Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret530390
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
YENİDEN İSTANBUL YAKLAŞIMI
13/11/2019

1998-2002 yılları arasında yaklaşık 4 yıl süreyle ülke olarak yaşadığımız ekonomik buhranda ortaya çıkan problemleri hatırlayalım;
Döviz kurlarında artış yani Türk Lirasının değer kaybı (devalüasyon), enflasyonun ve faizlerin üç haneli rakamlara zıplaması, piyasada nakit döngüsünün kaybolup paranın bankalara toplanması, senet kullanımının adeta kaybolması, çek kullanımının azalması ve karşılıksız çeklerin artması, gerek bireylerde, gerek şirketler arasında, gerekse bankacılık sistemiyle şirketler arasında güven bunalımının yaşanması, bankalarda ödenemeyen kredilerin hızla artması, yasal takibe düşen kredilerin adeta patlaması, İcra dosyalarında adet ve tutar olarak yükselişler, kapanan/iflas eden/devredilen işyeri sayısındaki artışlar, işsizliğin rekor kırması, vb pek çok şey daha sayılabilir.
Özellikle 2018 yaz döneminden bu yana yaşadıklarımıza ne kadar çok benziyor değil mi? Kapitalizmin pek çok ülkeyle birlikte bize de sömürü amaçlı saldırması bir yana dersimize iyi çalışmadığımız, kaynakların bol olduğu dönemi hovardaca harcadığımız gerçeği yaklaşık 1,5 yıldır her gün yüzümüze çarpmaktadır.
İSTANBUL YAKLAŞIMI
Bankacılık sektöründe 2002 yılına kadar olan sıkıntıların, takibe aktarmaların sistemi zorlamaya başlaması, özellikle de batan/batırılan bankaların varlığı ile birlikte siyasi otorite Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumunu (BDDK) kurdu ve bankaları biraz da zorlayarak süreçte zor duruma düşen reel sektör şirketlerinin finansal durumlarının düzeltilmesine yönelik olarak “İstanbul Yaklaşımı” diye bilinen bir takım tedbirler aldı. O döneme kadar kredi alan firmalarla ilgili kaygı duymayıp kaba tabirle patır patır kredileri geri çağırıp yasal takibe atan bankalar, ilk defa problem büyüyüp kendi malî durumlarını -rasyolarını bozmaya başlayınca, biraz da siyasi otoritenin zorlamasıyla, borçlu şirketlerin kredilerini yeniden yapılandırmaya/vadelendirmeye, hatta ihtiyaç duyan şirketlere ilave kredi sağlamaya başladılar. 
Yapılan düzenlemeler, Bankacılık Kanunu, “Finansal Yeniden Yapılandırma Yönetmeliği (FYY)” ve  muhtelif alt düzenlemelerden oluştu ve bir gelenek meydana geldi. O dönem için alınan tedbirler etkili oldu ve çok sayıda firma, iflastan/kapanmaktan kurtuldu, işler ortalama 24-36 ay içinde normalleşti.
Uygulamanın en önemli problemi yüksek montanlı kredilere uygulanmasıydı ve bir kısım bankalar (Kamu dahil) daha mütevazi firmalara uygulasa bile KOBİ lere olumlu yansıması çok sınırlı kaldı.
ANADOLU YAKLAŞIMI
2006-2008 döneminde yaşanan genel ekonomideki kısmi sıkıntıların ABD kaynaklı olarak “Mortgage krizi” olarak adlandırılan krizin ülkemize taşınmasıyla reel sektör firmaları tekrar dalgalandı ve bu defa KOBİ leri de kapsayacak şekilde FYY nin uygulanmasına “Anadolu Yaklaşımı” denildi.
Bankaların ve iş çevrelerinin daha önceki krizde edindikleri tecrübe ve yaşanan ekonomik türbülansın dış kaynaklı olması, ABD Merkez Bankası FED'in ekonomiyi krizden çıkarabilmek için trilyonlarca Dolar karşılıksız para basmasıyla küresel ekonomi toparlandı.
Anadolu yaklaşımında KOBİ lerin de kredi yeniden yapılandırılmaları sağlanarak millî servetimiz olan firmalarımızın batmasına engel olundu.
İSTANBUL YAKLAŞIMI V.2.0
Yaşadığımız süreçte, önce borç tutarı 100 Milyon Lira ve üzeri olan Firmalar için FYY devreye sokuldu, arkasından 25 Milyon Lira üzeri borçlu firmalar kapsama alındı ve en sonunda önce 18 Ekim 2019 da BDDK'nın, arkasından 8 Kasım günü de Rekabet Kurumunun onayıyla 25 Milyonun altında borcu olan firmaların da kapsama alınmasıyla piyasadaki tüm firmalar için (elbette teorik olarak) Finansal Yeniden Yapılandırma kapısı açılmış oldu.
BORÇLU FİRMALAR NE YAPMALI?
Özellikle KOBİ durumunda olup da banka borçları 5-10 Milyon Lira üzerinde bulunan firmalarımız, mevcut Finansal Yeniden Yapılandırma imkanlarından faydalanmak üzere harekete geçmelidir. Firmanın borçlarının normal hesaplarda ya da vadesi geçende olmasının çok fazla farkı bulunmamaktadır. 
Açıkça düzenlenmemekle birlikte, firmalarımızın hakkında iflas kararı alınmamış olması şartıyla, borcu yasal takipte bulunan, hatta Konkordato da bulunan firmalarımız da doğru bir süreç yönetimi, finans mühendisliği ve doğru bir senaryo ile hareket ederlerse bu imkandan faydalanabileceklerdir.
Böylece, işletmelerimiz faaliyetine devam ederek milli ekonomiye katkı sağlayacak, çalışanlarımız işsiz kalmayacak ve bankalar da alacaklarını tahsil edebileceklerdir.
5 yılı aşkın süredir bu konularda faaliyet gösteren Mutlu Değerleme&Danışmanlık firmamıza her türlü sorularınızı iletebilirsiniz. 


967 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı