Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.27809.3151
Euro10.816110.8594
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam135
Toplam Ziyaret530610
Takvim
Saat
Adem ÇAY
-
CORONAVİRÜS
18/03/2020
Herkesin, her alanda her şeyi bilip konuştuğu zamanların talebesiyiz. Televizyonlarda farklı konular, aynı yüzler. Ülkemizin değişmeyen belki de değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek belli başlı konuları var: Fetö, dış politika, din, ittifak arayışları, siyaset. Mezkur alanların da değişmez konukları var. Mutfakta onlar var. Şefin tavsiyesine uyuyoruz işte.
Bir de Çin mutfağında piş(iril)en, ekranlarda ısıtılan ve dünya gündemini sarsan bir mesele var: Coronavirus. Sağlık bakanımız Dr Fahreddin KOCA'nın ve tüm sağlık çalışanlarımızın konu ile ilgili tedbirleri-çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir. Dileğim odur ki; insanlık olarak en az kayıpla bu badireyi atlatabiliriz.
 Tıp okumadım. ''Şöyle yapın, bunları yeyin ,bunlardan kaçının.....''gibi tavsiyeler sıralama hadsizliğinde bulunacak değilim. Ele almaya çalışacağım konu COVİD-19 ve insanımız.
Dünya nüfusu hızla artıyor. Besin kaynakları hızla tükeniyor. Tüm bunların paralelinde dünyaya ''ağalık''yapmak isteyen ülkelerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Osmanlının hasta adam olduğu yıllarda mirası kendi aralarında paylaşmak isteyenler vardı. Şimdi ise ''hepsi benim olsun'' deyen, yemek borusu kalın bağırsağına bağlı devletler var. Çin gibi, ABD gibi, Rusya gibi ve tüm bunlarla bir şekilde ittifak halinde olan İsrail gibi.
Ne aldanan olacağız ne de aldatan. Ne uyuyan olacağız ne de uyutan. Kuş beyinli olamayız ama kuş bakışlı olabiliriz. Fransız ihtilalinin Osmanlı'ya etkisini dillendirip meseleyi sadece ;”dış güçler”, “hakk batıl” bağlamında değerlendiremeyiz. İhtilali doğuran Ortaçağ Avrupa'sının sosyolojik ve dini buhranını da bilmek zorundayız.
Belki aylar sonra şu başlıkları konuşacağız:
-Çin ekonomisine nasıl darbe vurdular?
-Ülkelerin asıl gündemlerini istedikleri yere nasıl kanalize ettiler?
-Stoklama ile kapitalizmin iflasını nasıl önlediler?
-Dünya ekonomik krizini hissettirmeden piyasayı nasıl canlandırdılar?
Dünyayı kendi çıkarlarına göre dizayn etme hülyasında olan devletlerin her türlü planını bileceğiz. Ancak diğer taraftan dünya nüfusunu tehdit eden bir gerçeklik var: Dünyayı etkisi altına alan virüs salgını. İnsanlar ölüyor. Uzmanların öngörüleri ise korkutucu. 
Dünya bu tehlikeyi birlikte atlatacak. ''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' deme keyfiliğinde bulunabilecek bir tane devlet yok. Ülkeler yardımlaşıyor. Yardımlaşmalı da. Bu kapsamda Çin devletinin, İtalya'ya yaptığı her türlü tıbbi ve hayat için gerekli her nevi yardım takdiri hak ediyor. Ancak bu güzellikler Çin'in Doğu Türkistan'da soydaşlarımıza yaptığı soykırımı asla unutturmamalı ve Çin'in Türk dünyası için büyük bir tehlike olduğu gerçeğini değiştirmemeli.
Belirsizliğin olduğu yerlerde her şeyi bilenlere gün doğar ve geniş bir hareket sahasına sahip olduklarını düşünürler. Avcı hikayeleri ya da askerlik anıları sürükleyicidir belki ama çoğu üfürmedir. Yine böyle zamanlarda sayısız komplo teorisi oscara adaydır. Meseleyi hafife alanlar ile abartanlar arasındadır zaten ''bilgelik!!! savaşı''. Biri der 'şu duaları oku bir şey olmaz'. Öbürü der 'tüm bunlar ilmünati'. Bir başkası 'hepimiz öleceğiz zaten' der. Cahil cesaretiyle hareket edemeyiz. Tedbirin böyle durumlarda en etkili tedavi olduğunu unutmamalıyız.
İçinde yaşadığım Avusturya devleti de bu anlamda başarılı bir sınav veriyor. Tedbirler en üst seviyede. Kreşlerden üniversiteye kadar eğitim öğretime ara verildi. Marketler haricinde iş yerleri kapalı. Bazı eyaletlerde sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başladı. Avusturya'da cuma namazı, Ülkenin diyanet işleri başkanlığı fetvasıyla ilk kez kılınmadı. 1 Nisana kadar da kılınmayacak. Camilerde de belirli bir süre namaz kılınmayacak. Tüm bunlar olması gereken şeyler. Kur'an bize ''Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın'' (El-bakara 195) demiyor mu? Halife Ömer'in (r.a) Şam'da yaşanan veba salgınından dolayı şehre girmekten vazgeçtiğini hepimiz biliyoruz. İnsan sağlığını ve onurunu önemseyen ve önceleyen bir dine inanıyoruz. Bu cümleden olarak Türkiye diyanet işleri başkanlığının Cuma namazı ve vakit namazlar ile ilgili almış olduğu karar(birazcık geç de olsa) yerindedir. Kimse bu karar altında art niyet aramamalıdır. Din elden gitmiyor. Dini yüceltecek insan korunuyor. Ortaçağ Avrupasında kilisenin veba salgını hakkındaki yorumları ve insanları yönlendirmeleri cehaletin en somut emareleri değil miydi?
İslam dinini bilimden, rasyonaliteden uzaklaştırma söylemlerini kim dillendiriyorsa bilin ki onlar hükmü kalkmış dinlerin papağanlığını yapıyor ve bunu da sarık- cübbe sakal üçgeninde icra ediyor.
İslamda ruhbanlık yoktur demesi kolay. Hadi o ruhbanların tahtlarını taclarını ters yüz edelim. Maskelerini indirelim. Zor olan işte budur.
Var mısın? Sonra ne kaybederiz yanmaz kefene sarmasalar bizi?


723 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİHÇİLER VE ULEMA - 14/10/2020
TARİHÇİLER VE ULEMA
GÖZLÜĞÜN İKİ CAMINDAN: SİYASET, AYDIN, TOPLUM - 30/09/2020
GÖZLÜĞÜN İKİ CAMINDAN: SİYASET, AYDIN, TOPLUM
TARİKATLAR - 2 - 16/09/2020
TARİKATLAR - 2
TARİKATLAR - 1 - 09/09/2020
TARİKATLAR - 1
ELEŞTİRİ - 02/09/2020
ELEŞTİRİ
CORONAVİRÜS - 2 - 25/03/2020
CORONAVİRÜS - 2
YOLCU - 11/03/2020
YOLCU
KELİMELERDEN RESİM YAPMAK - 26/02/2020
KELİMELERDEN RESİM YAPMAK
ORDA BİR TÜRK VAR - 12/02/2020
ORDA BİR TÜRK VAR
 Devamı