Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.81257.8438
Euro9.26129.2983
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam138
Toplam Ziyaret461155
Takvim
Saat
ALİ YAVER SOYLU
aliyaversoylu@muttanhaber.net
Mut’ta Siyaset “Epey ve Akil”
17/04/2013

Türkiye gündeminde her köşede sözü edilen “Akil Adamlar” ile birlikte, kanser hastası kıza Bakan Bayraktar’ın sarf ettiği “Düşürme orada epey para var” sözlerinden esinlenerek yazıma bu başlığı seçtim.

Mut’un orijinal siyasi tarzı, hareketleri ve tarihi var, nasıl olsa. Takdir etmek ya da özür dileyebilmek gibi bir erdemi olmasa da zamanını değerlendiriyor.

*

İşittiklerime göre parayla haber yaptıranlar, parasız eleştiriden rahatsız oluyorlarmış. Dışından eleştiriyoruz, sevinmelisiniz. Maliyeti yok ama elbette bir bedeli var. Eh, bizde de epey akil eleştiri olur yani. Ne yapalım, yapıcı olma gayreti ve gündemi doğru değerlendirme amacı güttüğümüz için, bireylerin çıkarları çok önemli olmuyor bizim açımızdan. Biz nasıl eleştiriliyorsak, hedef alınıyorsak ve bu bedeli göğüslüyorsak, iki satır yazımızın da hoşgörüyle karşılanmasını bekliyoruz.

*

İlçemiz Sertavul-Mut arasındaki karayolunun, geçtiğimiz yıllarda heyelanla bir süre kapanması, gerçekten sıkıntı olmuştu. Yol çalışması ve beraberindeki doğal sebeplerden ötürü, çok ciddi bir kütle aşağıya indi.

CHP’liler, Mehmet Saydam başkanlığında, yolu açmak için ellerinde kazma, kürek çalıştılar. “Nerede bu devlet?” dediler. Çok komikti. 21. Yüzyılda kazma, kürekle heyelanın açılmayacağı, üstelik eğitimli insanların bunu iyi bildiği gerçeğiyle, güya dikkat çektiler ama zaten yol çalışması yapılan yer, karayollarının gündeminde ve programındaydı. Zaten çalışma devam ediyordu. Hatırlatma ihtiyacı yokken, kendilerince siyaset yapmış oldular. Yol şimdi çok ciddi derecede bir çalışma ile açılmaya devam ediyor. Bilmiyorum, ben duymadım, var mı olumlu bir söylem?.

Sayın Saydam da müteahhit. Tamam, yol açmıyor ama sektörde. Eğer devlet işi yapmıyorsa, hükümet çalışmıyorsa ve iş sizin üstünüze kaldıysa; hele ki, maksat Mut insanının menfaatlerini korumaksa, kiralasaydınız bir iş makinası, kıysaydınız paranıza ve katkı verseydiniz keşke. Çok açık söylüyorum, helal olsun der ve alkışlardım.

Faydası, zararı tartışılır, baraj yapımı gündeme geldiğinde de eli bayraklı, eylemde. Bu sefer de baraja engel olmak amaç. Provakatif siyaset ve toplumda kavga gürültü isteniyor. Hizmet diye bir şey, sanırım Sayın SAYDAM’ın gündeminde yok.

Saydam’ın gündemindeki belediyeye gelelim. Seçimle başkanı seçilir ve sistem o kişi tarafından idare edilir. Dört dörtlük değil ama art niyete maruz kalacak kadar da değil. Nihayetinde Mut’un Belediyesi.

Kendilerinin eleştirilerde kullandığı tarzda yazmak istiyorum; hani diyorlar ya, bir firma, bir kişi, bir şu bir bu… Bir CHP İlçe Başkanı, Devlet kökenli olsa da devlet terbiyesi ve işleyişi hakkındaki tecrübeleri ile bilgi birikimi çok zayıfmış. Belediye Meclis Toplantıları, hep eleştirilen Silivri Mahkemesi değildir. Açıklamalardan öğrendiğimize göre, gününde başkanlığa teslim edilmeyip, teslim tarihinden sonra meclise sunulan rapor daha yeni okunmuş ve raporu yeni duyan Belediye Başkanı inceleyeceğini ve gereğini yapacağını dile getirmiş. Ancak Sayın Saydam için yeterli değil, Başkan hemen orada personelin canını yaksın ya da tecritte koysun, ister gibi hizipçi davranıyor ve davranmaya da devam ediyor. Devlet işlerinde konunun incelenip, kamuoyunu rahatlatmak adına müfettiş çağrılıp ve bir problem varsa sürecin işleyeceğini bilmesi gerekirdi.

“Kişisel siyaset topluma ne kazandırır? Amaç nedir, çözüm nedir, bir fikrin var mı? Mut’un herhangi bir meselesine yapılmış bir katkı, çözüm önerisi veya bir tespit oldu mu?” diye kafasında düşünceler olan akil siyasi isimleri beklediğim yer, gerçekten CHP’dir. Ancak CHP Mut İlçe Örgütü kişisel siyaset tarzından vazgeçmediği için, tarihi hatalarına devam ediyor.

Siyaset ezbere yapılmaz. Kişileri hedef almak ya da belediye personelini karşısına almak, siyasetçiye ne kazandırır, hakikaten merak ediyorum. Belediye personelini başka kurum personelinden ayıran en önemli özellik, siyasetle içli dışlı olmasıdır. Siyasi potansiyeli vardır ve beğenilmese de bu potansiyel birçoğunun işe girmesinde etkendir. Gayet objektif bir şekilde bunu kabul etmek lazım. Geçmişte Cumhuriyet Meydan’ında ve seçim döneminde tarihi bir hezeyan sarf edilmişti, birçoğumuz hatırlayacaktır: “O siyah camın arkasındakiler, saklanmayın, sizlerden hesap sorulacak”… Anlaşılan o ki; Sayın Saydam bu tarihi hatayı tekrar yaparak, partisini seçim kaybettirmeye hazırlıyor veya kaybetmesini istiyor gibi.

Sayın SAYDAM’dan toplum çok ümitliydi. Bilgi birikimli bir beyin diyorlardı, şimdi ise hayal kırıklığı olduğunu söyleyen çok partilisi var. Kavgacı, kutuplaştırıcı bir tarzda siyaset yaptığını ifade ediyorlar. Bir gazeteci gözüyle de aslında normal geliyor. “Kavgasız sol, sol değildir” diyen CHP’li kesime, İşçi Parti kökenli hizibi seven bir başkan gelirse ortalık, güllük gülistanlık olmayacaktır elbette.*

Birkaç cümle de Sayın Musa Ali YILMAZ Beye. Kendisi Belediye ve Tedaş kökenli, devlet memurluğundan emekli bir siyasi. Tekrar aday olur mu, bilemiyorum ama seçime kadar belediye meclis üyesi. Musa Ali Beyin, birçok Antalya’da belediye seminerlerine katıldığını biliyoruz. Sormak lazım, acaba kendi cebinden ve kendi imkanlarıyla mı, yoksa AKP’li Belediyenin masraflarını karşılamasıyla mı, seminerlere gitmiştir? Bu seyahatlerinde yol masraflarını mesela akaryakıt giderlerini cebinden ödemiş midir yoksa belediyeden mi talep etmiştir? Dönüşünde bütün bunlara ilaveten, AKP’li belediyeden yol harcırahı almış mıdır, almamış mıdır? Bu seminer programına, başkanlık bütçesinden imzası tam olarak mı gitmiştir yoksa kendi cebinden mi? Denetim komisyonu çalışmalarında, bugüne kadar gerçekten 45 iş günü tam oturum yapmış mıdır yoksa yapmamış mıdır? Bu konuda ne kadar bedel almıştır veya almamış mıdır?  Gerçekten çok merak ediyorum.

Sayın Musa Ali Bey, Ziraat Odası seçimlerinde AKP’lilerle koalisyon yaptığı için, Sayın Saydam tarafından partiden kovulmuş mudur, kovulmamış mıdır? Hatta yumruklaşma söylentileri; ne kadar gerçeği yansıtmaktadır? Sözü edilen bu kovulmanın üstüne, AKP’li denetim komisyonu üyeleriyle hazırlamış olduğu rapor sonrasında, kendisine Saydam tarafından madalya verilmiş midir, verilmemiş midir?

*

Mütevazi kişiliği, olgun bir yaşta oluşu, eğitim seviyesi ile AKP meclis gurubunda bir ağabey, bir amca pozisyonunda olan Ekrem Özcan Beye gelelim. AKP’de bitmeyen teşkilat problemleri artık çözülmeli. AKP’nin hırslı siyasetçileri, bireysel arzularını bir kenara itip, birilerini kullanmaktan vazgeçip, ortak bir Mut zemininde buluşmalı. Toplumun hizmet ihtiyaçları görmezden gelinmemeli, gerçekler göz önüne alınmalıdır. İktidar partisindeki sıkıntıların bedelini Mut’a ödetmeye çalışmak, kimsenin hakkı değildir. Bu konuya aracılık eden herkes, tarih önünde ve kamuoyu vicdanında her zaman kötü anılacaklardır. Kendisi de hem meclis üyeliği hem ilçe başkanlığını bir süre yapan Sayın Ekrem Özcan, çok iyi bildiği gibi yasal olamayan bu dönemde, çekişmelerden mütevellit mahkemelerden kurtulamamıştır.

Sayın Özcan, siyaseten güven sarsmıştır. Ama AKP içinden ama AKP dışından birilerinin menfaatine hizmet etmiş, kişisel hedeflerinin esiri olup, kurumu ve kendi siyasi misyonunu zan altında bırakmaya çalışmıştır. Acaba hangi çıkarlara ve sözlere tav olmuştur? Sayın Özcan, bu konuda da stratejik hata yapmış, kamuoyuna konu olmuştur. Murat Orhan’ın AKP içinden ve AKP dışından muhaliflerinin ekmeğine yağ süren Özcan, yeni dönemde başkanlık özlemi çeken bazı isimlerden tekrar meclis üyeliği sözü mü almıştır? Gerçekten çok merak ediyorum.

*

Sayın Murat ORHAN, Mut statükosunun dışında, gerçek manada halk tipi bir adam. Kimsenin sosyal yaşantısına, inanç ve hüviyetine karışmayan, onlara göre değerlendirme yapmayıp, herkesle barışık yaşayan, doğal bir isim. Tabandan gelen bir sembol. Siyasi tecrübesi az ve ekipte ciddi problemi olsa da, muhafazakar bir partiden aday olup, alevi kardeşlerimizden şahsına en fazla oy almayı başarmış durumda.

Genç, üretken ve zamanında Şanlıurfa’da ülkü ocakları başkanlığı yapacak kadar da cesur. Tabi bu özellikler kişiyi kusursuz yapmamaktadır. Siyasi tecrübe başka bir şey. Eleştiri olacak, sorgulama olacak. Demokrasiye inanıyorsak, yaşayarak ve bedel ödeyerek bir karne alınacaktır. Bu karne çift dikiş mi olur, geçer not mu olur, yoksa takdirname mi, zaman gösterir. Kendisinin hizmetlerini ve gayretlerini her zaman takdir ettim ve dile getirmekten hiçbir zaman kaçınmadım, şimdi sıra tespit ettiğim bazı hatalarında ve yaşadığı sıkıntılarında.

Başkan Murat ORHAN’a önerilerim:

Sayın ORHAN’ın en büyük hatası, Başkan Yardımcılığı ataması oldu. Bu durum siyaseten çok ciddi bir sıkıntı yaşatıyor kendisine. Bilmem farkında mı? Kamuoyunun tepkisi bir yana, meclis bütünlüğü bozuldu. Hem muhtarlık adayı hem meclis üyeliği adayı olmak, biri olmazsa biri olur düşüncesi değilse, nedir? Tam olarak güven bu mudur? Kamuoyunun bildiği gibi birçok personelle mahkemelik olması, personellerin hakarete maruz kaldıkları gerekçesiyle Başkan Yardımcısı hakkında birçok açıklamalarda bulunması, tazminat kazanması, halen hafızalarda. Önerim, o işten vazgeçmek ve İki başlı bir kurum statüsünden arınmak olmalı.

Başkan ORHAN’a, ilçemiz Meydan Spor Kompleksi’ne Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen bütün Mutlu insanların isminin yer aldığı şehitlik anıtı yapma çalışmalarından ötürü teşekkür ediyorum ancak Kuvay-i Milliye Anıtı’nın yıkılması ve yenisinin hala yapılmamış olması bir hatadır. Geçtiğimiz günlerde Hakkın rahmetine kavuşan ve ebediyete intikal eden, Mut’un gerçekten bir değeri olan Merhum Doğan ATLAY’ın belgelerle tescillediği teşkilatın sembolünün yıkılmış olması, üzüntü verici. Mut adına gururlandığımız ve merhum Atlay’ın dedesi Müftü Nadir Efendi’nin bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ten teşekkür mektubu aldığı, kurtuluş mücadelesinin sembolü Kuvay-i Milliye Anıtı’nın yeri değiştirilse bile, bir an önce en güzel şekliyle ilçemize kazandırılması gerekir. Kendisine hatırlatıyorum.

*

Niyeti çift, sözü bir olmayanlardan uzak durmalıyız hepimiz. İnsan sıkışmak isterse iki elinin arasına kafasını koysa yine bunu başarabilir. Ama mutlu ve huzurlu olmak için neden bulmakta güçlük çeker insanoğlu. Halbuki nefes yeter. İbret ararsa ölüm yeter. Kanayan yaralara derman olmak için çıkılan yolda, yeni yaralar açmak gayretindeki zahiriyetten uzaklaşmak gerekir.


2025 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

LÜZUMSUZ DOĞALGAZ MUT’U KARIŞTIRDIN - 27/12/2017
LÜZUMSUZ DOĞALGAZ MUT’U KARIŞTIRDIN
NELER OLMUŞ, NELER BİTMİŞ? - 16/08/2017
NELER OLMUŞ, NELER BİTMİŞ?
DARBE - 20/07/2016
DARBE
MAYIS TRAFİĞİ - 18/05/2016
MAYIS TRAFİĞİ
Canlı Bomba - 23/03/2016
Canlı Bomba
Suriye Suriye Suriye... - 17/02/2016
Suriye Suriye Suriye...
KISA KISA ACABA… - 27/01/2016
KISA KISA ACABA…
TERÖRÜN NERESİNDEYİZ? - 20/01/2016
TERÖRÜN NERESİNDEYİZ?
GAZİNOLARIN TAŞINMASI TARİHİ BİR HİZMETTİR - 16/12/2015
GAZİNOLARIN TAŞINMASI TARİHİ BİR HİZMETTİR
 Devamı