Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret386287
Takvim
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
OKULLU OLMAK
04/09/2019
Merhaba,
Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha başlıyor. Bütün öğretmen ve öğrencilere hayırlı olmasını ,başarılarının ve çalışmalarının karşılığını aldıkları verimliliğin devamını diliyorum.
Eğitim deyince biraz daha eskilere gidip kendi eğitim-öğretim hayatımdan pasajlar aktararak biraz nostalji yapmak, biraz da nereden nereye geldiğimize dair bir değerlendirme yapmak istedim. İlk kez okul ile tanışmam 5 yaşında olmuştu. Gazi ilkokulunun ana okuluna birkaç gün devam etmişliğim oldu. Mahalleden arkadaşımla annelerimiz bizi her gün okula götürür, biz de her gün okuldan kaçıp mahalleye gelirdik. Sonunda okul hayatımız sona erdi. Ertesi yıl Gazi ilkokuluna başladık. O zamanlar iki katli, üst katına dışarıdan merdivenle çıkılan hatta balkonu olan alt ve üst katlarında 7 şer derslik bulunan sarı boyalı bir binaydı okulumuz. Alt katta girişten sola dönüp koridorun dibine kadar giderseniz, kırmızı perdesi örtülü duran ve yalnızca müsamere denilen etkinliklerde açılan sahne benzeri bir yere gelirdiniz. İşte bu sahneye benzer yüksekliğin hemen sağ tarafı bizim sınıftı.1-B sınıfı. Öğretmenimiz Pars Akyüz isminde bir hanımdı. Şu aralar soyadı Aksu .Yani evlenmeden önceki soyadına dönüş yapmış öğretmenimiz. Sınıfımızdan hemen ilk yılda ayrılıp giden arkadaşlarımız da olsa kemik kadro diyebileceğim isimlerle 5 yıl birlikte okuduk. Bu isimler okul numaraları ile birlikte hep hafızamda durur.
              İlkokuldan mezun olduğumuz gün, yani okulun son günü öğretmenimiz de dahil olmak üzere hepimiz hüngür hüngür ağlamıştık. Hayatımda belki de ilk kez bir acı, ya da ağrı gibi fiziksel bir nedenle değil, duygusal bir nedenle ağlıyordum. Eminim tüm sınıf arkadaşlarımda aynı durumdaydı.. yaz gelmişti bu arada..
1979 güzünde Mut Ortaokuluna başladım. Kale ortaokulu da denirdi. Şimdi galiba Sağlık Meslek Lisesi olarak hizmet veren bina o tarihi ortamın ortasına aceleyle ve zorla kondurulmuş olduğu hissini etrafa yayan çirkin ve soğuk bir yapıydı. Tasarım kelimesi henüz icat edilmemiş bile olsa bu binadaki eksikliği bu icadı çabuklaştırdı. İki kademeli avlunun ikinci kademesinden de bir insan boyu yükseğe yapılan binanın çift kanatlı giriş kapısına on bir basamaklı bir merdivenle çıkılırdı. Derse girmeden önce sıra olunur, bu yükseltide bir öğretmen bizlere hitaben bir şeyler söyledikten sonra derse girilirdi. Girişte genişçe bir sahanlık, tam karşıda Atatürk köşesi ve klasik müsamere platformu vardı. Sağa dönünce bir koridor ve bu koridorda 6 kapı vardı. Bu kapılardan soldaki ilk kapı laboratuvar diğerleri dersliklerdi. Sabahçı –Öğlenci uygulamasının olduğu zamanlardı ve ben öğlenciydim. Yine koridorun en dibindeki sağdaki sınıf. Ama bu kez 1-D sınıfıydı. Girişteki sahanlığın solunda ise dört oda vardı. Bunlardan bir tanesi derslik, diğerleri ise Müdür, Müdür yardımcısı ve İdare denilen odalardı. En çok korktuğumuz şey “idareye verilmek” idi. Sanki giyotinle idam edilecekmişçesine korkutan bir söylemdi bu. Ve daha önce duymadığımız disiplin kurulu vesaire şeylerle bu binada tanıştık. Şimdi düşündüğüm zaman o okuldaki eğitimin eğitmekten ziyade korkutmak üzerine kurulmuş nihilist bir çerçevesi olduğunu anlıyorum. Mesela Cuma günleri son dersten sonra İstiklal Marşı söyleyip göndere bayrak çekilen törenimiz okul müdürünün gösterisi haline dönüşürdü. Zaten hazır olda bekleyen bizler, müdür beyin ”Mut Ortaokulu..” deyip biraz bekledikten sonra gırtlağını yırtarcasına rahaaaat!!!! Diye bağırmasıyla iyice gerilirdik. Bu gerginlik müdür beyin” azzzroooollll” demesi ile zirve yapar, müdür bey bir de “tikkkaaaaat” çekince müzik öğretmeninin anlamsız kol hareketleriyle İstiklal marşımızı söylemeye başlardık. İlk iki mısradan sonra gerginlik kaybolur ve hemen hemen herkes gülerdi. İstiklal Marşında gülmek suçtu ama gülerdik. Bazan gülerken yakalanıp kulaklarımızın hatırı sorulduğu da olurdu ama istisnasız her törende gülerdik. Bunun yansımalarını lisede iken ve hatta askerde iken söylediğimiz istiklal marşlarında gülen arkadaşlara rastlayınca anladım. İlla ki her yerde bizimki gibi bir müdür vardı ve asker gibi yönetmeye meraklıydı. O müdürlerden kalmadı galiba. Büyük ihtimal şimdi o müdür Kozlarda briç oynuyor olabilir. SSSannnnzatuuuuu!!!!
Afiyet Olsun.


268 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SELF LİFE - 09/10/2019
SELF LİFE
MİSİSİPİ ZEYTİNİ - 02/10/2019
MİSİSİPİ ZEYTİNİ
NETEKİM YA DA POSTAL - 18/09/2019
NETEKİM YA DA POSTAL
EYLÜL RENGİ - 11/09/2019
EYLÜL RENGİ
GÜZ ÖZLEMİ - 28/08/2019
GÜZ ÖZLEMİ
KAYYUM - 21/08/2019
KAYYUM
UÇAK DERİSİ - 07/08/2019
UÇAK DERİSİ
AŞŞA YELİ - 31/07/2019
AŞŞA YELİ
DARBE TURU - 17/07/2019
DARBE TURU
 Devamı
Saat