Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret530113
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
NEREDE O ESKİ TARİKATLAR
09/09/2020
Merhaba,
Ülkemiz 1950 yılından bu yana vesayet denilen ucube oluşumun çok kötülüğüne maruz kalmış ve her şeye geç kalmış bir sabır taşıdır aslında. Yeni başlayanlar için vesayeti biraz anlatalım dilimiz döndüğünce. Çok partili hayata geçilmesinin ardından halkın hiç teveccüh göstermediği CHP, kısa zamanda seçim ile iktidara gelemeyeceğini idrak etmişti. Bu durum elbette ki, halktan nefret eden, ama halkçılık taslayan çevreleri; yani CHP yanlısı asker, bürokrat, üniversite, yargı katmanlarını da etkilemişti. Bunlar yanlarına kullanışlı ve bir o kadar da şahsiyetsiz basın mensuplarını da alarak bu garabeti oluşturdular. Bu garabet kendi zihniyeti dışında kalan iktidarlara tahammülsüzdü. Eğer iktidar olunacaksa biz oluruz, şeklinde çok üstenci, aynı zamanda geri zekalı bir düşünce yapısı vardı. Bunların çıraklık ve kalfalık dönemleri DP iktidarı devrinde geçmiş. Mezuniyet töreni de 27 Mayıs 1960 ta yapılmıştı. Demokrasi deyince “kendi iktidarı” dışında bir yapıyı aklına bile getirmeyen bu şeref yoksunu, sözde demokrasi aşığı, güya Cumhuriyetçi, aşağılık yapı bu başarısından dolayı hep hazırda bekletildi. Daha sonraki görevi, ülkeyi 12 Eylül darbesine hazırlamak olan bu yapı 12 Eylül itibariyle geri zekalılığı kanıtlanmış kullanışlı bir darbe aparatı olarak tescillendi.12 Eylül'ü tıpkı 27 Mayıs gibi iktidarın karşısında, kendilerinin yanında bir darbe olarak görüp, aslında cellatlarına hizmet ettiklerini anlayamamış olmaları hainlik sıfatlarının yanına gerzekliği de ilave etmişti.12 Eylül her fraksiyondan, her ideolojiden insanları üçer beşer asıyor, işkence ediyor, kimilerini de ortadan kaybediyordu. İşte bu vesayet ucubesinin “çok akıllı” kanaat önderlerinden, basın ayağından; ve tabii ki Cumhuriyet gazetesi yazarı olan, İlhan Selçuk isimli demokrasi düşmanı da işkenceden nasibini almıştı. Sırf bu nedenle bile darbeyi eleştirip, demokrasiden yana olması gerekirken ”işkencecisini affettiğini” söyleyebilmiş bir niteliksiz olarak tarihe geçmiştir. Öldü gitti, ateşi bol olsun.
Bu yapı zamanla evrilerek, darbe yerine post modern darbe yapma yeteneği kazanmıştır. Halkın oyları ile iktidara gelen sivil yönetimler eğer kendi çizgilerinde değilse hemen harekete geçen bu yapı artık yönetime el koymak yerine ayar vererek iktidarları, hükümetleri değiştirme yoluna girmişti. Asker yine aynı durumdaydı. PKK terörü her gün asker sivil onlarca canımıza mal olurken, vesayetin askeri kanadı “cumhuriyeti korumak ve kollamak” şeklinde bir zırvaya sarılıp sürekli yönetime müdahale ediyordu. Bu müdahale genellikle GK Başkanı tarafından değil, şimdilerde bütün rütbeleri sökülmüş şeref yoksunu generaller tarafından yapılıyordu. Üniversite bu müdahaleyi destekliyor, yargı askerin emrine uygun olarak sürekli genelkurmaya gidip talimat alıyordu. Basın yukarda söz ettiğim geri zekalılık durumunu koruyor ve yine darbe desteğinde ısrar ediyordu. Vee devletin en tepesindeki isim; yani dünyanın gördüğü en kaypak en yüzsüz politikacı olan çoban, demokrasiye sahip çıkmak yerine askerin talimatına uyuyordu. Bu post modern darbe vesayet oluşumuna yani bir cephe daha eklemişti. Kullanışlı tarikatlar ve sahte şeyhlerin cinsel hayatları. Bunun nedeni ise iktidardaki partinin biraz dindar kesime hitap eder olmasına karşılık olarak, dinimizi, dindarları, hacıyı hocayı ve dolaysıyla iktidarı kötü göstermek, mümkünse iktidara ”dinci” yaftası vurmak ve sahte şeyhlerle tüm dindarlara “din sapıklıktır” mesajı vermekti. O dönem bunun için Müslüm Gündüz kullanıldı. Partner Fadime Şahin'di. Aczmendi tarikatı başroldeydi ancak bugün FETÖ denilen şerefsiz Fethullah Gülen'de ılımlı Müslüman olarak hükümete “beceremediniz, bırakın” mesajları veriyor. Cumhuriyet gazetesi de bunu manşet yapıyordu. Çevik Bir ve 28 Şubat.1000 yıl sürecekti. Sürmedi. Hatta Çevik Bir, yani o dönemin kudretli generali; şimdi şeref yoksunluğuna kimliksizliği de eklemiş bir hiç.
Şimdi aynı oyun Uşşaki tarikatının rezil şerefsiz bir şeyhi olan ırz düşmanı bir sapık üzerinden tezgaha konulmak isteniyor. Asker asıl işine odaklandığı için dönüp bakmıyor bile. Yargı; kendisine brifing verecek bir ordu olmadığı için mesele önüne gelene kadar yorum yapmıyor. Üniversiteler “bu suça ortak olmayacağız” şeklinde bir PKK savunuculuğuna imza atanlara ne olduğunu gördüklerinden beri asıl işlerine odaklanmış durumda. CHP ve kullanışlı basın ise hala aynı. Tuma Çelik ve Didim'in CHP'li Belediye başkanı'nın tecavüz vakaları ile ilgili ağızlarını açmayan/tek satır yazmayan bu yetersiz numune ve kifayetsiz muhteris ortaklığı sözde tarikatın sözde şeyhinin tacizi üzerinde tepiniyor. Yeni bir 28 Şubat hayal ediyor. Namık Kemal sizin gibi hayalperestler için ne demiş biliyorsunuz. Hayalle yaşamayın ki o sözden bir nasibiniz olup size uğramasın.
Afiyet Olsun…


404 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı