Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam64
Toplam Ziyaret530400
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
TARİHE NOT DÜŞMEK
12/07/2017
Bu köşede yazmaya başladığımda çalışma alanlarımı, ihtisasımı anlatmış ve bu konularda yazacağımı belirterek kendi prensiplerimi ilan etmiştim. Farklı konulara mümkün olduğu kadar girmedim, konunun uzmanlarına hürmeten yazmaktan kaçındım.
Sadece birkaç defa, dolaylı ilgisi olmakla birlikte, Ülkem ve insanlarımız için kritik olduğunu düşündüğüm, direkt kendi alanım olmayan, duruşumu açıklamam gerektiğini hissettiğim 15 Temmuz hadisesi ve Referandum gibi konularda düşüncelerimi ilan ettim.
Uzunca bir süredir yazmayı düşünüp artık daha fazla tahammül edemediğim bir konuda, son menfur olaydan sonra (Sakarya'da Suriye'li hamile kadın ve bebeklerinin vahşice öldürülmesi) Ülkemizdeki mültecîler konusundaki duruşumu da tarihe not düşmek, sizleri de buna şahit etmek istedim.
CİHAN DEVLETİ OSMANLI'NIN BAKİYESİYİZ
Yokmuş, hiç olmamış, yaşanmamış gibi davranarak hiç bir şeyi yok edemeyiz. Tarih kitaplarından, müfredattan, kayıtlardan silmeye çalışsanız, hatta redd-i miras da yapsanız, atalarımızın kurmuş oldukları devletleri, hükmettikleri coğrafyaları, yaşanılanları unutturamazsınız, unutulmaz, nitekim unutulmadı da.
Zamanın küresel emperyalist devletlerince (İngiltere-Fransa) 100 yıl önce Sykes-Picot denilen anlaşmayla onlarca devlete cetvelle pergelle çizilerek ayrılmış, tamamen böl-yönet sistemine göre parçalanmış, bugün Ortadoğu denerek aşağılanan tüm o bölgeler bizim için vatan topraklarıydı. Bu parçalanmanın hedefi, o dönem dünyayı yönetenlerin enerjiye ve enerji bölgelerine (Petrol, doğalgaz) hâkim olma isteğidir. Parçalanma ikinci dünya savaşı döneminde devam ettirildi. Yüzlerce yıl Balkanlarda, Arap yarım adasında, bugün Suriye, Mısır, Lübnan, Filistin vs. vs. onlarca isimle anılan ülkeler bizim birer vilayetimizdi. Daha 100-150 yıl kadar önceye kadar, Mut ne kadar vatansa Haleb de, Medine de, Mostar da, Filibe de, Beyrut da vatanımızın parçasıydı, yaşayanlar milletimizin fertleriydi.
Yüzlerce yıl aynı bayrak ve hâkimiyet altında yaşadığımız insanlarla 80-100 yıl ayrı kaldık diye hiç muhatap olmamışız gibi yapmak kimsenin hakkı olmamalıdır. Üstelik özellikle yakın coğrafyalarda bulunan ülkelerin insanlarının yakın akrabaları halen bizim vatandaşımız, kardeşimizdir.
Kanaatimce, tarihinden kopuk milletlerin mevcut durumlarını sağlıklı tartmaları, analiz etmeleri mümkün değildir. Bugününü analiz edemeyenin gelecek planlaması yapabilmesi zaten akla aykırıdır.
MİLLÎ DEĞERLER AÇISINDAN
Başka bir açıdan bakarsak; Burası “Anadolu” diye adlandırılmış ANA vatandır, tüm bu coğrafyanın mazlum milletlerinin gözlerini dikip beklenti içinde oldukları ANA Yurt'tur. Düşünsenize, bu beklenti, hangi ülke için gösteriliyor, var mı bir tane daha örnek? Buradan bile zulüm altında inleyen bu coğrafyanın umudu olduğumuz açıktır, “bize ne” diyemeyiz.
Üstelik, Osmanlı Devletinin parçalanmasından sonra, mevcut ülkemizin dışında bırakılan, zulüm ve soykırıma uğrayan, evlâd-ı fatihân pek çok Müslüman unsur, gelip Anadolu'ya sığınmış, burada hemhâl olmuş, bu vatanın aslî unsuru olarak devam etmiştir. Çok sayıda örneği bir anda vermek mümkündür, Balkan savaşları, Osmanlı-Rus harbi, 1.Dünya savaşında yapılan farklı coğrafyalardaki muharebeler, Rusya'daki komünist ihtilâl, 2.Dünya savaşındaki farklı bölgelerdeki muharebeler, daha yakın zamanda körfez savaşı, Afganistan savaşı, Bulgaristan'ın yaptığı faşizan uygulamalar, Bosna-Hersek'de Sırp-Hırvat mezalimi, eski Sovyet Cumhuriyetlerinin özellikle de Türkî Cumhuriyetlerin dağılma dönemlerinde (Perestroika ve Glasnost) yaşadıkları karışıklıklar sonucunda Anadolu coğrafyamız bu bölgelerden göç almış, göçmen kabul etmiş ve Anadolu potasında bu mazlumları eritmeyi başarmıştır.
Anadolu yurdu, şimdiki Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Makedonya olarak adlandırılan ülkelerden, Türk, Arnavut, Boşnak ve Makedon kökenli Müslîm ve gayr-i Müslim pek çok göçmen almıştır. Diğer taraftan Kafkaslardan Tatar, Çeçen, Çerkez, Özbek, Azerî, Karapapak, Pomak gibi farklı kökenlerden pek çok kardeşimizi aramıza aldık.
Özetle, gönül coğrafyamızdan her kimin başı dara düşmüş, can, mal ve namus emniyeti tehlikeye girmişse Anadolu'ya gelmiş, burada emniyet içinde, kardeşler olarak yaşamaya devam etmiştir. Tüm bu yaşanan süreçte, Milletimiz, yüce duygular içinde bu mazlumlara, zavallı muhacirlere kucak açmış, hamiyet göstermiştir.
DÎNÎ HASSASİYETLER AÇISINDAN
Peygamber Efendimiz ve arkadaşları, Mekke'de 13 yıl boyunca mücadele edip artık can ve mal emniyetleri kalmayınca, miladî 610 yılında Medine'ye neredeyse hiçbir şeyleri olmadan hicret etmek zorunda kaldılar ki, bugünkü anlamda mültecî idiler. İnançları uğruna, her şeylerini geride bırakıp vatanlarını terk etmek zorunda kalanlar (Muhacirler) kadar, onlara kucak açanlar (Ensar) da Kur'an-ı Kerîm de övülmektedir. Her iki grubun da yaptıkları fedakârlığın büyüklüğünden sitayişle bahsedilmektedir. Dinî inanç ayrımı yapılmaksızın mazlum insanlar, topluluklar ya da milletlere yardım emredilmektedir. Milletimiz tarihi boyunca, Rabbimizin bu emirleri çerçevesinde tarihi boyunca mazlum halklara ensar olmuş, bağrını açmış, büyüklük göstermiştir.
MUT İLÇEMİZE GELİNCE
Burada, yaptığım araştırmalar ve okumalardan elde ettiğim bilgileri paylaşmaya çalışacağım. Yazdıklarıma eklenecek ya da kaynak gösterilerek yapılacak düzeltmeler olursa büyük bir memnuniyetle paylaşacağımı belirtmek isterim.
Mut İlçemiz özelinde örnek verirsek, 17. yüzyıl Osmanlı vergi kayıtlarına (Tarhiyat defterleri) göre, o dönemden tespitli Oğuz boylarından 13 farklı Yörük aşireti mevcuttur. Cumhuriyet'e geçiş döneminde yaşanan Nüfus mübadelesine kadar İlçemiz merkezinin yaklaşık yarısı Müslüman Türk, yarısı Hristiyan Rum vatandaşlarımızdan oluşuyordu. Bugünkü İç çarşı zanaatkâr Rum esnaftan, Dış çarşı ise tüccar/esnaf Müslüman Türklerden oluşurdu. Kale mahallesi Rum vatandaşların, bugünkü Doğancı mahallesi ise Türklerin ikametiydi. Mahallî olarak kullandığımız pek çok kelimenin (özellikle alet/edevat isimleri) Rumca kökenli olduğunu da ehli bilir.
İlçemizde halen mevcut Bulgaristan ve Yunanistan'ın bulunduğu Balkanlardan, Kırım'dan, Girit adasından, Kafkasya'dan göç ederek, zamanında mülteci olarak Anadolu'ya sığınmış, hep birlikte “biz” olduğumuz hemşerilerimiz mevcuttur. Az sayıda da olsa Müslüman olmuş (İhtida etmiş) Rum kökenli kardeşlerimiz de vardır. Eskiler bilirler. Ülkemiz içinden çeşitli sebeplerle İlçemize göç ederek şu an bizlerle yaşayan hemşerilerimizi söylemeye gerek bile görmüyorum.
Az kişinin bildiği bir gerçeği de dile getireyim. Ermenek İlçemizin merkezi, Osmanlı devleti zamanında büyük ekseriyetle Ermeni vatandaşlarımızın ikamet ettiği bir yer iken, tehcir döneminde
İlçe merkezi büyük oranda boşaltılmış, yerlerine Kırım'dan muhacir olarak gelmek zorunda kalan Tatar kardeşlerimiz yerleştirilmiştir. İlçemizdeki pek çok hemşerimizin Ermenek kökenli olduğu dikkate alınırsa Tatarlarla ciddi akrabalık bağlarımızın olduğu açıktır.
SONUÇ
Büyük millet olmanın alâmetlerinden biri, kendinden güçsüz, mazlum ve mağdur durumda, kendisine sığınan kim olursa olsun sahip çıkıp muhafaza altına almaktır. Milletimizin tarihi boyunca hep böyle olmuştur, kendisine sığınan mazlumları korumuş, gerekirse savaşmıştır. Tarih kitaplarında çok sayıda örneği mevcuttur.
Uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan açıklamalarda Milletimizin gelirine oranla en çok yardım yapan toplum olduğu ilan edilmiştir. Bu bizlerin Milletimizle iftihar etmesi için fazlasıyla yeterli bir veridir. Büyük millet olmanın zenginlikle ya da belli coğrafyalarda bulunmakla alakası bulunmadığının ispatı Türkiye'mizdir.
Ekonomik anlamda ise gözlemlediğim şey şudur; Suriye'li kardeşlerimizin sığınmaya başlamasından itibaren, dünya petrol fiyatları 100 Dolar/varil seviyesinden hızla gerilemeye başladı ve 40-50 Dolar seviyesinde kalıp dalgalandı. Bir anda yıllık 50-60 Milyar dolara ulaşan maliyetimiz yıllık 10 milyar doların üzerinde azaldı. Bu durumu, gösterilen âlicenaplık karşılığında Allah'ın milletimize bir ikramı olarak görüyorum. Oysa, kapitalist mantık açısından, savaşın getirdiği tedirginlik ve Suriye'nin dünya petrol piyasasından büyük oranda çekilmek zorunda kalmasının petrol fiyatlarını daha da arttırması beklenirdi.
Üzülerek şahit olduğum konu ise, bizzat kendi dedeleri göçmen/mülteci/muhacir olan, ya da yakınlarının birkaç nesil önceki büyükleri aynı durumda olan kişilerin, bugün bizleri büyük bilip sığınmış insanlara karşı nefret içeren söylemleridir. Zamanında kendi büyüklerine bu aziz millet şimdi onların davrandığı gibi davransaydı, şu an aramızda olamayacak kişiler, muhacir düşmanlığının adeta bayraktarlığını yapmaktadır.
Özellikle sosyal medya üzerinden yaygın şekilde yapılan muhacir/mültecî düşmanlığını pompalayan paylaşımların nelere mal olabileceğinin iyi hesaplanmasında büyük fayda vardır. Özellikle Almanya'da NAZİ'(Nasyonal (Ulusalcı) Sosyalist) lerin vatandaşlarımıza yönelik yaptıkları propagandayı eleştiriyorsak, aynı duruma düşmememiz gerektiği açıktır.
Burada üzerinde düşündüğümüz konu, tabii ki Suriye'lilerin burada bizimle kalması değildir, inşallah kısa sürede ülkeleri huzur ve barışa kavuşur ve geri dönerler. Müzakere edilen şey, bu sıkıntılı dönemde almamız gereken tavırdır.
Sanırım hepimizin konuyla ilgili biraz araştırması, büyüklerimize bu konuları sormasının zamanı gelmiştir. Büyük millet olmanın bedelini ödemekten kaçarsak, büyük millet kalamayız. Biz büyük bir milletin ferdiyiz, hafızasız, toplama/türedi milletler (ör: ABD) gibi davranamayız.


1164 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı