Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.75325.7763
Euro6.33506.3604
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam61
Toplam Ziyaret394718
Takvim
Hüseyin Şahin
insanolmak@hotmail.com
MUT
09/03/2016



Hece olarak tek, kelime olarak da tek. Hatta çok ileri gidip dünyada da tek diyebilirim. Zira bu tek heceye, tek kelimeye ilave edeceğiniz bir kaç harfle türettiğiniz o mucizevi kelime dünyada her insanın dilinden düşürmediği öylesine güzel, huzur veren, sevince boğan, hayata bağlayan, hayata ve hayatın içindekilere olumlu bakmayı sağlayan, bakarken gözleri ışıl ışıl hale getiren kelimeye, kelimelere dönüştürüverir. İnsana verdiği duygu, insanın bütün vücudunu ve ruhunu sarar. İşte bu ilk hece, ilk kelime insanların o güzel duygularını ifade ederken kullandıkları kelimenin temel taşıdır. Mut'ta yaşayanların, Mut'ta doğup büyüyenlerin dilinde Mut, gönlünde Mut, kafa kâğıdında Mut vardır. Mut dışındakiler sadece duygularında kullanırken, burada, Mut'ta doğup büyüyenler, kafa kâğıdında Mut yazanlar, en azından herhangi bir yerde nerelisin sorusuna muhatap olduklarında gururla MUT'LUYUM diyebilirler. Bu anlamı Mut hariç hiç bir mekana yükleyemezsiniz. Ancak, tekil ve çoğul şahıslarda rahatlıkla kullanılabilirsiniz. Mutluyumdan başlar, Mutlululara kadar gider.
Peki.! bu kadar güzel, anlamlı, mucizevi bir kelimeye anlam katan MUT'umuzdaki STK'lar, Devleti Temsil Edenler Mut'a hizmet noktasında üzerlerine düşeni yapıyorlar mı?  Mut'umuz yeterli hizmet alabiliyor mu.? Ha... hizmet deyip, hizmet penceresinden bakıldığında sadece Mut'a değil, bütün ülkeye bakıp, hizmeti ona göre değerlendirmek gerekir. Öyleyse önce hizmet nedir? Ona bakalım. Hizmet; hizmete talip olanların, Türkiye
Cumhuriyeti'nde yaşayan her insanımızın dünya hayatındaki hayatını her konuda kolaylaştırmak amacıyla vesile oldukları işlerdir, faaliyetlerdir. Şimdi, yazdığımız bu cümleyi tersinden okuyalım. Yapılan bir hizmet (İşler) var mı? Varsa nelerdir? Var dersem yalan, eh dersem doğrudur. 814.578 kilometrekarelik alan üzerinde yaşayan Türk Milleti'nin dünya hayatı, geçmişten bu güne yapılan hizmetle, gün 24 saat her konuda kolaylaştırılmış mıdır?
Hayır... Üstelik her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Mut'umuzun 61 yılına, Ülkemizin iyi-kötü 53 yılına (bu sürenin 42 yılı devlete hizmetle geçmiştir) aklım erer. İlk gördüğüm ve daha sonra göremediğim, bir daha da göremeyeceğim, İç ve Dış çarşısı, daracık sokakları, taş binaları, bahçeli evleri, birinci sınıf toprağı, bu toprağa dikilmiş meyve ağaçları ve sebzeleri ile 5 çınarın altına oturduğunuzda (Mut gülü derlerdi o zaman) tertemiz, pırıl pırıl su akan derenin kıyısında yetişmiş güllerin mis gibi kokusu vardı Mut'ta. YA... Şimdi .! O vakit, dönelim bu güne. Yazdığımız cümleyi yine tersinden okuyalım. Ekolojik yapısı bozulmuş, betona dönüştürülmüş dereden gül kokusu değil .......kokusu geliyor. Sebze ve meyve bahçeleri, birinci sınıf tarım arazileri yok edilmiş, o güzelim taş binalar yıkılmış, yerine beton yığınından binalar yapılmış, hala da hız kesmeden yapılmaya devam ediliyor. İç ve Dış çarşı ise için için ağlıyor. Çünkü yalnızlığa terk edilmiş, harabeye dönmesine göz yumulmuştur. Bütünün bir parçası olan iç ve dış çarşıdan Mut'umuzun tamamına baktığımızda iş bilmezliğin, sahipsizliğin daniskasını görürsünüz. Alt yapı yok. Planlı bir yapılaşma yok. Sadece ben yaptım oldu mantığı ile (müşavere-ileriye yönelik değerlendirme olmayınca) ortaya çarpık bir yapılaşma çıkmıştır. Bu durum, yalnız Mut için varit değil. Mut'tan Ankara'ya, Ankara'dan bütün Türkiye'ye baktığınızda aynı hali görürsünüz. Tabi, görmek için göz gerekir. Ondan evvel ise bakmak gerekir. Bakarken de melül melül, ülke ve millet menfaatini ön planda tutarak bakacaksınız. Muhakemeyi, muhasebeyi, değerlendirmeyi de ben'e, ban'a göre değil, biz'e göre yapacaksınız.
Allah(c.c)'ın verdiği nimetlere insan olarak ihanet edersek ki; bu konuda Allah (c.c), “İnsanların kendi elleriyle kazandıklarından (günahlarından) dolayı karada ve denizde bozgun (fesat) açığa çıktı (yayıldı). Belki onlar (yaptıklarından) vazgeçerler diye Allah, onların yaptıkları bazı işlerin cezasını (daha bu dünyada) iken kendilerine tattırıyor” buyuruyor iken, aklımızı kullanmazsak bedelini ağır ödeyeceğimiz aşikârdır. İster Mut, ister Türkiye eldeki değerleri yok ederek herhangi bir ihtiyaç olup olmadığına bakılmadan, araştırılmadan sırf birileri böyle istedi diye şehirleri alt yapısı da olmayan beton yığınına dönüştürmek suretiyle hizmet verildiği zannediliyorsa ve bizde buna inanıyorsak kendimizi kandırıyoruz.
Tarihi değerleri, ormanları yok ederek, birinci sınıf toprakları beton yığınına dönüştürerek hizmet verilemez. Hizmet, insan hayatını kolaylaştırıyorsa, insanın yaşadığı beldeyi yaşanacak yer haline getiriyorsa hizmettir. Yoksa yaşadığınız beldeyi de, ülkeyi de yaşanamaz hale getirirsiniz. Yaptığınız sadece eziyettir. Hatta bazı şehirlerimizde eziyetin ötesine geçilmiş, insanlara hizmet adı altında zulmedilmektedir. İşte bu noktada, ülkemizde hizmet verme görevini üstlenmiş olanların verdiği hizmetin, biraz aklımızı kullansak (Allah c.c., Kur'an-ı Kerim'de 700' ün üzerindeki Ayette “siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız, siz hiç düşünmez misiniz” buyurmaktadır.)  verilen hizmetin, arzu edilen hizmet olmadığını, eh hizmet olduğunu hemen anlarız.
Hizmeti, eh hizmetten başlayarak en iyi hizmete kadar sıralayabiliriz. Açıkçası, verilmesi gereken hizmetin ne olduğunu tam bilmediğimiz için, hizmet amacıyla bir adım öne çıkanlar, bugüne kadar ister Mut'ta, ister Türkiye'nin tamamında en iyi hizmet yerine, Türk Milletini eh hizmet' e mahkûm etmişlerdir. Türk Milleti hizmet bu mu? Sorusunu sormayınca, sorgulamayınca yetkililerde eh hizmeti önümüze hizmet diye koymuşlardır Başka bir ifade ile hizmet diye yutturmuşlardır. Biz de dün bu da yoktu, buna da şükür diyoruz. Oysa gelişmiş ülkelere baktığımızda (ki her konuda onlardan 50 yıl gerideyiz) o ülkelerin insanları, ülkeyi yönetenlerin sayesinde medeniyetin her tür nimetinden faydalanıyorlar. O ülkelerin insanlarına hizmeti kendine şiar edinenlerde insan, bizdekilerde insan. Onlarda ülke menfaati esastır, bizde ise şahsi menfaat. Bu noktada mukayese için ( hani 50 yıl gerideyiz dedim ya) herkesin bildiği basit bir örnek vereceğim, Mut-Sertavul arası kaç kilometre? Zannedersem 38 kilometre. Kaç yıldır yol yapımı devam ediyor.? Tahminim 10 yıldır. Bittimi? Hayır. Sebep? Basit bir mühendislik işi olmasına rağmen, arazinin yapısı, toprak tahlili ve yeterli zemin etüdü yapılmadığından, birçok yerde heyelan meydana gelmiş (halada devam ediyor) ve hiçbir tedbir alınmamıştır. Gereğinin yapılması yönünde de bir çalışma görülmemektedir. Bana en acı geleni ise, işi yapan firmaya istihkak ödeyen, iş bitiminde gerekli kontrolleri yapıp, yapılan işi teslim alacak olan Karayollarının işin her safhasında gerekli kontrolleri yapmaması! Bunu niye söylüyorum. Yolun bir bölümü trafiğe açılıyor. Bakıyoruz, kısa süre sonra yol trafiğe kapanmış. Gerekçe. Yolda yer yer çökmeler, kaymalar ve asfaltta bozulmalar. Bu durumlar elin memleketinde 3-5 yıl içinde ya olur, ya da hiç olmaz. Bizde ise bu süre yani yolun bozulma-bakım süresi bir ay, bilemedin en fazla altı ay. Ve bizim ülkemizde buna hizmet deniyor. Bir diğer husus ise, bana göre en kötüsü. Duble yol bitiyor. Trafiğe açılıyor. Yine bir de bakıyoruz ki yolun bir bölümü trafiğe kapalı. Bu defa sebep ne? Arkadaşlar-Karayolları yol güzergâhındaki küçük derecikleri yeni keşfettikleri, yeni gördükleri için menfez yapmak amacıyla yolu küt kesmek. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor. Yolu düzeltiyorsunuz. Üzerine döktüğünüz malzemeyi iyice sıkıştırıyorsunuz. Sonra bir kat asfalt döküyorsunuz. Sonra bir kat daha. Daha sonra trafik işaretlemesini yapıyorsunuz. Sonra da gözünüzden kaçan, görmediğiniz, göremediğiniz dereciklerin üzerine menfez yapmak için yaptığınız yolu bozuyorsunuz. Bu uygulamanın dünyada eşi yok, sadece bizde var. Yol bakımı için kullanılan asfalt 30 milyon ton. Bunun adı hizmet değil, israftır. İsraf ise haramdır. Ve Allah(c.c)'ın ifadesiyle “israf edenler şeytanın kardeşleridir”.
          Son söz. Türk Milleti askerliğini yapıyorsa, vergisini veriyorsa, üzerine düşen diğer vecibeleri yerine getiriyorsa, Türk Milleti Mut'ta ve ülkemizin her yerinde hizmetin en iyisine layıktır. Daima mutluyum deyin, mutlu olun, mutlu kalın, mutluluğu ve mutluları sevin, Allah (c.c)'a emanet olun. Bilin ki, hiç unutmayın ki, Kul'a kul olanlar, karnına kul olanlar, Yüce Allah(c.c)'a muttaki kul olamazlar ve Türk Milletine asla en iyi hizmeti veremezler.
SAYGILARIMLA


923 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ELİMİZİN VE ELİN YAPTIĞI TABUTLARDAKİ HAYATIMIZ VE KAÇINILMAZ OLAN AKİBETİMİZ...! - 06/03/2019
ELİMİZİN VE ELİN YAPTIĞI TABUTLARDAKİ HAYATIMIZ VE KAÇINILMAZ OLAN AKİBETİMİZ...!
KOLTUK SEVDASI - 27/02/2019
KOLTUK SEVDASI
PROMOSYON - 20/02/2019
PROMOSYON
ENFLASYON DÜŞTÜ MÜ? DÜŞÜRÜLDÜ MÜ? - 13/02/2019
ENFLASYON DÜŞTÜ MÜ? DÜŞÜRÜLDÜ MÜ?
TRUMP MI? TRAMPET Mİ? - 30/01/2019
TRUMP MI? TRAMPET Mİ?
ATATÜRK VE KRAL...! - 19/12/2018
ATATÜRK VE KRAL...!
IVIR ZIVIR İŞLER VE MASKARALIK...! - 12/12/2018
IVIR ZIVIR İŞLER VE MASKARALIK...!
FAS´IN FESİYLE FAS´LI DEĞİL, FESLİ KADİR...! - 05/12/2018
FAS´IN FESİYLE FAS´LI DEĞİL, FESLİ KADİR...!
SÖZÜM; MAHALLİ SEÇİMDE MHP´DE BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK İSTEYENLERE...! - 28/11/2018
SÖZÜM; MAHALLİ SEÇİMDE MHP´DE BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK İSTEYENLERE...!
 Devamı
Saat