Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam53
Toplam Ziyaret530389
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
EKONOMİDE 2019 VE 2020 YILI BEKLENTİLERİ
01/01/2020

2018 yılı Ağustos ayında yaşanan devalüasyonla ortaya çıkan ekonomik krizin etkileri, ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerle o zamandan bu yana toparlanmaya çalışılıyor. 
Atılan adımların bir kısmı doğru, bir kısmı fazla cesur ve agresif olmakla birlikte, atılan adımların kalıcı şekilde enflasyonu kontrol altında tutup tutamayacağı tereddütlü, özellikle devalüasyon kaynaklı fiyat artışlarının getirdiği fakirleşme, alt ve orta gelirli vatandaşların hissettikleri enflasyonun Kamu tarafından açıklanan oranların oldukça üzerinde olduğunda hemen herkes hemfikir.
Gelinen noktada, daha önce yazdığım tahminlerin çoğu gerçekleşti maalesef. Vergi artışları, fiyat ayarlamaları, Kamu hizmetlerine yapılan zamlar, ayarlanmış gibi hissettiren enflasyon oranına göre maaş artışlarına mukabil daha yüksek oranlı yeniden değerlemeler gibi hayatımıza pek çok olumsuzluk yansıdı.
YABANCI KAYNAK/KREDİ
Gerek özel sektör, gerekse bankacılık sektörü, yurt dışı finansörlerden temin ettikleri krediler için 530 baz puanlara (%5,3) CDS primi talep edilince (Kredinin Kasko sigortası gibi okuyun) Ekim ayı sonu itibariyle yurt dışı borçlarından 51 Milyar Dolarını geri ödemek durumunda kaldı. Bu tür bir geri ödeme sektörlerdeki nakit darlığını arttırdı elbette.
Kurun sakinleşmesi, üzerimize düzenlenen manupilatif atağa ara verilmesi, banka ve firmalardan alacakların hızla tasfiye edilmesi, bankacılıkta, sektör ya da firmanın kredilerinin tasfiyesi için kullanılan “ülkemizden çıkıyorlar” olarak görünüyor maalesef.
Sıklıkla şikayetçi olduğumuz ve Sıcak Para olarak isimlendirilen kısa vadeli yabancı fon girişleri ise, özellikle Dolar verilip TL borçlanılabilen ve bir çeşit para takası olan Londra SWAP (Takas) işlemlerinde sistemin ekonomi yönetimimiz tarafından tıkanmasıyla (ki gecelik işlemlerde TL faizler bir anda %1300 lere çıktı) artık gelmez oldu.
Nitekim, 2017 yılında 140 Milyar Doların üzerinde sermayesi bulunan yabancıların Kasım 2019 itibariyle 90 Milyar Dolar seviyesine kadar geriledikleri TCMB kayıtlarından izlenebilmektedir.
Halen SWAP (Takas) işlemleri Merkez Bankası (TCMB) üzerinden yerel imkanlarla yürütülmeye çalışılsa da sermaye fakiri bir ülke olarak bunun ne kadar devam ettirilebileceği şüpheli görünüyor. 
BORSA
Her hafta, gerek Borsa'dan gerekse Tahvil/Bono piyasasından sürekli yabancı çıkışı izler olduk. Fiyat/Kazanç oranları bakımından Pakistan borsasından bile geri olduğumuz, kısaca bedava değerde olduğumuz halde yurtdışından yatırım alamıyoruz. İç piyasada ise yaklaşık 200 Milyar Dolar bankalarda park etmiş para, ne borsa ya ne de tahvil piyasasına akmıyor. Yurtdışı yatırımcı girişi olsa an itibariyle borsamızın 110-115 Binlerde değil 150 Binlerin üzerinde olması işten bile değildi.
KREDİLER
Merkez Bankası ve Hazine'nin üst üste yaptığı manevralarla, elbette Kamu Bankalarının da taşın altına adeta gövdesini koymasıyla faiz oranları hızla geriledi, halen ticari kredilerde aylık %1,25 civarı, Konut kredilerinde ise %1 altı görüldü. Bireysel kredilerde ise çeşitli kampanyalarla yakın oranlar mevcut.
Kamu Bankalarına uygulanan yoğun kredi verme baskısı, Hazine ve Merkez Bankası tarafından (Zorunlu karşılık kolaylığı, sermaye benzeri varlık konulması vb) verilen desteklerle piyasaya belli miktarlarda sürülen para, güven sıkıntısının devam etmesi sebebiyle yeterli tesir etmedi maalesef. Özel bankalar da özellikle Hazine yönetiminin düşük nominal maliyet için vadeleri kısaltması (ki bence akıllıca) ve beklendiği kadar çok borçlanmayıp yurtdışından döviz borçlanmayı tercih etmesi ve yapılan diğer düzenlemelerle (Zorunlu Karşılıklar vb) kredi topuna girmek durumunda kaldı, son 3 aylık dönemde ticari ve bireysel kredilerde ortalamalarını negatiften pozitife çevirdiler.
2020 YILI
Ekonomi yönetimi enflasyonu %10 altına indirirken aynı anda kuru stabil tutmayı, %5 de büyümeyi hedefliyor.
Sermaye fakiri bir ülkeyiz, yurt dışı finansmana ihtiyacımız var ve gerek doğrudan yatırım, gerekse sermaye hareketleri (Borsaya, Tahvil/Bono Piyasasına vb) yoluyla para girişi gerekiyor. 
Mevcut durumda, ekonomi yönetiminin dış piyasalara güven verecek adımlar atmadığı takdirde 2020 yılı maalesef bir yerinde sayma yılı olacak, büyüme de azami %2-3 lerde kalacaktır. Oysa bizim mevcut nüfus yapımız ve kapasitemiz itibariyle asgari %5, hatta %7 lere ihtiyacımız vardır.
Kriz başından bu yana yazmaya çalıştığım üzere, katma değerli üretim ve ihracat ağırlıklı büyüme stratejisinin öne alınması, krediyle ve hem de tüketim ya da çok uzun vadede kendini geri ödeyecek sabit yatırımların teşvik edilmemesi gerekiyor.
Ekonomi yönetiminin duruşunda bir değişiklik olmadığı takdirde, krizin geniş ağızlı bir U ( ___/ ) şeklinde yaşanmaya devam edeceği, 2019 yılı kadar olmasa da “tatsız, tuzsuz, keyifsiz” bir yılın bizleri beklediğini tahmin etmek güç değildir. 


662 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı