Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret530118
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
ÇÖL KOKUSU
22/04/2020
Merhaba,
Ülkemiz hastane açılışları yönünden zengin bir hafta geçirdi sevgili okurlar. Önce Adana'da sahra hastanesi açıldığı haberi dağıldı ortamlara. Hem de 1000 yataklı olduğu söylendi. Sahra kelimesini daha önce duymuştum birkaç farklı kullanımıyla. İlk duyduğum şey Büyük Sahra idi. Büyük bir çölün adıydı. Bu andan itibaren sahra kelimesi benim için her duyduğumda çöl çağrışımı yapan bir ses oldu. Yani Sahra eşittir çöl benim için kabul edilmiş bir özdeşlikti. Sonra İstanbul'un Anadolu yakasında Sahrayı Cedit (Sahra-i Cedid) adlı bir semt adı duydum. Cedid kelimesini Nizam-ı Cedid; yani düzenli ordu kavramında duymuştum daha önce. Demek ki bu da Sahra Ordusu demek oluyordu. En ilginç olanı ise king oynarken yapılan bir hamleye sahra empassı denmesiydi. Şöyle ki batak denilen oyundaki gibi oynanan her kartın bir sonraki oyuncu tarafından geçilmesi zorunluluğu olmayan king'te empass çok kullanılan bir hamledir. Mesela son dan bir önceki oyuncu elinde her hangi bir rengin Damı ve Ası  varken, sıra kendine geldiğinde kendisinden sonraki oyuncuda aynı rengin Ruası olma ihtimaline rağmen Dam oynar ve eli kazanırsa enpass atmış olur. Son oyuncuda Rua çıkarsa da enpass tutmamış olur. Oysa sahra enpassı daha risklidir. Elinde Aynı rengin As ve Valesi olan oyuncu aynı rengin Dam ve Rua sının kendinden sonra oynayacak 2. ve 3. oyuncuda olması ihtimali ve her birinin bu kartları riske etmeye çekinmesi ihtimaline dayalı olarak önce valeyi oynar ve söz konusu ihtimal gerçekleşirse son oyuncuda zaten valeyi geçecek kart olmadığı için sahra empassını atmış olur. Hatta bu oyuncuda o renkten sadece As ve Vale varsa diğer oyunculardaki dam ve rua “bade” olur. Bu anlatmaya çalıştığım çuha eksenindeki sahra yine düz boş büyük bir araziyi çağrıştırırdı bana. Derken askere gittim. Mekanize piyade olduğum için askerliğin bir kısmı kışladan uzakta hatta yurt dışında geçti. 1997 yılında Çekiç Operasyonu kapsamında askerlik yaptığım tabur Kuzey Irak'a gönderildi. Arazide konuşlanırken tuvaletler de yaptık. Bunlar 1 metre derinliğe yarımşar metre de en ve boya sahip çukurların üzerine konulan metal ızgaralardan oluşuyordu. Izgaralar 1 metreye 1 metre boyutunda olup üzerinde ki geniş delik önceden kazdığımız çukurun üstüne denk geliyordu. Daha sonra bu “şey” in etrafı bu iş için tasarlanmış brandalarla örtülür işlem tamamlanırdı. İşte bu anlattığım şey“ sahra tuvaletiymiş”
Bu alt yapı çalışmasına katıldığım günden beri Sahra kelimesinin anlamı benim için çöl olmaktan ve büyük geniş boşluk olmaktan ya da sözlük tanımı ile “şehir veya meskun mahal dışındaki boş ve düzlük alan” olmaktan çıkıp direkt başka mecralara akmaya başladı. Anlam bilgi ve modernizasyonun dışına doğru bir kum fırtınası hızıyla akıyordu. Anlam vahşileşiyor, hayvanlaşıyor, evcilleşse bile evin bir köşesindeki kutuya konulan kumun işlevine doğru irtifa kaybediyordu. Anlam evinden başka yerde yestehlemeye arlanan insanları anlamaya meylediyordu. Çünkü evdeki hazır kumuna emanet bırakan kedi ile doğada, bahçede, tarlada emanet çukurları açan kedi nasıl aynı şeyse; çalının dibine, kayanın arkasına, ağacın gölgesine eden insanla, o saçma yapaylığa eden insan da aynı şeydir. Sahtedir, yapaydır, işlevsizdir, enfeksiyona açıktır. Basittir, alt yapısızdır. Hazırlıksızdır, cahilcedir, cahile hitap eder ve cahili etkiler. Bir tuvalette işiniz bittiğinde emanet orda duruyor ve bir başkası sizden önce kullandıysa onun emaneti de oradaysa işte onun adı “sahra tuvaletidir” Sahra ön adı ile yapılan şeyler çok önceden “sefere” çıkan askeri birlikler tarafından o günün imkanları ile yapılmış şeylerdir. Günümüzde sahra tipi yapılanmaların yerini prefabrik konstrüksiyonlar almıştır. Dayak delisi bir vekilin İngiltere, Kanada ve Amerika'da benzerleri var diye yestehlediği şeyler “seyyar” odalardır. Kapasite fazlası bir ihtiyaç oluştuğunda sağlık kuruluşuna en yakın düzlemde bir çadır ve ekipmanların geçici taşınması ile oluşur. Zaten bir sağlık kurumuna aittir. Ayrıca ruhsat gerekmez.Çünkü kalıcı değil;seyyar ve geçicidir. Ekipmanlarda çadır da sağlık kurumunudur.
Bu yüzden Adana'da sahra hastanesi falan yoktur. Belediye işgüzarlık yapmak istemiş ama ,doğal olarak kendi alanı olmadığı için girişimi zevzeklik kıvamında kalmış, yukarda değindiğim gibi cahil bir kesimi etkilemiş, heyecanlandırmış, zevzekliğe katılımı arttırmıştır. Her şeyi her aksamı, her cihazı, hijyeni, hatta dünya standartlarındaki hastane imkanlarını oluştursanız bile PERSONELİ yoktur bu ucube çadırın. Çünkü bir sağlık kurumunun kontrolünde ya da devlet kontrolünde değil,belediye başkanı zannedilen bir zevzeğin kontrolünde kotarılmış bir saçmalıktır. Zeydan Karalar hastalansa mesela; kendisinin oraya götürülmesini ister mi? Samimi cevap versin. Benimki de laf işte. Samimi olsa bu zevzekliği tasarlar mıydı?
Afiyet Olsun.


687 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı