Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam72
Toplam Ziyaret531638
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
PACO'NUN ŞEYİ
21/10/2020
Merhaba,
Etrafımıza baktığımızda toplum mühendisliğine soyunan iki tür zevzek ideoloji sosu görürüz. Birisi din öznelidir. Diğeri ise batı hayranlığı üzerine kurulur. Din özneli olanlar çok fazladır. Bunların kurallarının ve ritüellerinin aynı din üzerine farklı yorumlar oluşturarak yapıldığını görmemiz bile hepsinin sahtekar olduğunu anlamaya yeter. Bu yapılara kısaca tarikat diyoruz. Bunların hepsinin yaptığı aslında dini/dinimizi hadsizce yorumlamak ve değiştirmektir. Bunların her biri ibadete yeni ve şekilsel anlamsızlıklar eklemeyi bir halt zanneden ve bunu diğer tarikatlara göre daha Müslüman olmak olarak gören din tüccarı kuruluşlardır. Din ile iman ile alakalarını kişisel anlamda bilemem ama topluluk olarak tüm hedefleri maddiyat üzerine kurulmuştur. Her biri bu faydasızlığı başlatan şahsın ismi ile ya da o isme yapılan eklerle oluşmuş kelimelerle tescillenmiş şarlatanlardır.
Diğer tarafta ise içi ve altı boş bir batı hayranlığı pompalanır sürekli. Soykırımım, işgalin, sömürgenin ve köleliğin mucidi olan batı, bu zavallılara göre hayran olunası bir uygarlıktır. Avrupa kıtasının yer altı ve üstünde hiçbir doğal zenginliği, madeni, enerji kaynağı olmamasına rağmen bunca zenginliği nasıl elde etti diye sormaz bunlar. Avrupa sömürerek öldürerek bu zenginliğe ulaşıp, başka kıtanın başka insanın, başka ülkenin malını kaynağını ürününü enerjisini alırsa haklıdır bu sığır sürüsüne göre. Ama kendi ülkesi kendi güvenliği için küçücük bir harekete kalkışsa, Akdeniz'e sondaj atsa, Karadeniz'de arama yapsa, uzak ülkelerde bölgesel çıkarlarının uğruna hamleler yapsa ilk itiraz bu dürüden gelir. En başta en büyük olan en baş olan çıkar konuşur: Bizim ne işimiz var Suriye'de, Libya'da Akdeniz'de diye karşı çıkar. Bu sürünün başında yıllardır bu zihniyette birinin kalabilmesi sürü bireylerinin de kendi ülkesine karşı, hayranı oldukları Batı'ya yakın ve meftun oldukların dolayıdır. Bu temel ihanet eğitimi bu tür canlılara köy enstitüleri tarafından verilmiş olup onlardan da kulaktan dolma diye bilinen bilimsel metodla sonraki nesillere aktarılmıştır. Köy enstitülerinin amacı köylüyü köyünde tutmaktır. Bilinenin aksine bu ucube şey Atatürk'ün kurduğu bir kurum değildir. Bazıları, özellikle de sürünün başındaki kişi böyle bilse de bu kurum 1939 da kurulmuş fakat tutmamıştır.
İşte bu ikinci kısımda bahsettiğim ideoloji soslu zevzekliğin mensupları genellikle birkaç önemli gazetede yazdıktan sonra sürekli aynı konuda gevelemeye başladıklarında o büyük gazetelerden şutlanırlar ve kendilerini dipten de aşağıda olan bir çukurda bulurlar. Bu çukurun ismi Sözcü'dür. Çukur dedim çünkü bu gazeteyi yöneten kişi adını TAN gazetesi denilen muzır neşriyat ile duyurmuş, gazetecilikle alakası olmadığı kadar utanması da olmayan bir kişidir. Yakın zamanda saraya giden CHP'li haberini bir yerinden uydurmuş, haber yalan olmasına rağmen ne özür dilemiş ne açıklama yapmış; yüzsüzlüğünün üstüne bir cila daha çekmiştir. İşte bu kişiliksiz ve seviyesiz gazete yönetimine rağmen burada yazmayı sürdüren ve kendini “yazar” zanneden bir takım  Bab-ı Ali artıkları genelde batı hayranlığı ve devlet düşmanlığı üzerine yazarlar, konuşurlar. Bunların uyanık olanları da ilkokul ile lise son arasında yüzlerce kez okuduğumuz ve ezber bildiğimiz; Selanik ile Anıtkabir arasına sıkışmış bir hikayeyi defalarca ve farklı isimler altında kitap diye piyasaya sürer. Sürü bu şeyleri kapışarak satın alır. Bu sürü kitabı bitirince “ama saman ithal ediyoruz” diyerek ülkesinin kazanımlarını kendi aklına benzeyen saman ile örtmeye çalışır.
Bu kitap diyerek sürüye kakalanan şeylerin mücellidi geçenlerde ağzını yayarak;”S-400'lerin fişini bile takamazlar, öylece ambalajında duruyor” diye ülkesine ve devletine nefretini kusarken; bu milletin hafızasında ne gibi bir yer elde ettiğini aklına bile getirmiyordu elbette. Üstenciliği ve elitizmi, millet düşmanlığı olarak algılayıp, sürekli sağdığı sürüye de hoş görünmek O'na yetiyordu belli ki. İki gün önce bu çukurun necaset üreticilerinden biri o çok sevdikleri ışıklı odaya uyumaya gidince; bu S-400'ün fişi ile fanteziye edilgen olmak zorunda kalan yüzsüz “B.C vefat etti, her evde cenaze var” diye yestehlemiş. Sana öyle geliyor sayın S-400 prizi. Sizin gibiler ölünce ışıklar içinde zıbarıyor ya, bizim evlerde ölene fatiha okunur, rahmet dilenir. O yüzden cenaze yok bizde çok şükür. Köpeğine mektuplar yazan, sonra köpeğin ağzından kendisine cevaplar yazan, Ordu darbe yapmadığı için kelime oyunları ile ordumuzun generallerine köpek diyen bir lüzumsuz öldüyse değil her evde öldüğü mahallede bile başka bir evi etkilemez. Aklıma gelmişken; Can Yücel'e sormuşlar: Üstat bu Zeki Müren'e niye Paşa diyorlar? diye, O da cevaplamış Paşalara Fredy Mercury diyemedikleri için…
Afiyet olsun…


360 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ADANA - DİYARBAKIR HATTI - 20/10/2021
ADANA - DİYARBAKIR HATTI
ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
 Devamı