Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret575901
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
FAİZ KONUSUNDAKİ KAFA KARIŞIKLIĞI - 2
02/02/2022
Bir önceki yazımda, kelimelerin, kavramların doğru anlamda kullanımı konusundan bahsetmiştim. Yanlış anlaşılmalarımızın, hatalı ifadelerin, iletişimdeki eksiklerimizin malı bir yana bırakın cana mal olduğu bir ülkede yaşıyoruz, hatırlatmak isterim.
Temelde, bir kısım malın para olarak kullanıldığı binlerce yıldan sonra banknot kullanımına başlanması, bir süre daha karşılığında mal (altın, gümüş, hububat vs) bulunmakla birlikte, özellikle 20. yüzyılda tamamen kontrolsüz şekilde para (banknot) basılması paraya dair algıları alt üst etti demeye çalıştım.
Kur'an'ı Kerîm'deki emir ve yasaklar baş üstüne, bunların doğru yorumlanması ve sahada nasıl tatbik edileceğinin üzerine kafa yorulması gerekmez mi? Geçen hafta yazdığım gibi, meyvelerde, sirkede, pek çok gıdada düşük oranlarda da olsa alkol var, aynı kafayla onları da yasak/haram ilan etmeleri gerekmez mi? Tutarlılık bunu gerektirir.
Özellikle dini konularda yetişmiş insanların ekonomide bilgi sahibi olmadan, iktisadın temel kurallarını bilmeden, paranın mevcut kullanımıyla eski dönem kullanım şekliyle ilgili farkları bilmeden yorumlar yapması, hüküm (Fetva vb) vermesi isabetsiz sonuçlara yol açmaktadır.
Beş on bin nüfuslu bir kasaba devletinde değiliz, herkesin birbirini tanıdığı, kişiler arasındaki muamelelerin şifahi olduğu, pazarda bulunan mal ve hizmet sayısının en fazla birkaç eldeki parmak sayısıyla sınırlı olduğu bir ortamda değiliz. Uygulamada bu kadar yoğun bir nüfusa, tabana yayılan tasarrufa, “ne olacak canım, ticari bir ortaklık kursunlar, paralarını birilerine sermaye olarak versinler” yaklaşımının, yaşanan olumsuz tecrübeler de dikkate alınırsa karşılığı yoktur, romantik bir yaklaşımdır.
Paranın fiziki dolaşımındaki başta güvenlik olmak üzere güçlükler, sermaye birikimi, ticaretin çeşitlenmesi ve ulaşımın kolaylaşması sebebiyle tüm dünyaya yayılması vb hususlar da dikkate alındığında bankacılık sisteminde birikme zaruretini ne yapacağız? Banka kefaleti (Teminat Mektubu, Kredi kartı vb) olmadan nasıl ticaret yapıp nasıl uluslararası işler yapacağız?
İnsanlar ne yapsınlar? Biriktirdikleri üç beş kuruşu dolandırıcılara mı kaptırsınlar, ABD/AB nin parasına mı yatırsınlar (ki, kesinlikle yanlıştır, defalarca sebebini yazdım), yoksa ellerinde tutup enflasyon karşısında gün be gün eriyip yok olmasını mı izlesinler? Karşı öneriniz nedir sayın hocam?
Nitekim, borç alış verişlerinde, “bir kuruş bile fark faizdir, haramdır” fetvasını veren hocaların bir kısmı, “enflasyon farkının ödenmesi gerekir, aksi halde borç verene zulüm olur” noktasına geldiler ki, bu da mevcut para sistemini idrak etmeye başladıklarını gösterir, hayırlı bir gelişmedir.

BEKLENTİM

85 Milyondan vergiler aracılığıyla toplanan kaynakların, enflasyonun çok altında oranlarla, hatta sıfır faizli- kamu bankalarından kredi olarak verilmesine rağmen, parayı ve paranın fonksiyonunu kavrayamamış bahsedilen kişiler tarafından yasak/haram görülmesi nedeniyle milyonlarca insan bu imkânlardan faydalanamamış olup bu da bal gibi kul hakkına girmektir, sebep olanların özeleştiri yapması gerekir.
Sistemi idrak etmeye başlayanlar açısından, paranın kişiye verilmesiyle, kuruma (Banka vs) verilmesi arasında fark olmadığını da anlamalarını bekliyorum. Bu kapsamda daha önce “Liramızı Destelemek İçin” başlıklı bir yazı da yazdım.
Çözüm için de, altın, gümüş, muhtelif değerli madenler, bazı temel ticaret ürünleri gibi bir sepet baz alınarak bunlarda oluşan farkın mevcut kullanımıyla paranın değer kaybını telafi etmek için kullanılacak referans oran olarak açıklanması türü çalışmalar yapmak da bu konuda ahkâm kesenlerin sorumluluğudur diye düşünüyorum.
Mevcut uygulamada (Elbette reel, gerçek) enflasyon oranı kadar oluşan fazlalıkla ilgili olarak konunun taraflarının, -sözü ağızlarının içinde yuvarlamadan- açık ve net bir şekilde kanaatlerini paylaşmaları gerekir.
(Reel, gerçek) Enflasyon oranının üzerinde alınan farkın/fazlalığın bu yazının konusu olmadığını da belirteyim.
Özetle, bir konuda, özellikle de ekonomi gibi bir konuda iddialı konuşabilmek için, olayın tüm taraflarında detaylı bilgi sahibi olmak gerektiği, “kötü doktor candan, kötü hoca dinden eder” konulu atasözlerimize “bilgisiz hoca paradan/maldan eder” sözünü de eklemek gerekecek.


325 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAZANAN KİM? - 29/06/2022
KAZANAN KİM?
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN - 22/06/2022
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN
CAMBAZA BAK! - 15/06/2022
CAMBAZA BAK!
NE YAPARLARSA DÜZELİR? - 08/06/2022
NE YAPARLARSA DÜZELİR?
DURUM ANALİZİ - 13/04/2022
DURUM ANALİZİ
SITKI SOYLU AMCAM - 30/03/2022
SITKI SOYLU AMCAM
HİÇ MUTLU DEĞİLİM - 09/03/2022
HİÇ MUTLU DEĞİLİM
SAVAŞA HAYIR AMA - 02/03/2022
SAVAŞA HAYIR AMA
NİYE YAZIYORUM? - 23/02/2022
NİYE YAZIYORUM?
 Devamı