Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.92856.9563
Euro8.16198.1946
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam199
Toplam Ziyaret443135
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
SELF LİFE
09/10/2019
  Merhaba;
             Yorgun göz kapaklarını aralayan adam bütün gece uyumak için uğraşıp uyuyamamıştı. Şimdi kalkması gereken saatte uyku mu yoksa yorgunluk mu olduğunu bilemediği bir şey onu yatağa bağlayıp, kalkmasını engellemeye çalışıyordu.
          “Kalk ve hayatının son gününe merhaba de” dedi içinden bir ses. Bu içindeki çocuk dedikleri zevzek olmalıydı. Biraz düşününce hak verdi zevzeğe; her uyandığımız gün zaten son günümüz değil mi? diye duraksadı. Uyuma isteği azalmış, yataktan kalkma isteği artmıştı. Eyleme geçmesi gerekiyordu. Eylem dediğin de işte yataktan kalkacak, duş alıp giyinecek, balkondaki feslikan saksısına biraz su dökecek, her sabah sanki biraz daha ölen bitkiye bakarak şaşıracaktı. Yapraklarının toprağa yakın kısmındakiler sararırken,üst kısımlardaki yapraklar uçlarından itibaren eflatuna çalan bir renkle pertavsız tutularak yakılmış gibi görünüyordu. Oysa hala yapraklarına dokunulunca benzersiz kokusunu yayabiliyordu. Canlıydı aslında.
            Düşündü,30 yıl önce bu zamanlar ne yapıyordum nerdeydim diye. Biraz utandı hatırlayınca. Öğrenciydi, gurbetteydi ve eğer 30 yıl önce bugün hafta içi bir gün ise kesinlikle uyuyordum dedi. Gece yatmaz,sabah kalkmaz bir düzen içinde kendisi gibi düzene bağlı evinden uzak, öğrenci tayfası ile yetersiz eğitimleri olmayan bilgileri ile varoluşçuluktan tutun da evrim teorisine varana dek tartışıyorlardı. Tanrının varlığı, dinler ve bir takım mistik konular evrim tartışmasına dahil edilip alakasız konular, sanki birbirini tamamlıyormuş gibi harmanlanıyordu. Doğal olarak bol bira ve sigara tüketiliyor, sabaha karşı yatılıyordu. Öğlene doğru okula gidip yemekhanedeki ucuz yemek için sıraya giriliyor günler böylece geçiyordu.
Oldukça uzak bir şehre “okumak” için gitmiş, ama günlerini uyuyarak içerek ve geyik muhabbeti yaparak geçiriyordu. Günümüze döndü ve kendi kendine “utanmak yetmez, pişman da olmalıyım” dedikten sonra aklına sabaha kadar ders çalışıp sabah sınava gitmek yerine yatıp uyuduğu o soğuk kış günü geldi. Arkadaşları gitmişti. Kar yağıyordu ve tam karakıştı. Öğlene doğru eve dönen sınıf arkadaşı “oğlum ne kadar şanslı bir herifsin;sınav ertelendi” dedi. Uzun eğitim hayatında az da olsa böyle doğru karalar verebildiğini hatırlayıp pişman olma eylemini erteledi..
             Yürüyerek gazete aldığı dükkanın önüne kadar geldi. Gece kulübünde DJ lik yaptığı zamanlarda sabah iş çıkışında eve dönerken gazete aldığı, yatmadan o gazeteyi okuduğu havai günleri geldi aklına. O zaman hep “çok erken gitmek ve çok geç çıkmak zorunda olmadığı” bir işi olsun isterdi. Olmuştu işte. İşine çok erken nadiren giderdi. Nadiren çok geç çıkardı. Küçük bir dükkan ve düşük yoğunluklu bir iş tam ona göreydi. Neticede kendi işiydi. Yılda birkaç kez iş günü olmasına rağmen işine hiç gitmediği günler olurdu. Ya bir gün önce ;ve hatta günlerdir uyuyamamış olduğundan sabah kendini uykuya teslim eder, uyandığında da çok iyi hissederdi. Uyumuştu işte daha ne olsundu. Ya da ilerleyen yaşına aldırmadan 20 li yaşlarında olduğu gibi alkol tükettiğinden ertesi gün uyuduğu için değil, halsiz olduğu için yataktan çıkamaz ve işe gidemezdi. Bütün bunlar aklından hızlıca geçerken “akşam biraz rakı içsem” dedi kendi kendine. Biraz çatal cacık, hatta cacığın içine töğmeken de koymalı,ekşi yeşil elma,
Sonlara doğru biraz hicaz narı… hepsi bu. Neydi o eskiden başlangıç, ana yemek ara sıcak, soğuk meze sıcak meze, meyve, fırında helva.. derken kokoreç yerken, ya da çorba içerken bulurduk kendimizi.. Gerçi rakı içince acıkıyor insan. En sonunda Alikarnas'a telefon eder köfte söylerim, eve gelir. Bak iyi aklıma geldi varsa akşam geçerken 10-15 tane de midye dolma alayım diye gelecek planları yaptı. Gelecek planlarının artık bu kadar kısa vadeli olmasına sevindi. Çünkü hayatı boyunca başkaları onunda içinde olduğu planlar yapmış o içinde olmuş veya kendisi içinde umut ve hayalin birbirine karıştığı planlar yapmış, çoğunlukla ve hatta hepsi aksamıştı. Umut kelimesini aklından geçirince, kırık dökük çekimler yüzünden hep karanlıkmış gibi görünen eski bir Yeşilçam filminin hüzünlü repliğini mırıldandı: ”İçinde hiçbir ümit taşımayan isteklerin tümü aşktır” Derin ve yaralayıcıydı diye düşündü. Zamanla kapanan ama izi kalan yaralar gibi. Filmin ismi galiba “yarın ağlayacağım” veya buna benzer bir şeydi.. Zaten Yeşilçam ve diğer sinemaların “sanat” diye yaptıkları filmlerden genellikle sıkılırdı. Şimdilerde bir Nuri Bilge Ceylan varmış, filmleri bu facebook ta canlı yayın diye yol görüntüsü yayınlayan ergenlerin yaptığının 3 saat süren haliymiş, hatta yere düşüp yuvarlanan bir elma sahnesi 3 dakika sürüyormuş diye okumuştu. Atilla Dorsay yazmıştı, o bile beğenmemiş diye gülümsedi. Sonra telefonundan gelen ikaz sesi ile günümüze geri döndü. Watsap mesajı. Açıp baktı, yine o kadın değildi, yine yazmamıştı. Bir ruhsat görüntüsü gönderilmiş poliçe fiyatı soruluyordu. Hayırlı vazifeler dedi kendi kendine..
Afiyet Olsun


694 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DALAWERE ÜNİVERSİTESİ - 29/07/2020
DALAWERE ÜNİVERSİTESİ
SON ŞAMPİYON - 22/07/2020
SON ŞAMPİYON
YİNE, YENİ, YENİDEN - 15/07/2020
YİNE, YENİ, YENİDEN
TARİHGATE - 08/07/2020
TARİHGATE
YAYLA KOKUSU - 01/07/2020
YAYLA KOKUSU
KONTRAPLAK - 24/06/2020
KONTRAPLAK
KARA KITA’DAN YENİ KITA’YA - 17/06/2020
KARA KITA’DAN YENİ KITA’YA
MUHARREM (LEGEND) GERİ DÖNDÜ - 03/06/2020
MUHARREM (LEGEND) GERİ DÖNDÜ
BAYRAM DELİSİ - 27/05/2020
BAYRAM DELİSİ
 Devamı