Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam133
Toplam Ziyaret471722
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
EKREM SEÇİM
28/10/2020
Merhaba;
Ülkemiz bazı aymazların haberi olmasa da Başkanlık Sistemi ile yönetiliyor. Bu sistemde seçimler beş yılda bir yapılır. Erken Seçim diye bir istikrarsızlık eylemi bu sistemde yer almaz. Eski sistemde muhalefet pozisyonundaki partiler sürekli olarak iktidar partisinin eksiğini hatasını kollayıp bu zaaf durumundan seçim çıkarmaya çalışırlardı. Son olarak 1990 sonunda başlayıp 2002 Kasımına kadar süren istikrarsız koalisyon dönemlerinde bu erken seçim histerisi her 7-8 ayda bir dile getirilirdi. Fikrimce Turgut Özal'ın en büyük hatası partisini bırakıp Çankaya'ya çıkmasıydı. İcraat ile eş anlamlı bir siyasetçinin, sembolik ve etkisiz bir makama hem de bile isteye çıkmasında bir mana var ise bile ben anlamsız buluyorum. Bu değişimin ardından iktidar partisinin başına “fıkra öznesi” bir adam; yani Yıldırım Akbulut geçmişti. Dünyada eşi benzeri olmayan bir kaypak, kimilerine göre polemik ustası kimine göre demagog olan, boş konuşmak dışında işlevi kalmamış yasaklı bir siyasetçi olan Demirel ise bu tarihi fırsatı kaçırmadı. Çünkü Demirel için vatan, millet, ülke, demokrasi gibi kavramlar önemsizdi. Varsa yoksa kendi siyasi çıkarı, kendi ihtiraslarıydı önemli olan. İktidar partisinin tüm programları hatta siyaseten bulundukları yer, hatta seçmen kitlesi bile aynıyken, çıkıp “onları değil bizi seçin” derken hiçbir fark sunamadığı halde MERKEZ SAĞ'ın oylarını bölmeyi başarmış bir israftır kendisi. Bir BİLEN değil, bir BÖLENDİR. Öyle ki siyasi ömrünün ve ahir ömrünün sonlarında, tekrar Cumhurbaşkanı olabilmek için CHP'ye yanaşmış, birlikte hareket etmiş, akıl vermiş, hatta oy vermiştir. Bu pozisyona gelinmesinde bu kaypağın faydasızlığının yanı sıra bu kaypağı “adam, demokrat, siyasetçi” filan zanneden ve ona oy veren zeka özürlü seçmenin de payı büyüktür. Bu seçmen bu kaypağa inanmış, hiçbir şey söylemeyen ve hiçbir şey vaad etmeyen, vaad ettiği bir şey varsa da hayata geçiremediğinde “öyle demedim, böyle dedim” biçiminde kıvırmayı siyaset zanneden, daha da kötüsü bunu özürlü seçmenine yutturan şahsa BABA bile demiştir. Zeka dışında da bir çok özrü olan özel bir canlı türüdür aslında bu tarif ettiğim seçmen.
İşte bu MERKEZ SAĞ'ın oylarını kendi ihtirasları için ziyan eden ve yedi yıl Çankaya sakini olan şahıs. Yani merkez sağın Babası, yani Menderes ve Demokrat partinin varisi, yani demokrat Demirel; Menderesi asan çetenin sivil ayağı olan CHP ile yine kendi siyasi ihtirasları için aynı yola girmekte sakınca görmemiş, utanmamıştır. CHP'nin Demirel gibi bir kaypağın, bir laf ebesinin aklına muhtaç olması ise ayrı bir utanma konusu bile olamaz. Çünkü CHP 1960 yılında utanma duygusunun olmadığını açık etmiş, her darbe girişimini destekleyerek te üst üste tescil ettirmiştir. Bütün bunları yazmamın sebebi; son günlerde “erken seçim” hezeyanları başlatan muhalefetin hala günümüze gelemeyişi, hala Demirel aklına bile muhtaç hallerde seçim geyikleri yapması, seçime üç yıl olmasına rağmen kendilerini kandırması, hülasa kendi seçmenini oyalamak dışında bir amacının ve yeteneğinin olmamasıdır. İstanbul'a belediye başkanı oldu diye bir çapsızı geleceğin Cumhurbaşkanı olarak görmek aslında hayal gücünün bile olmadığının itirafıdır. Şöyle ki; Nurettin Sözen de İstanbul'a başkan seçilmişti. Hem de Bedrettin Dalan'a karşı kazanmıştı. Sözen, bırakın Başkan olmayı, siyasete devam edebileceği bir alan bile bulamadı. Çünkü siyaset yeteneği yoktu. Bu da görev süresi içinde çok net anlaşıldı. Silindi gitti. Şimdi başkanlık makamında olan İmamoğlu da aynı familyadan. Görev süresi tamamlanmadan Onun da siyasi bir yetersiz olduğu, çapının en fazla CHP genel başkanı olmaya yetebileceği anlaşılacak. Malumunuz CHP genel başkanı demek; hem seçim isteyip hem de aday olmaya korkmaktır. Sürekli “yanlış anladınız” kıvamındaki sevimsiz sırıtmasıyla, gerçekten her gün daha uzağa savrulmasıyla, yaprakların dilinden anlamasıyla İmamoğlu bence de bu makamın en uygun adayıdır.
Kısacası, seçim gündemi yokken; aday olmaya korkan genel başkanların seçim istediği bir partinin, seçmen bazında “İstanbul'u kazandığı için” bir çapsızı Başkan olarak görmesi hayal veya rüya değildir. Sadece İstanbul Belediye Başkanı olarak başlayıp şimdi de Başkan olan Recep Tayyip Erdoğan'a olan hayranlıklarının itirafıdır. O'nun siyasi kariyerine öykünmektir. Dahası onu ROL MODEL olarak kabul etmektir. Sayın CHP seçmeni Başkan adayınıza söyleyin; bu fikri takip devam edecekse öncelikle yapraklarla değil insanlarla iletişime geçsin, maval yerine ŞİİR okusun ve tatile gideceğine cezaevine gitsin, mücadele etsin. Belki tekrar Beylikdüzü belediye başkanı olur. Bu gidişle devamı halinde siyaseten bir geleceği yok.
Afiyet Olsun


146 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NOSTRADYO - 18/11/2020
NOSTRADYO
SEN NEYMİŞSİN BE ABİ - 11/11/2020
SEN NEYMİŞSİN BE ABİ
AKBABA SÜRÜSÜ - 04/11/2020
AKBABA SÜRÜSÜ
PACO'NUN ŞEYİ - 21/10/2020
PACO'NUN ŞEYİ
ŞENTÜRK VEDA ETTİ - 14/10/2020
ŞENTÜRK VEDA ETTİ
RAKIGATE VEYA SALAKLIK SENFONİSİ - 07/10/2020
RAKIGATE VEYA SALAKLIK SENFONİSİ
ERMENİ KAŞINTISI - 30/09/2020
ERMENİ KAŞINTISI
ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ... - 23/09/2020
ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ...
CANAN'I SEVİYORUM - 16/09/2020
CANAN'I SEVİYORUM
 Devamı