Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.65767.6883
Euro8.92158.9572
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret452315
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
ALLAH RIZASI ANONİM ŞİRKETİ
09/09/2020
   Bu nasıl bir başlık diyenler olacaktır muhtemelen, internette kısa bir araştırma yaparsanız, Hasan Songür'ün yazdığı bir kitabın adı olduğunu görürsünüz.
Uzun yıllar önce okuduğum bir kitap, adının başında profesör ünvanını kullanan, koronavirüs sebebiyle kısa süre önce vefat eden Haydar Baş'ın cemaatine (!) uzun yıllar hizmet etmiş bir isim Hasan Songür. Kendisini evliya, mehdi vb her türlü dinî unvan ve makamlarla tanımlayan Haydar Baş'ın bunlarla yetinmeyip Türkî Cumhuriyetlerde diploma başına ortalama 10 Bin Dolar bastırıp birkaç yılda lisans, yüksek lisans, doktora, doçentlik ve sonunda profesörlük ünvanlarını kapma gereği duymasını (!) belki duymamışsınızdır, kısa bir araştırmayla ve bahsi geçen kitaptan görebilirsiniz. 
Haydar Baş'ın arkasında oluşan ve “the cemaat” olmayan cemaatin şirketleri,  televizyonları ve radyoları, okulları var, çok sayıda çalışanları var, ciddi bir ciroya ve servete hükmediyorlar. Üstelik sadece bunlar değil, kamuoyunda Menzilciler, Fatih İsmail ağa cemaati, Süleymancılar vb isimlerle anılan pek çok grup aynı yollardan geçiyorlar. Hemen hepsinin ticari işletmeleri, okulları, inşaat şirketleri, fabrikaları hatta tatil köyleri var. 
Burada insanî bir dram da var tabii ki, görmezlikten gelinemeyecek olan; bu dini yapıların ticarî müesseselerinde çalışan insanlar manevî değerleri istismar edilerek genellikle üç otuz paraya gönüllü köle gibi çalıştırılmaktadır. Bahse konu kitabın adının da “Allah rızası için” sömürülen insanlardan geldiğini ifade edeyim.

İNANÇLAR KOLAY TERKEDİLEMİYOR

Bizim memleket, sanıyorum eski Türk inanışı olan Şamanizmin/Gök Tanrı inancının etkisiyle evliyası, mehdisi, seçilmiş insanı aşırı şekilde bol bulunan bir yer çok uzun süredir. Mâlum, Şamanlar seçilmiş özel kişilerdi, toplumun ruhanî liderleriydi ve manevî ihtiyaçlarını giderirlerdi. 
Günümüzdeki bu kişilere bu ünvanları/makamları veren birisi ya da bir makam var mı derseniz, kimse bilmiyor, muhtemelen Kıyamet Gününde görebileceğiz gerçek durumu. 
Cenab-ı Allah, Kuran'ı Kerimde iman eden her kulunu veli (çoğulu evliya) olarak tanımlarken, bizim gelenek maalesef bu isimde bir sınıf oluşturmuş, Yahudi ve Hristiyan kültüründeki “Ruhban sınıfının” neredeyse aynısını güzel dinimize taşımıştır. 
Mehdî inanışına dair bol miktarda rivayetlerle de evliyanın bir adım üzeri olan “Mehdî” olduğunu iddia eden ve şu anda bile yaşayan belki yüzlerce isim var ülkemizde ve İslam dünyasında, elbette bunların da takipçileri var. 
Son zamanlarda duyulan cinsel istismar ve dolandırıcılıklara varan son derece rahatsız edici olayları abes görmüyorum, bu kadar kazançlı bir sektörün içinde her tıynette insan bulunması gayet doğal geliyor bana.

CEMAATLER HOLDİNG, ŞEYHLER CEO OLDU

Başlık bana ait değil, gazeteci İsmail Saymaz'ın sıklıkla kullandığı bir ifadedir. “Bir lokma, bir hırka” felsefesinin takipçisi olduğunu iddia eden tüm bu yapılar, günümüzde CEO'ları (Üst Düzey Yönetici) ve CFO'ları (Finansal Yönetici) bulunan, CEO'larının altında milyonluk arabaları hatta özel helikopterleri, uçakları, boğaza nâzır tripleks, havuzlu villaları bulunur hale gelmiştir.  Sayısı belirsiz koruma (bir kısmı fedaî) ile gezip oğullarını, kızlarını altlarında milyonluk arabalarla, yurtiçinde ve dışında özel okullarda okutmaktadırlar. 
Ak Parti hükümetlerinde yapılan düzenlemelerle bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi en çok bu kesimlerin işine yaradı ve adetâ yarı legal bir hâle geldiler.
Özellikle Ramazan ayında ve kurban bayramında akla zarar miktarlarda yardım toplamakta, kurban, kurban derisi, zekat, fitre vb bağışları kabul etmektedirler. Bu ekonomik değerleri öğrenci okutmada, aşhane, yurt hizmetleri ve çeşitli hayır işlerinde kullandıklarını beyan etmektedirler. 

DEVLET NE YAPMALI?

Ülkemiz özelinde “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” ile yasaklanan ve illegal sahaya, merdiven altına kaçan söz konusu yapıların önceleri dernek, vakıf, birlik vb sivil toplum örgütlenmesi kılıfında yaşamaya devam ettikleri ortada.  Bir şey “Yokmuş” gibi davranılarak yok olmuyor. 
Bu yapılar (tarikatlar, cemaatler ve benzeri yapılar) için Dernekler ve Vakıflara ait yasal düzenlemeler kapsamında düzenlemeler yapılmalı, malî, idarî ve ekonomik açılardan Vakıflar Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde kontrol ve denetleme sistemleri oluşturulmalıdır. Bu denetlemeler sonucunda gerçekten beyan edilenle yaşananların aynı olduğu görülürse gerekirse vergiden muaf edilmeli ve Kamu yararına çalışan dernek ve vakıflar kapsamında gereken kolaylıklar sağlanmalıdır. 
Diyanet işleri başkanlığı/Milli Eğitim Bakanlığı/Üniversiteler tarafından da gerek dini konulardaki yetkinlik, gerekse eğitim/öğretim hizmetleri açısından denetlenmeli, gereken yönlendirmeler yapılmalıdır.
  Yapıların başındaki CEO'ların (Onlara Şeyh, Gavs, Kutup, Evliya vs  diyorlar) özellikle dini konulardaki yetkinlikleri mutlaka tartılmalı, gerekirse faaliyetlerinden men edilmelidirler. Bu kişilerin bu tür yapıların başına geçmesi/seçilmesiyle ilgili hikayeler ise senaryo açısından Hollywood filmleriyle yarışır, azıcık araştırın görürsünüz.   
Temel dini konularda bile yetkinlikleri tartışmalı bazı tiplerin kendini “Mehdi, Gavs, Kutup vs” isimlerle adlandırıp peşlerinde binleri, yüzbinleri sürüklemelerinin tam olarak bir milli güvenlik konusu olduğu açıktır.
Özellikle bu yapıların son yıllarda açık öğretim yoluyla tamamladıkları (ne derece acaba?)  eğitimleriyle Diyanet İşleri Başkanlığında çeşitli görevlere geçtikleri de herkesin malumudur.  
15 Temmuz öncesi ve sonrasındaki FETÖ'nün bu topluma ve kendi takipçilerine yaşattıklarını unutmadan, gerekenler yapılmalıdır. 

YARASI OLAN GOCUNSUN

20 yılı aşan bankacılık hayatımda  10'dan fazla defa genel teftiş, 50 den fazla kontrolör incelemesinden geçtim. Pek çok kişi bu tür işlemlerden rahatsız olur, ben farklı düşünüyorum. Denetleme ya da teftiş, aslında çalışanın şeref madalyasıdır. Görevi denetleme olan ve bunu çok iyi bilen üçüncü bir kişi gelip tüm işlemlerinizi kontrol ediyor ve sizin işinizi doğru yaptığınıza dair rapor hazırlıyor. Hiç denetlemeden geçmemiş birine göre çok daha iyi bir durumdur ve çalışanın alnının akıdır.
Diyanetin/Üniversitelerin yapacağı bilimsel seviye denetiminden bu yapıların başındaki ya da yönetimindeki insanlar gerçekten yetkin iseler hiç rahatsız olmayacaklardır. İlgili Kurum ve Kuruluşların yapacağı idarî ve maddî denetimlerden ise toplanan yardım/bağış/kurban vs rakamları doğru şekilde harcayan ya da kurdukları ticarî işletmeleri düzgün, etik kurallara ve yasalara uygun şekilde çalıştıran yapılar da şikayet etmeyeceklerdir.
Bunların dışında, kerameti kendinden menkul, yetkinliği tamamen zanna, hatta rüyalara dayalı bir takım kişiler tarafından yönetilen, ticari faaliyetlerinde ise sömürü sistemine devam eden yapılar için başlıktaki ifadeyi tekrarlamak gerekir; 

Zülfü yâre dokunurmuş, dokunursa dokunsun,
Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.


304 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MUCİZE GERÇEKLEŞECEK Mİ? - 26/08/2020
MUCİZE GERÇEKLEŞECEK Mİ?
YILAN HİKAYESİ Mİ UZUN SÜRDÜ, MUT-SİLİFKE YOLU İNŞAATI MI? - 19/08/2020
YILAN HİKAYESİ Mİ UZUN SÜRDÜ, MUT-SİLİFKE YOLU İNŞAATI MI?
GÖREV ZARARI MI? ZARAR GÖREVİ Mİ? - 12/08/2020
GÖREV ZARARI MI? ZARAR GÖREVİ Mİ?
BİR MUCİZE LAZIM - 05/08/2020
BİR MUCİZE LAZIM
SEVİNSEM Mİ, ÜZÜLSEM Mİ BİLEMEDİM! - 22/07/2020
SEVİNSEM Mİ, ÜZÜLSEM Mİ BİLEMEDİM!
DAHA GİDECEK YER KALDI MI? - 15/07/2020
DAHA GİDECEK YER KALDI MI?
ARAŞTIRMAK LAZIM - 08/07/2020
ARAŞTIRMAK LAZIM
SESİ BAHARA ÇIKAR - 01/07/2020
SESİ BAHARA ÇIKAR
GAZ KESMEK - 24/06/2020
GAZ KESMEK
 Devamı