Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.65767.6883
Euro8.92158.9572
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret452319
Takvim
Saat
ALİ YAVER SOYLU
aliyaversoylu@muttanhaber.net
ADNAN MENDERES
19/09/2012
  

Gelen gibi varıp gittiler

Cenneti mekân ettiler

Güneş batarken yine

Adnan’ı da yolcu ettiler

 

Ölümünün 51. Yıldönümünde Cumhuriyet tarihinin en ibret verici vakaların başında gelen merhum Adnan Menderes’i rahmetle anıyorum.

Türk siyasi tarihinin millet iradesinin baskıya karşı direnişinin sembolü olan isimdi. Siyasetinde büyük başarıları kadar, hataları da olan Ali Adnan Ertekin MENDERES, sanayileşme, ekonomik gelişmeler, tarımda mekanizasyon, ODTÜ ve Karadeniz Teknik Üniversitesini kurulması, İstanbul İmar Çalışmaları ve Ankara’da Banknot Matbaası kurularak, ilk banknotların Birleşik Krallık’ta basılmaya başlanmasından 120 sene sonra Türkiye Cumhuriyeti banknotlarının artık Türkiye’de basılması gibi birçok önemli hizmeti başardı.

Siyasi arenada birçok eleştiriye maruz kalmış ve bazı haklı eleştirilerin olmasına rağmen, askeri otoritenin yaşama hakkını elinden alması, bu millete yapılmış en büyük hakaretlerden birisidir. Siyasetini askeri vesayete bağlamış, asker temelli devlet idaresini benimsemiş siyasetçilerin bu ülkeye kazandırdıkları sadece idam olmuştur.

Menderesin demokrasi ve cumhuriyet rejimi misyonu, Mustafa Kemal’in çizdiği ilkeler ışığında bu milletin öz kimliğiyle pekişmişti. Birilerinin Rusya’dan getirdiği kumaşla bu milletin üzerine oturtmaya çalıştığı kıyafet gibi değildi. Ya da hitlerin o çok şiddetli düşünceli uygulamalarından esinlenmemişti. Bu milletin özü ve haykırışıydı. “Yeter Karar Milletin !” diyen 46 ruhunun serzenişiydi. Çok partili hayatın gerçek mesajıydı. Milletin istikametinin sembolüydü.

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamı sadece bireylerin hayatının sona erdirilmesi veya bir cinayet değildi. Millet iradesinin, demokrasinin ve halkın idamıydı aslında. Üstünlerin gövde gösterisiydi. Ama o kadar yaşayana rağmen, öldürdükleri vatan evlatları hala diri kalabildi, üstünler unutuldu, yok oldu ve lanetleniyorlar. Dün başbakanının asılmasını tertipleyen zihniyet, bugün terörist başını, 30 bin insanın katilini besleyen postal zihniyet, mücadelesini hep siyaset sahnesine vermekte. Ulusal güvenliği tehdit eden terör unsurlarını ise doğrudan ve dolaylı olarak desteklemekte, oradan rant kapmakta. İstense bitirilebileceği gerçeği ise hala insanımızın aklında.

Millet iradesinin kesintiye uğraması son derece vahim bir sonuçlar doğurmuştur. Hizmet üreten, çalışan bir şeyler başarma gayreti içinde olanlar, kenarda oturup bekleyenler kadar insandır. Nasıl ki, çalışmayan hata yapıyorsa, çok çalışanda hata yapacaktır. Ama çalışanın hatası asla kabul görmemiş ve bugün de görmemektedir. Meyveli ağaç her zaman taşlanmaktadır. Kendine hayrı olmayan zihniyet, yine her şeye bir kulp takmaktadır.

Merhum Başbakanımız Sayın Adnan MENDERES’i, Hasan POLATKAN’ı, Fatin Rüştü ZORLU’yu ve beraberinde 1960 darbesiyle mahkum olan, idam edilen diğer bütün demokrasi önderlerini rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. Hangi fikir ve düşünceden olursa olsun, böylesine elim bir hadisenin tekrar yaşanmamasını temenni ediyorum.

Demokrat Parti ve devamında Adalet Parti misyonunun ilçemizdeki siyaset sahnesinde çok önemli marka isimleri de vardı. Bu vesileyle onları da anmak isterim. Kimisi aramızdan ayrıldı kimisi ise hala yaşayan bir tarih olarak saygı beslediğimiz insanlar. Adalet Partili Belediye Başkanı Aslan Yalçın, Hulusi Vural (Hulusi Dayı), Sıtkı Soylu, Mazhar Arıkan, Veli Baştuğ (Veli Çavuş), Ali Çetin (Cülle Ali), Bekir Çetin (Cülle Bekir), İsmail İlyan (Hıdır İsmail), Mehmet Çatık (Çatık Emmi), Musa Tunç (Kör Musa), Ali Manav, Mehmet Manav, Ahmet Alper ve Sakızlı Goca Sinan’ı rahmetle anıyorum. Bayram Çerekçi, Orhan Atsan, Rüştü Dinçer, Süleyman Kılıç (Dağpazarlı), Numan Dayı (Ali Necati Salgur)’u ve o dönemin bu davaya gönül vermiş bütün gönüldaşlarını saygıyla selamlıyorum.

1968 yılında göreve giderken Silifke’de trafik kazasında yaşamını yitiren Adalet Partili Belediye Başkanımız Sayın Aslan Yalçın’ın eşi Münire Teyze, yaşanan sıkıntılı dönemi anlatan çok güzel bir şiirini bizlere ulaştırdı. Münire Teyzemize Allah’tan uzun ömürler ve sağlık dileyerek, şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum:

 

İmralı’da 3 kuş uçtu

Yandı yürek tutuştu

A hainin zalimleri

Sizde insaf hiç mi yoktu

 

İmralı’dan uçan kuşlar

Cenneti alada kışlar

Gerideki Müslümanlar

Bu şehitlere ağlar

 

Namık gedik kalksana

Olanlara bir baksana

Üç kurban daha verdik

Onları karşılasana

 

Eylül on altı on yedi

Üç masumu birden yedi

Bu ayın ne suçu var

Komite ile sağır yedi

 

Kuş olup da uçtunuz

Ölmeyip göç etiniz

Müslümanların kalbinde

Sönmez bir güneşsiniz

 

Rahmet ile anarız

İçinizde kaldı ahınız

Dünya bir gün biter de

Ahrette görülür hesabınız

 

Yazın şairler yazın

Gökte uçar tayyareler

Kıralası pervaneler

O üç cana nasıl kıydın

Kör olası zalim eller

 

Adnan rüştü hasan

Bulamayız böyle insan

Hainlerin yaptığı

Yapmaz bir Hıristiyan

 

Göğüslerinde altı ok

İman denen onlarda yok

Ellerindeki yağlı kendirle

Cehennem yolu çare yok

 

Söyleyin arkadaşlar korkmadan

Akşam olup da kararmadan

Güneş ufukta yarım

Son huzmeler de batmadan

 

Semalardaki kara bulutlar

Asılsızdır üflesek uçar

Biliyor musunuz arkadaşlar

Layık mevkidir cehennemi lavlar

 

Onlarda kıydı üç cana

Olalım diyorlar can cana

Siz söyleyin doğruyu

İmkân var mı Allah aşkına

 

Şafakta okunan ezan

Beyazlar giyip de gelen

Kahrolsun bunları yaptıran

Kimdir mezarı bilen

 

Gelen gibi varıp gittiler

Cenneti mekân ettiler

Güneş batarken yine

Adnan’ı da yolcu ettiler

 

Müslüman mert şehit gittiler

Onlar da bir gün görürler

Oh çeken kâfirler

Zalimler daha çok çeker

 

Kendileri katil oldu

İçlerinde kin doldu

Kısmetmiş cennet yolu

Üçüne de ne mutlu

 

Kopacak bir gün tufan

Yoktur hatır falan

Dünyada canlara kıydıran

Hesap verecek hemen

İdam sehpaları kuruldu

Muratlara nail olundu

Tarafları yas tutarken

Düşmanların bayramı oldu

Düşman dedimse şaşman

Dışarıdan düşman araman

Yüzlerce cana kıyan

Mason neslini çoğaltman

Yüzlerdeki maskeler indi

Ötekiler saklı bilinmezdi

Bu son büyük katliam

Dünyaya acı geldi

Gelecek nesillere

Bu olayı siz anlatın

Onlar gitti gelmezler

Derdimizi kimler böler

 

Böyle büyük acılar

Kalpleri okla deler

Cennetin bahçeleri

Yemyeşildir çimenleri

 

Yeni varan üç şehidin

Nurla dolmuş çehreleri

Bir bakın siz üç şehide

Ağlaşalım halimize

Bir çare bulamadık

Deva bulmaz derdimize

Dert deyip de geçmeyin siz

Üstümüze gelmeyin siz

Derdimiz derya gibi

Dünya bitir sormayan siz

 

(Münire YALÇIN)

 

 AHİLİK 

“Hak ile Sabır dileyip bize gelen bizdendir, Akıl ve Ahlâk ile çalışıp bizi geçen bizdendir.” Ahi Refik Soykut

 

Ülkemizin esnaf ve sanatkarlarının sosyo-ekonomik örgütlenmesinin temellerini oluşturan Ahilik, Ahi Kardeşliği; her yıl 17-21 Eylül tarihleri arasında kutlanıyor. Çırak, kalfa ve usta ekseninden işleyen geçmişte, manevi değerleri de ele alan bu yapı, günümüz Türkiye’sinde ekonominin temel direğini oluşturmakta ve milli sermayeyi temsil etmektedir.

Geçmişten gelen bu manevi mirasın detaylarını kısaca ele almak gerekirse;

Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır. Aslen Horasan Kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran'a Ahi Baba da denir.

      Ahi Evran teşkilkatına katılabilmek için aranan şartları şöyle idi:

    Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak

    Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim ve mülâyemet kapısını açmak

    Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak

    Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak

    Halktan yana kapısını bağlamak, Hak'tan yana kapısını açmak

    Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, Marifet Kapısını açmak

    Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak

 

Ahilik teşkilâtı 3 dereceli bir düzene dayanır. Her kapı üç dereceyi içerir. Bu dereceler şöyle sıralanır: Yiğit, Yamak, Çırak, Kalfa, Usta, Ahi, Halife, Şeyh, Şeyh-ül Meşayıh

Ahilik,  bir anlamda “Türkler'in Rönesansı”dır. Ahilik ve kurum düzeni bugünlerin şartlarında bile, 5 çekirdek ilke “Toplumsal sorumluluk, Hizmette mükemmellik, Dürüstlük ve doğruluk, Ortak yaşama” ile örnek bir modeldir.

Kırşehir’de kabri bulunan Ahi Evran’ın kurduğu bu teşkilatla ilgili Ahilik geleneğinin unutulmaması için Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Odaları tarafından bazı şehirlerde her yıl Ahilik haftası ve kutlamaları yapılmaktadır. Ahilik teşkilatı, gençlerin iyi yetişmesini ve meslek kazanmasını sağlardı. Savaş, afet vs. kötü durumlarda da kuruma üyeler ve halk arasında dayanışma olurdu.

Bu vesileyle, ilçemizdeki ve ülkemizdeki bütün esnaf ve sanatkarlarımıza, ustalarımıza, kalfalarımıza, çıraklarımıza bütün meslek erbabına, o mesleğe gönül vermiş insanlarımıza başarılar, kolaylıklar ve bol kazançlar diliyorum. Birlik ve beraberliğin çok sağlam temeller üzerinde seyrettiği, canlı ve güçlü bir ekonominin olduğu Türkiye temennisiyle insanımızı selamlıyorum.



2697 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

LÜZUMSUZ DOĞALGAZ MUT’U KARIŞTIRDIN - 27/12/2017
LÜZUMSUZ DOĞALGAZ MUT’U KARIŞTIRDIN
NELER OLMUŞ, NELER BİTMİŞ? - 16/08/2017
NELER OLMUŞ, NELER BİTMİŞ?
DARBE - 20/07/2016
DARBE
MAYIS TRAFİĞİ - 18/05/2016
MAYIS TRAFİĞİ
Canlı Bomba - 23/03/2016
Canlı Bomba
Suriye Suriye Suriye... - 17/02/2016
Suriye Suriye Suriye...
KISA KISA ACABA… - 27/01/2016
KISA KISA ACABA…
TERÖRÜN NERESİNDEYİZ? - 20/01/2016
TERÖRÜN NERESİNDEYİZ?
GAZİNOLARIN TAŞINMASI TARİHİ BİR HİZMETTİR - 16/12/2015
GAZİNOLARIN TAŞINMASI TARİHİ BİR HİZMETTİR
 Devamı