Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret530118
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
MAYISIN İÇİNDEKİLER
01/05/2019
Merhaba,
Biraz önce patron aradı.1 Mayıs Bayramımı kutladı. Bir gün önceden oldu ama; olsun varsın. Ben de tüm emekçilerin 1Mayıs bayramını kutluyorum. Zaman içinde sürekli tekrarlara rağmen akılda kalmayan “dünya falancalar günü” kıvamında bir gün değil 1 Mayıs. Akılda kalıcılığı, emeğin kutsallığı ve bu uğurda çekilen acıları hatırlatması ile de desteklenen özel bir gün. Ülkemizde yıllarca evvel Taksim de bir kutlama esnasında çok sayıda can kaybı yaşanmış olması nedeniyle de hüzünlü bir yıl dönümüdür aslında.1977 yılının 1 Mayısında 34 kişi hayatını kaybetmişti. O günden sonra her 1 Mayısta Taksim de gösteri yapmak isteyen gruplar ve buna izin vermeyen devlet arasında bir günlük polemikler oluşması da artık kanıksanmış bir döngüdür. Bir kez daha 1 Mayıs bayramını kutluyorum.
Mayıs ayı aslında bizim millet olarak yeniden doğuşumuzun işaret fişeği olan 19 Mayıs tarihini öne çıkaran bir ay olarak uzunca bir süre Samsun'a çıkış ritüeliyle milli bayram coşkumuzun adı olmuştur. Her ne kadar İngiliz işgali altındaki İstanbul'dan bir yolcu gemisi ile hiç rahatsız edilmeden “mavi tur” kıvamında yapılan bir yolculuk olsa da Samsun'a çıkış amaç olarak Kutsaldır. Kurtuluş Mücadelesini örgütlemek için Anadolu'ya geçip milleti bir araya getiren toplantı ve kongreleri düzenleyen Mustafa Kemal, Cumhuriyet yıllarında kendisine doğum günü sorulduğunda 19 Mayıs diye cevap vermiştir. Yani bizim için yeni bir devletin ilk adımı olan tarih, farkında olmasalar da işgalciler için “sonun başlangıcı” olmuştu. Burada yeri gelmişken bu toprakların vatanımız olması için ve burada yaşayıp çoğalmamız için canlarını seve seve veren, şehitlerimizi, savaştan sağ, ama eksik dönen gazilerimizi ve Başkomutan Mustafa Kemal'i rahmet ve minnetle anıyorum.
Mayıs ayı içinde bir de utanç tarihimiz var maalesef.27 Mayıs. Yıllarca özgürlük ve anayasa bayramı olarak kutlanan bir devlet ayıbı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana TSK'nin kendine uydurduğu bir görev vardı: Cumhuriyeti korumak ve kollamak. Bu görevi biraz daha açalım. İktidar da CHP varsa sıkıntı yok. Ama başka bir parti varsa TSK gelir darbe yapar. Cumhuriyeti korumuş ve kollamış olur böylece. Bu komedinin günümüzde bile tekrarlanmasını bekleyen moronlar halen aramızda yaşamaktadır.27 Mayıs darbesi bu tanıma hiçbir şekilde uymayan şerefsiz bir çapulcu sürüsünün ve onların başına geçmeyi kabul eden emekli bir askerin marifetidir. Yani 27 Mayıs TSK'nın “emir-komuta” zinciri ile yaptığı bir “kollama” görevi değil, kanunsuzluğu ve zorbalığı ismiyle müsemma olan bir CUNTA'nın işidir. Bunlar Cumhuriyeti korumamış, yıkmıştır. Dolaysıyla 1923 te kurulan Cumhuriyet 1960 ta O'nu koruyup kolladığını söyleyenler tarafından yıkılmıştır. Yeni bir anayasa yazılmasının nedeni de eski anayasanın, yani “TC ANAYASASININ” artık geçersiz olmasıdır. Eski Anayasa ile birlikte o anayasa ile yönetilen TC de yeni anayasa ile yönetilen yeni TC'nin geçmişi olarak tarihteki yerini almıştır. Bu anayasanın en iğrenç tarafı ise TSK mensubu bile olmadığı halde CUNTA ile cumhuriyeti yıkıp rejimi askıya alan bir insana Cumhurbaşkanı olma şansı vermesidir. Gerçi bu anayasa sadece 20 yıl yaşamış ve “Netekim” Paşa gelip Cemal Ağa'nın anayasasını çöpe atmıştır. Netekim lakabıyla bilinen kişi de Kenan Evren denen darbecidir. Bunun hazırlattığı anayasa da %90'lara varan bir EVET oranı ile kabul edilmiştir. Cemal AGA anayasasına sahip çıkan olmamıştır ki; bunu yapması beklenenler elbette “sizi ben bile kurtaramam” diyen sağır ve onun partilileridir. Ama sonunda gerçekten özgür kaldıklarında, korkudan ”evet” dedikleri Kenan Evren anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesine bile karşı çıkmışlardır. Bu reaksiyon bu grubun evriminde önemli bir sıçrama olabilirdi. Ama özgürlüğün; anayasa değişikliğine itiraz edebilmek değil,-korkudan “EVET” demek- olduğuna inanan beyinleri onları evrimsel sıçrama yerine genetiğine kronik biçimde işlenmiş ilkellikleriyle baş başa bıraktı. Bu öğrenilmiş çaresizlik ve yeteneksizlik seviyesi arasında kalan ve her iki taraftan da saldırıya uğrayan “ama o zamanki şartlar” repliğinin de geçmişten kurtulup günümüze gelememesinin asıl nedenidir.
Afiyet Olsun.


2419 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı