Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret530119
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
DARBE
18/05/2016
Merhaba;
Öncelikle ilçe Müftümüze nezaketinden dolayı teşekkürlerimi bildiriyorum. Bazı konulardaki eleştirel yaklaşımımı dikkate alarak gerçekleşen memnuniyet verici ziyaret, konu ile ilgili hem detay hem de sohbet eklediğimiz güzel bir yarım saat olarak hafızamıza geçti. Bu zarif yaklaşımı için bir kez daha teşekkür ediyor, görevinde başarılar diliyorum.
Daha önceden biraz değindiğim bir konuda geçen hafta sonunda bir gelişme yaşanacak havası verildi. Malum kurultay hikayesine inanıp yollara düşenler kurultaya gittiklerini iddia ederken, dönüşte nereden geldikleri hakkında bir fikirleri yoktu. Türkiye'de siyasi partiler kendi tüzüklerini oluşturdukları zaman bu tüzüğe uygun davranma ve tüzüğe dayanarak parti içi iktidarı güvenceye alma adına bazı esnek maddeler koyabiliyorlar. Kongre ya da diğer deyişle kurultay denilen ve yasaya göre belirli sürelerle yapılması zorunlu olan toplantının, demokrasinin tecelli etmesi adına karnesi kırıklarla doludur. Bu her parti için geçerlidir. Ama bir partide kongre olmaya görsün; demokrasi nutukları o kadar çoğalır ki, harbiden demokratik bir seçim yapıldığına inanasınız gelir. Oysa bu kongre esnasında mevcut yönetim elindeki çoğunluğu kullanarak tüzükte, kendi iktidarını tehlikeye düşürecek riskleri yok eden bir düzenleme yapmıştır, yapagelmiştir. Bu yüzden adına ne derseniz deyin, hangi adla bir listeniz olursa olsun, kongreyi kazanması gereken ve zaten önceden belli olan taraf kazanır. Yani daha açık söylersek; delegeyi elinde tutan, delegeyi kendisi yazmış olan, taraf; partinin milyonlarca üyesi istemese bile parti içindeki iktidarını sürdürebilir. Şimdi bütün bunları niye yazdım bir bakalım. Kongre çığlıkları atıp, bir tane de genel başkan adayı bulunca; parti yönetimi korkup ta “tamam kongre yapalım” demez. 1960 yılında asker, başlarına geçen emekli bir generale biat ederek darbe yaptı. Sanıldığı gibi o sırada Cemal Gürsel GK Başkanı değildi. Dışardan bir isimdi. Bu yüzden bu darbe TC ordusunun alnında kara bir lekedir. Konumuz bu değil. Şimdi bir partinin üyeleri kerameti neresine sakladığını bilemediğimiz bir ismi, bir eski milletvekilini başlarına koyup yola çıkarak parti içi bir darbeye yeltendiler. Partinin içindeki gücün sahipleri bu manasız yorgunluğu oturdukları yerden izlediler ve bir şeyi kaydettiler. Bu yolda kimlerin kapının önüne konulacağını. Kısaca bu yola kongre var genel başkan değişecek diye çıkanlar sadece kendi kendilerini ihbar ettiler. 
Bu kongreden başbakan çıkacağını iddia eden romantiklere de yeri gelmişken selamlarımı iletiyorum.
Klasik üçlemedir; siyaset, sanat spor. Hafif siyaset değerlendirmesi yaptık. Sanatsal anlamda benim kültür katmanım ölçeğinde bir gelişmeye rastladığımda sanat yazıları da yazabilirim. Ama spor anlamında mutlu olduğum bir hafta sonu geride kaldı. Siyah-Beyaz bir aşk hikayesi 7 yıl aradan sonra yeniden vizyonda. Beşiktaş futbol takımı süper ligde ki 14. şampiyonluğuna ulaştı. Keyif veren futbol anlayışı ile çok gol atarak, çok kazanarak puan farkını son maçta koruyarak ipi göğüsledi. Peşinde, “pozisyon vermedik” kıvamında maç sonu değerlendirmesi dışında bir vizyonu olmayan Portekizlinin çalıştırdığı ezeli rakibi Fenerbahçe ile bir zirve yarışı yaşadı. Fenerbahçe kadro olarak sezon başında herkesin gözlerini kamaştıran bir topluluktu. Rıdvan Dilmen bile bu zenginliğe kapılarak “F.Bahçe bu sezon çok gol atar çok ta yer en azından 80-90 gol atar” gibisinden bir öngörüde bulundu. Ve bu fener takım olma yolunda eksikleri olduğu için 60 gol bile atamadı. Nihayetinde son 10 yıldır Fenerbahçe'nin yükünü çeken çekirdek kadro yaşlandı ve formu azaldı. Bu kadro duygulara yer verilmeden yenilemeye gidilmediği sürece önümüzdeki sezon yine aynı feneri izleyebiliriz. Bunun olup olmaması da Aziz beyin kontrolündedir. Şampiyon olunduğunda başarıyı kendisine mal eden, aksi durumlarda kendisinden başka herkesi suçlayan bir başkan modeli aslında Fenerbahçe'ye yakışmıyor. Ama yukardaki kongre-siyaset-delege ekseninde yaptığım değerlendirme futbol kulüplerinin yönetimi için de geçerlidir. Delegeyi elinde tutan Aziz bey boş yere “kızdırmayın 10 yıl daha gitmem” demiyor. Bu 10 yılda 10 kongre yapılsa 10'unuda kazanacağını biliyor. Sonuçta kendisine Cumhuriyet diyen Fenerbahçe'nin de Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi partileri de kendi içlerinde demokrasinin yeşermesine asla izin vermiyorlar. Belki de demokrasiye değil, darbelere alışık olduğumuz için olabilir mi dersiniz?
Afiyet olsun



1064 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı