Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret530113
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
DEVRİM VE DEMOKRASİ
10/08/2016
Merhaba;
Yıllardır dillere pelesenk olmuş bir kelime vardır. Duvarlara yazılır, sloganların içinde yer alır, bir takım ütopik hayallerin ana fikrini oluşturur. Topyekûn bir değişimden ve bir kere başladıktan sonra hiç durmayacak bir devinimin başlangıç ivmesi olduğundan söz edilir. Neymiş bu kelime? Evet, tahmin ettiğiniz gibi “devrim”. Duvarlarda görürsünüz en fazla. Devrimci olduğunu iddia eden fraksiyonların alamet-i farikaları; DEV- vesaire. Artık ne yazarsan yaz. Bunlardan herhangi birisinin fikrini almak mümkün olmamıştır çoğumuz tarafından. Çünkü gece yaşayan ve duvarlara kırmızı boyalarla yazılar yazarak beslenen bir türdür bunlar. Toplumsal anlamda içimizde yaşadıklarında bir önceki gece yazıya çıkan kişi ile alakasız bir hayat çizgisi vardır. Akşam parka giyer belki ama gündüz takım elbise ve redingot. Şimdi bütün bunların konumuzu getireceği bir nokta var. İşte yıllardır sadece duyduğumuz bu kelime bu topraklarda, halkımızın eliyle, gücüyle ve kanıyla hayat buldu. Devrimi Türk halkı yapmıştır. Dünya da eşi benzeri yoktur. Birçok yerde –halka rağmen- yapılan şeyler ki; bunlar Bolivya, Arjantin, Küba, Panama, Şili gibi ülkelerde yapılan şiddetli iç savaşlardır, asla devrim değildir. Bazı duvar yazarı çocuklara göre bu saydığım yerlerde o dönemi yaşayan bir takım çizgi film karakterleri devrimci olarak anılır. 
Düşünsenize halk emek, yoksulluk, direniş edebiyatı yapan, sermayeye karşı çıkan, bunun için insanları öldüren, hak hukuk eşitlik kelimelerini kullanarak uzun konuşmalar yapan ama, ama, puro içen devrimciler. Hem de en pahalı purolardan içen iki tane devrimci. Bir öldü gitti, diğeri diktatörlüğünü kardeşi aracılığıyla sürdürüyor. Ülkesinde internet yokmuş, açlık çokmuş, gelir yokmuş, önemli mi? Hayır tabii ki değil. Çünkü neymiş Küba da sağlık hizmetleri çok iyiymiş ve Tıp çok gelişmiş miş. Yalan, yüz kere yalan. Dünyanın birbirine bağlandığı, teknolojinin hemen her gün geliştiği bir ortamda halkına internet bile sağlayamayan, teknolojisi sıfırın altında bir puro ülkesi teknoloji olmadan tıp ta nasıl gelişecek dersiniz. Büyük ihtimalle Wodoo büyüsüyle, ya da kara büyü ya da ne derseniz deyin. İşte kendilerine devrimci diyen romantiklerin mevzu açıldığında örnek verebilecekleri tek ülkenin ihtişamlı hali bu. Kısaca dünya da “sosyalizm” denilen abukluğun son refah seviyesi budur. Fazlası olmaz. Çünkü kendine devrimci diyen romantiklerin hedefi işte bu sosyalizmdir.
Oysa bizim ülkemizde devrim demokrasi için yapıldı. Farkında mısınız, herhangi bir ideoloji ya da rejim değil, salt demokrasi için. Şimdi “demokrasi” bir rejimdir diye çıkıntılık yapmak isteyenler olabilir ki bunlar Cumhuriyet ve demokrasiyi aynı şey zanneden köy enstitüsü yüksek lisans mezunlarıdır. Bu mezunlar, cumhuriyetin ilk yıllarında demokrasi olduğunu zannederler. Hatta bunlar bir ara gider gibi olan demokrasinin 1960 ta tekrar geldiğine inanacak kadar postal severler. Hatta bunlar kendi yüksek lisanslarından ötürü, seçkinci olup halka “cahil” demeyi severler. Bunlar genellikle ilkokul öğretmeni olurlar. Ülkeyi sürekli kurtarırlar. Sağ olsunlar. Oysa bilinmelidir ki demokrasi aslında ve özünde üç şeydir. Birincisi ORDU merkezli siyasete karşı sivilleşmektir. İkincisi DEVLET merkezli siyasete karşı siyaset etmektir. Üçüncüsü ise SEÇKİNCİ siyasete karşı katılımcı siyaset uygulamaktır. Şimdi bu üç şey bu yüksek mezunların işine gelmediği için demokrasi savaşında halk sokaklara inerken bunlar perdelerin arkasındadır. Darbenin gerçekleşmesi için yapmayacakları şey yoktur. Kimi camilere takar. Kimi sokağa çıkanları aşağılar. Kimi de insanlara “sokağa çıkmayın” diye şerefsiz çağrılar yapar ki; asıl darbe sever dediğimiz bu modellerdir. Bunlara göre şu an demokrasi yoktur. OHAL ilan edilmiş artık özgürlükte yoktur falandır, filandır. Âmâ hayatlarına hiçbir şeyi kısıtlamadan devam edebildiklerini görmezden gelirler. Buna rağmen bu durumu eleştirebiliyor olmalarının nedeninin demokrasi olduğunu bilmezler. Çünkü genetik şifrelerinde böyle bir kayıt yoktur.
Kısacası sevgili okurlar; halkımız 15 Temmuzdan bu yana sadece “demokrasi” için dışarıda. Nöbetinin adı da mitinginin adı da “demokrasi” hiçbir ideoloji ve hiçbir rejim demokrasinin eşiti ya da üstünü değildir. En son demokrasi mitinginde toplanan kalabalıkları aşağı yukarı hesapladığımızda ve 15 Temmuzdan beri süregelen devamlılığı gördüğümüzde aklıma başka bir miting ve onun düzenleyicileri geliyor. 367 soytarılığının peşinden bu ülkeyi erken seçime götüren sözde “cumhuriyet” mitinglerindeki kalabalığa bakıp ta seçim tahmini yapanların kulakları çınlasın. Gerçi sürekli çınlıyordur, sürekli yalan çıkmaktan ve sürekli yanılmaktan. Görüşmek ümidiyle hoşça kalın
Afiyet olsun


1034 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı