düşündüğüm yakın savaş tehlikesi, somut olarak projeler ortaya koymasını dikkate alarak, halen yaşanmakta olan bir takım olumsuzluklar ve özellikle teşkilattaki sıkıntıları kısa sürede toparlayacağı ve yeni dönemde milletimizin babacan Cumhurbaşkanı olacağına inandığım, tecrübesine güvenip iyi niyetli olduğuna emin olduğum sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bireysel olarak destek olmak üzere oyumu kullanacağım. TBMM bünyesinde, sistemin kilitlenmesine yol açacak bir durumun yaşanmaması bakımından ve hemşerimiz sayın Zeynep Gül Yılmaz'ın güçlü bir şekilde TBMM ye gitmesi açısından milletvekili seçimlerinde oyum AK Partiye olacaktır.
Seçimin milletimize hayırlar getirmesini dilerim.


1061 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı