Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret530118
Takvim
Saat
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
30 AĞUSTOS
31/08/2016
Merhaba;
Bugün 30 Ağustos zafer bayramı. Milletimizin bayramı kutlu olsun. Bize bu zaferi armağan eden kahraman ordumuz ve onun başkomutanı Mustafa Kemal'den Allah razı olsun. Mekanları cennet olsun.
Çocukluğumdan beri milli bayramlar benim için bir “en çok bağırma ”yarışması gibiydi. İlkokuldayken 23 Nisan ve 29 Ekim günlerinden bir hafta öncesinde bu yarış başlardı. Şiir okurken en çok bağıran kim ise sınıftan o seçilirdi. Sonra sınıflardan seçilenler arasında en çok bağıran öğrenci bayram töreninde okulu temsil ederdi. Yani şiirin ruhuna ve tanımına aykırı bir eylem zorla şiirin üzerine bindirilir, tıpkı askeri bir komut veya tekmil gibi en üst perdeden bağırarak söylenirdi. Bu yüzden 30 Ağustos bayramının yaz tatiline denk gelmesine sevinirdim. Bağırma yarışması olmayacak ve 1 saat sürecek tören için saatlerce okulun önünde saatlerce de –şimdi stadyum olan-top sahasında beklemeyecektik. İşin en tuhaf tarafı da tören alanına askeri adımlarla gitmek zorunda bırakılışımızdı. Düşünün yedi yaşındasınız ve uygun adım yürümek zorundasınız. Bir tek “her Türk asker doğar” diye yürüyüş kararı saymadığımız kalırdı. Bu sivillikten korkan her ideolojinin topluma küçük yaştan dayattığı bir uygulamadır. Şimdi bu uygulamayı devam ettiren bir ülke var: Kuzey Kore. Bu ülkede ölen liderin yerine oğlu geçmiştir ve hayatın her alanında askeri bir kurallar silsilesi vardır. En basitinden eski liderin ölüm yıldönümünde emirle ağlayan öğrencilerin ülkesidir Kore. Bizim eğitim sistemimizin içine konulan bu kurallar da asker bir toplum yetiştirme amaçlıdır. Çok değil 35-40 yıl önce ortaokul öğrencilerinin kıyafetleri subay –astsubay tören kıyafeti gibiydi. Başlarında askerin tören kıyafetindeki şapka vardı. İşte eğitim sistemine askeri bir düzen vermek isteyen düşüncenin şiire bakışı da böyle olur. Bağırabildiğin kadar bağır. Ne söylediğinin önemi yok. Yeter ki en çok sen bağır. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen herkesten çok bağırmaktır.
Şimdilerde milli bayramlarımızla ilgili olarak sadece törenlerin şekli yeri veya yapılıp yapılmayacağı ile ilgili tartışmalar var. Hatta bu tartışmalar zaman zaman zevzeklik boyutuna varmakta. Kısaca değinirsek; 23 Nisan bir ülkenin TÜRK adı taşıyan ilk meclisini açma tarihi olarak önemlidir. Kutlanmalıdır. Ciddiyetle ve gururla. Yarının büyükleri ve geleceğimiz olan çocuklara bu günün armağan edilmiş olmasındaki mesaj her 23 Nisan'da tekrar hatırlanmalıdır. 29 Ekim tarihi bir ülkenin kendi kaderini nasıl çizdiğini gösteren kurtuluş savaşını taçlandıran bir olaydır. Cumhuriyet kurulmuş ve ülkemiz meclisinden sonra adında da TÜRK kelimesini kullanarak Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Her ne kadar “cumhuriyeti korumak ve kollamak” şeklinde ucube bir bahane ile onun askerleri tarafından kısa süre sonra yıkılmış olsa da önemli bir tarihtir. Şu an yaşadığımız rejim kesinlikle o ilk cumhuriyet değildir. O cumhuriyet 1960'ta yıkıldı. Gelelim 19 Mayıs mevzusuna. Yaklaşık bir ay önceden çalışmaya başlanarak anlamsız hareketler sergilenen ve hiçbir mesajı olmayan bir tuhaflıktır. Eski demir perde ülkeleri ve eski Sovyet rejimine öykünmüş bir uygulamadır. İşaret ettiği tarh ile o güne ait uygulamaların hiçbir alakası yoktur. Yeteneği değil, sıradanlığı payda olarak kabul eden hareketler dizisinin hep birlikte uygulanması çabasıdır. Hep birlikte; yani asker gibi, yani askeri bir düzen içinde. Öyle askeri bir düzen içindedir ki, kimin belirlediği belirsiz koreografiyi izlerken askeri bir birliğin spor yaptığı izlenimi doğar. Anlamsızdır. Gereksizdir.19 Mayıs tarihinin önemini pekiştirip yeni nesillere daha iyi anlatacak bir uygulamaya geçilebilir. Yoksa yapılmasa da olur. Netice de devrimciysek sürekli değişime açık olmalıyız.
Sonuçta milli bayramların bir ulusun geçmişinde ve var olmasında etkili anların yeniden hatırlanması ve anılması dışında çok büyük anlamları yoktur. O gün geldiğinde o günün anısına gereken saygıyı gösterip sade kutlamalar yapmak yeterlidir. Yoksa neredeyse her gün falanca ilimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 92. yılı türünden haberler de aynı coşkuya ihtiyaç duyarlar. Bu durumda da işgalden mi kurtulduk, yoksa gerçekten zafer mi kazandık, diye sorgularız. Bayramınız kutlu olsun efendim.
Afiyet olsun


753 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ORTAYA KARIŞIK - 06/10/2021
ORTAYA KARIŞIK
SADRAZAM - 29/09/2021
SADRAZAM
FRANKESTEİN ZEYTİNİ - 22/09/2021
FRANKESTEİN ZEYTİNİ
EYLÜL ANILARI - 15/09/2021
EYLÜL ANILARI
GÜZ SENFONİSİ - 08/09/2021
GÜZ SENFONİSİ
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI - 01/09/2021
KULLANIŞLI JÜLYET MASALI
PAŞA GÖNLÜM - 14/07/2021
PAŞA GÖNLÜM
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR - 30/06/2021
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI - 23/06/2021
TÜCCAR HAMAMBÖCEĞİNE KARŞI
 Devamı