Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret386287
Takvim
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
SİZ DE “NİYE BÖYLE OLUYOR?” DİYOR MUSUNUZ?
12/10/2016
Bu hafta uzmanlık alanımın dışında ama hani, “yaşadım, öğrendim” dediğimiz şeyler vardır ya, işte onlardan birini yazmak istedim. Evet, İki yıl Hakkari İl merkezinde, 3 yıl Van İl merkezinde Ziraat Bankasında çalıştım, özellikle Van'da Bölge Müdürlüğündeki müdürlüğüm sırasında Çukurca'dan Bahçesaray'a, Doğubeyazıt'tan Mutki'ye kadar gitmediğim yer kalmadı, bir kısmında günlerce kaldım, çeşitli işletmeleri, yerleşim alanlarını gezdim.
Çalıştığım süreler boyunca aralarında kaldım, hem köylere gittim, hem de köylerden göç edip gelmiş ailelere misafir oldum. Günlük konuşmaları anlayıp cevaplayacak kadar Hakkari lehçesinde Kürtçe öğrendim.
Tüm bunların tek bir sebebi vardı, bir şeyi anlamak istiyordum. Eminim sizlerin de bir türlü anlam veremediği, hemen her türlü eşit vatandaşlık haklarına sahip, ortalama Anadolu insanı kadar müreffeh ve bir kısım yerleri gerçekten mahrumiyet olsa da genelde Kamu hizmetleri de götürülmüş olmasına rağmen, ne oluyor da bu toplumun önemli kısmı hala PKK terör örgütünün ve onun legal sahadaki uzantısı HDP ve türevlerinin (O dönem isimleri Hadep/Dehap vb idi) arkasından gidiyordu?
KAFASI KARIŞANLAR İÇİN: HDP/PKK VE TABANININ ANALİZİ
Öncelikle yanlış bilinen bir şeyi düzeltmek isterim. Bizim Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki toplum, medya tarafından aktarıldığı gibi homojen bir yapı göstermez. Bölgede, elbette Kürt aşiretleri var ancak çok ciddi miktarlarda Türk, Türkmen, Azeri (Karapapaklar ve Güney Azerbaycan kökenli Azeriler), Araplar, Zazalar (Kesinlikle kendilerini Kürt kabul etmezler ve dil fonetikleri de ayrıdır), Ermeni (aralarında Müslüman Ermeniler de var) ve Süryani aşiretlerinden bakiye kalanlar, kısmen Ezidi kökenli vatandaşlarımız vardır.
Bizler, Cihan Devleti Osmanlı'nın bakiyesi bir Devlette ve yurtta yaşıyoruz. Biz beğensek de beğenmesek de, istesek de istemesek de Osmanlı torunuyuz ve bizim dışımızdaki herkes bizi bununla anmakta, anmaya da devam edecektir. Bu sebeple Cihan Devletinin bakiyesi olan bu farklı kavimler, bizim için renktir, güçtür, kuvvettir, doğru yönetilirlerse avantajımızadır. Tıpkı bir futbol takımında farklı mevkilerde oynayan oyuncuların yetenek ve kabiliyetlerinin farklı olmasının avantaj olduğu gibi, bu yapı lehimizedir.
Konuyla ilgili çeşitli saha çalışmaları mevcut olmakla birlikte, sağlıklı sonuçlar verene pek rastlamadım. Genellikle manipülasyon amaçlı olarak sonucu önceden belirlenmiş rakamlar vermekteler. Benim gözlemlerim sahada yaşanmış tecrübelerdir. Yine de elinde sağlıklı veriler bulunan bir hemşerimiz varsa, paylaşırsa memnun olurum.
Son 10-15 yılda Doğu ve Güneydoğu'ya, yoğun şekilde yatırım ve hizmet götürüldü, diğer bölgelere nispetle en az iki kat personel ataması yapıldı, adeta aradaki gelişmişlik farkının giderilmesi için seferberlik ilan edildi. Bu durumu, sayın Cumhurbaşkanımız ve Hükümetimiz “Hizmet Siyaseti” olarak tanımladı ve adeta bütçeyi o bölgeler için seferber etti. Bu arada da dünya standartlarında temel insan hak ve hürriyetlerine dönük düzenlemeler çıkartıldı, bu konularda Ülkemizi kıyasıya eleştiren malum dünya devletleri, eleştirecek konu bulamayıp ottan çöpten mevzularla uğraşmaya başladılar.
Nitekim, 2002-2015 yılları arasında, ülke genelinde Milli gelir 2 kat civarında artarken, bahse konu bölgede 4 kat arttı, böylece aradaki gelir farkı makası da azalmış oldu.
Pekii, tüm bunlara rağmen, HDP/PKK, silah bırakmadı ya da neden silahlı unsurlarını yurt dışına çıkartmadı, tam tersine gemi azıya aldı, üstelik terörü şehirlere taşıyıp oralarda da masum pek çok cana kıydı? Hendek siyaseti uygulayıp kendi tabanlarının da arasında bulunduğu bölge insanına hayatı zehir ettiler. Bölgedeki, Devletinin yanında yer alan, vatansever insanları (Korucular ve AK Parti yöneticileri gibi) acımasızca katlettiler. Bu arada, Silahlı Kuvvetlerimizin silah ve teçhizat gücünün arttırılmasının da etkisiyle yaptığı başarılı operasyonlarla, açık arazide çatışmaya girmek yerine, terör jargonunda riski düşük ve etkisi yüksek olarak bilinen, intihar saldırıları (bombalı araç ve intihar eylemcileri) seviyesine gerilediler.
Tuhaf olan bir konu da, 7 Haziran 2015 seçimlerinde, ülke çapındaki oyunu göremeyen ve fanatiklik seviyesinde hükümet ve sayın Cumhurbaşkanımızın muhalifi radikal sol ve FETÖ'nün de desteğiyle bir anda Meclis'te 3. Parti haline dönüşecek kadar oy patlaması yapmalarıdır. Nitekim, İlçemizde bile 500 civarı oy aldıklarını hatırlatırım.
NE OLDU DA BÖYLE OLDU?
Benim gibi ortalama Anadolu insanları için tüm bu yaşananları anlamak hakikaten zordur. Bizler, bize bir iyilik yapılmışsa, bir hizmet getirilmişse, sosyal ve siyasal seviyemiz yükseltilmişse bunu ancak memnuniyetle karşılar, bunları bize getirenlere müteşekkir oluruz. Yani “Hizmet Siyaseti” bizlerde işe yarar ve destek de alır, nitekim şu ana kadar da öyle olmuştur.
Bizler, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” şiarıyla yetişmiş, yaşayan insanlarız. Bize bir adım gelene, iki adım gitmeyi, selam verene daha güzeliyle cevap vermeyi öğreten bir dine mensubuz, o kültürle hemhal olmuşuz. Bir kişi bize iyilik yapmışsa, en azından müteşekkir olur, iyilik yapmaya çalışır, yapamazsak bile o kişiye minnet hissiyle yaşarız. Hayata ortalamada böyle bakan bir toplumun bu yaşananları sağlıklı çözümlemesi zordur.
Burada, her kavmin farklı niteliklerle yaratıldığını hatırlatarak söze devam etmek isterim. Hepimizin zihninde, örneğin Japonlar deyince, işkolik ve çok çalışkan oldukları, Çinliler deyince çok iyi taklit ve kopya yaptıkları, Ruslar deyince kaba saba ve içki düşkünü oldukları, Araplar deyince yeme-içmeye düşkün oldukları gibi çağrışımlar oluşur. Milletimizin yiğitliği, vatanseverliği, kahramanlığı defalarca denenmiş ve genel kabul görmüştür. En son 15 Temmuz süreci, çok taze bir delildir.
Cenâb-ı Hak, mübarek Kur'an'da, Hucurat suresi 13. Ayette “Ey insanlık! Elbet sizi bir erkekle bir dişiden yaratan Biziz; derken sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki tanışabilesiniz.” buyurarak farklı farklı yaratılışın hikmetini bildirmiştir.
Tüm bu haller, tıpkı insanların olumlu-olumsuz özellikleri olduğu gibi kavimlerin/toplumların da benzer şekilde özellikler taşıdığını akla getirir. Bu farklılığı ceddimiz Osmanlı, son derece akıllıca yönetmiş ve Kavimlerin/Toplumların olumlu özelliklerinden son derece başarılı bir şekilde Devletin bekası için faydalanmıştır. Devşirme denilen yöntemle, vatandaşları arasından gayri-müslim tebaa dan bile azami faydalanmayı bilmiştir. Şu anda Amerika ya da Avrupa'nın burs, eğitim bursu, yeşil kart vb yöntemlerle uyguladığı taktik, tam olarak budur.
Kavim olarak Kürtler (Elbette istisnaları vardır, onları tenzih ederim), hayatlarının merkezine gücü almışlardır. “Güçlü olanın Haklı sayıldığı” günümüz dünyasında çok da haksız sayılmazlar. Olayları, kişileri, toplumları, her şeyi ama her şeyi güç penceresinden izler ve yorumlarlar. Bu sebeple, kalabalık olmayı, çok çocuklu olmayı, aşiretlerine olan bağlılıkları, silaha olan merakları, kan davası gütmeleri, birbirlerine ve kendileri dışındaki insan ve toplumlara gösterdikleri sert tavırlar hep bu sebepledir.
Örneğin, birisi kendilerine selam verdiğinde, o kişinin gücü sebebiyle kendisinden korktuğunu, aşiretinin büyüklüğü ya da nüfusunun kalabalık olması ya da silahlı gücü sebebiyle çekindiğinden böyle bir saygı gösterisine giriştiğini düşünürler. Tam olarak bu sebepten, yalnız başlarına olduklarında çevreleriyle tam uyum içindeyken belli bir sayıya ve etkinliğe ulaştıklarında tavırları değişir. Yine bu sebepten kapalı mahalleler oluşturmaya, gettolaşmaya meraklıdırlar.
Aşiret ve çevre baskısı o kadar güçlüdür ki,- temel korku o gücü kaybederek zayıf düşmek olduğundan- gücü kaybetmemek için gerekirse Kanuna, ahlaka, temel beşeri kurallara aykırı işlere girebilirler. Burada töre cinayetlerini, kan davalarını ve kendi içlerinde uyguladıkları toplu sürgün cezalarını hatırlatmak isterim.
Hayatlarının merkezinde güç olduğu için, Devletin güçlü göründüğü dönemde ekseriyetle Devlet taraftarı, HDP/PKK nın güçlü göründüğü dönemde nötr ya da sempatizan olurlar. Tam olarak bu sebepten siyasal tercihleri zik-zaklıdır. Bir seçimde HDP türevi partilerle görünürken bir başka seçimde iktidar partisine destek verirler.
Bu arada, geçmişte orada bir kısım kamu personelinin hatalı uygulamalarının var olduğunu, devlet adına iş yaptıklarından maalesef faturanın devlete kesildiğini, bu arada PKK terör örgütü ve kullanmakta olduğu farklı isimlerdeki (TAK, HPG, YDG-H vb) fraksiyonlarının halkın üzerine karabasan gibi çöküp çoluk-çocuk demeden acımasızca yaptığı katliamların toplum psikolojisinde meydana getirdiği travmayı da göz önüne almak gerektiği kanaatindeyim.
Kısaca, Devletimizin tüm hizmetlerini, bölgeye yaptığı yatırımları, insan hakları konusunda attığı adımları, “Çözüm Süreci” olarak ilan edilip uygulanan “Akil Adamlar” projesine kadar, hepsi ama hepsi söz konusu kitle tarafından “Devletin acizliği, zayıflığı, HDP/PKK nın güçlülüğü, kuvveti” olarak okunup anlaşıldığından tüm bunlar yaşandı.
Çok şükür ki, Devlet aklı nihayet doğru taktiğe döndü, bir taraftan kuvvet eliyle zalim teröristlere vururken bir taraftan şefkat eliyle bölgeye ve bölge insanına muamele etmeye başladı. Böylece, zayıf düşmüş devlet görüntüsünden, hakim devlet, güçlü devlet tavır ve tarzına dönüştü.
Son dönemdeki hendek siyasetiyle bölgeyi harabeye çevirmelerinde, ciddi bir kırılma yaşandığını görüyorum. İlk defa, 181 Aşiret lideri Van'da bir araya geldi ve HDP/PKK yı kınayan ve Devletin yanında olduklarını ilan eden bir açıklama yayınladılar. Böyle bir şeyi yapabilmelerinin ne anlama geldiğini ancak o bölgenin şartlarını çok iyi bilenler takdir edebilir.
İşin sırrı ve çözümü, bence, Ceddimiz Osmanlı'nın uygulamalarının güncellenip bu çağa uyarlanarak uygulanmasındadır.
Ümit ederim ki, “bu kadar hizmete rağmen bunlar niye böyle yapıyor? Neden böyle davranıyorlar?” sorularına bir nebze cevap verebilmişimdir.


659 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KUR KAPANI - 09/10/2019
KUR KAPANI
TOPLUMUMUZ ÇÖZÜLÜYOR - 02/10/2019
TOPLUMUMUZ ÇÖZÜLÜYOR
SİSTEMDE BASINÇ YÜKSELİYOR - 04/09/2019
SİSTEMDE BASINÇ YÜKSELİYOR
KONUT KREDİLERİ (Devam) - 28/08/2019
KONUT KREDİLERİ (Devam)
KONUT KREDİLERİNDE SON DURUM HAKKINDA - 21/08/2019
KONUT KREDİLERİNDE SON DURUM HAKKINDA
FAİZLERİN DÜŞMESİYLE HER ŞEY DÜZELECEK Mİ? - 07/08/2019
FAİZLERİN DÜŞMESİYLE HER ŞEY DÜZELECEK Mİ?
“YENİ NORMAL” ZİHİNLERDE KABUL EDİLDİ Mİ? - 24/07/2019
“YENİ NORMAL” ZİHİNLERDE KABUL EDİLDİ Mİ?
TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK GÖRÜNMÜŞ OLABİLİR Mİ? - 10/07/2019
TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK GÖRÜNMÜŞ OLABİLİR Mİ?
KİM DOST KİM DEĞİL? - 03/07/2019
KİM DOST KİM DEĞİL?
 Devamı
Saat