Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret530112
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
BAYRAM YAZISI
30/10/2019
Merhaba,
Ülkemizin bütünlüğünü korumak için sınır ötesinde mücadele verdiği şu günlerde yine bir Cumhuriyet Bayramı kutladık. Aslında her zaman olduğu gibi; bayramın kutlanmasına izin verilmeyeceği gibi saçmalıkların ortada dolaşmasına da şaşırmadık. Kimse bayram kutlamaları yasak demedi. Cumhuriyet yok demedi. Ama kendi etki alanını milli bayramlar olarak belirleyen bir takım yaratıklar hemen devreye girdi. Yok, inadına cumhuriyetmiş, yok bu bize armağanmış, yok ilelebet payidar olacakmış falan filan. E kutladınız işte ne oldu. Kimse sizi engelledi mi? Bağıra çağıra şiirler okundu. Şiirin ruhuna hakaret eden böğürtüleri cumhuriyet şiiri diye dinlediniz de ne oldu.
Ben şahsen cumhuriyetçi değilim. Demokratım. Her şekle sokulabilen bir rejim olan cumhuriyetin dünyada onlarca çeşidi vardır. Kısaca değinelim mi? Çin Halk Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Güney Afrika Cumhuriyeti, artık eskide kalan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Vatikan Cumhuriyeti, Çek Cumhuriyeti, İrlanda Cumhuriyeti vs vs vs. Her türden ideolojinin etkisiyle şekilden şekle girebilen bir tanımdır Cumhuriyet.
Buna karşılık Fransa Hollanda, Belçika, İngiltere ve Danimarka, İsveç ve Norveç cumhuriyet değildir. Bazı çok bilmişlere göre; yani cumhuriyeti demokrasi zanneden bilmişlere göre cumhuriyet olmayan ülkelerde demokrasi yok mudur? Krallar herkesi asıp kesiyor mudur? Mesela İspanya kralı Juan Carlos; canı istediği zaman meclisi feshedip yerine yeni vekiller atayabiliyor mudur? Mesela Hollanda kraliçesi Beatrix çok istediği bir antlaşmanın imzalanmasına “hayır” diyen meclisi tümden görevden alıp bazılarını idam ettirebiliyor mudur? Başka bir şey mi geldi aklınıza? Mesela Lozan Türkiye Cumhuriyetinin tapusudur diyen çokbilmişler; Lozan imzalandığında Türkiye Cumhuriyeti var mıydı? Hani yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz dendiğinde Lozan imzalanmış mıydı, imzalanmamış mıydı? Yani 24 Temmuz'mu önce gelir, 29 Ekim mi? Cevabınız büyük ihtimalle 29 Ekim olmalıdır, yoksa o yestehlediğiniz “tapu” muhabbetini destekleyecek hiçbir şey bulamazsınız. Ya da her sıkıştığınızda yaptığınız gibi “O zamanki şartlarda Ata'nın emriyle Ekim ayı Temmuzdan önce geldi” mi diyeceksiniz? Olmayan bir devletin imzaladığını iddia ettiğiniz şey, daha sonra kurulacak bir devletin tapusu oluyor yani. Bugünden tezi yok ilerde alacağım rezidansın tapusunu şimdiden alacağım. mantığınızı sevin, ben seviyorum. Beni eğlendiriyorsunuz. Sağ olun.
Milli bayram olgusu birçoğu gibi benim de ilkokulda tanıştığım bir heyecandı. Saat 9-9.30 gibi başlayacak törenler için 7 de okulda olmamız istenirdi. Ve siyah okul önlüklerimizin üzerine bir şey giymemiz yasaklanır, kollarımıza beyaz renkli uyduruk manşetler takmamız istenirdi. Üşürdük ve genellikle yağmur yağardı ıslanırdık. Kıyafet komedisinin yanı sıra okul önünde sıra olup asker adımları ile epeyce uzaktaki top sahasına yürümemiz istenirdi. Kıyafet maskeli balo, yürüyüş uygun adım asker düzeni ama elimizde kağıttan bayraklar. Çok coşkuluyuz zaten. Gerek ses düzeninin kötü oluşu, gerekse okuyan çocuğun “en çok bağıran” olma gayreti nedeniyle anlaşılamayan şiirler törenin olmazsa olmazlarıydı. Hiç bir zaman bu törenlerde şiir okumaya heveslenmedim, talip olmadım. Çünkü en aptal şiiri en çok bağırarak okuyan çocuk okuldaki seçmelere katılıyordu. Ben o zamanlarda bile şiirin öyle okunmaması gerektiğini düşünür ama bunun aslında edebi değil hamasi bir ayrıntı olduğunu bilmezdim. İlkokul öğretmenim bu yüzden beni sıkça azarlardı. Kendisi de bağırarak şiir okunmasının doğru olduğunu zanneden klasik nesildendi.
Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu anlatan, bizlere Cumhuriyeti anlamamız için çeşitli örnekler vererek saltanatı ve Osmanlıyı kötüleyen öğretmenimiz, farkında olmadan başka bir saltanattan övgüyle bahsederdi. Bunu o zamanlar anlayamazdık tabii ki. Fakat şimdi anlaşılan odur. Ülkenin başındaki isimler değişmiş, saltanatın ismi de değişmiş, halk için bir şey değişmemişti. İşin enteresan tarafı sevgili öğretmenimizin bizlere 1919 yılında başlayan kurtuluş savaşımızı destansı biçimde anlatmadan önce Çanakkale savaşını uzun uzun anlatmasıdır. Malum; saat, şarapnel, Anafartalar vesaire. Kahramanımızın adı içinde geçseydi eminim Kartaca Savaşı da çok önemli olurdu. Bunu uzun sürelerde anlatırken ne kendisi ne de bizler bu Çanakkale Savaşının Osmanlı tarihine ait olduğunu, Kurtuluş Savaşı ile alakası olmadığını idrak edemezdik. Kısacası yazdırılmış tarihin abartılı üslubu ve cehaletin tavan yapması nedeniyle de olsa günümüzde bir çok sığır Çanakkale savaşını Kurtuluş savaşının bir parçası zanneder. Hatta isim vermeyeyim, şimdi mühendis olan bir arkadaşım, savaşın sonunda İngiliz donanmasının İstanbul'dan çekip gitmesinin Çanakkale'de uğradıkları hezimet olduğunu iddia etmişti. Tabii Çanakkale de yenilen İngiliz nasıl İstanbul'a gelip demir attı? Ya da İstanbul'a gelip demir attıysa Çanakkale de niye savaşsın ki? Veya hem İstanbul'da hem Çanakkale'de olması biraz tuhaf değil mi gibi soruları sorarak o mühendis beynini rahatsız etmedim. Lafın burasında ise aklıma hep “geldikleri gibi giderler” muhabbeti gelir. Sahi Çanakkale'de yenilen İngilizler bir süre sonra rahatça İstanbul boğazına gelip demirlediler ve dört yıl sonra da yine rahatça çekip gittiler ise bu işte bir tuhaflık yok mu? İstanbul'u ve boğazları işgal etmek için Çanakkale'de ağır kayıplar veren İngiltere; 1.Dünya savaşı sonunda galip devletlerden biri olarak gelip çok istediği İstanbul'a yerleşiyor. Sonra ,geldiği gibi gidiyor. Bunu takip eden yorumlarda hep “tek kurşun atılmadan” diye de eklenir. Niye gittiler? Bilen var mı? Neyse olsun bakalım. İyi bayramlar..Afiyet Olsun.


950 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı