Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret575889
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN
22/06/2022
19 Haziran 2022 Pazar günü, küresel kapitalizmin tüketimi arttıran dopinglerinden birisi, “Babalar Günü” idi malumunuz. Gerçi, abartmamak, aşırı beklentilere girmemek ve tatsızlıklara yol açmamak kaydıyla bu tür günlerin yakınlarımızı, sevdiklerimizi hatırlamak, gönüllerini almak, görüşmek için vesile olmasına şahsen bir itirazım yok. Nitekim, bizim kültürümüzde bunun yaklaşık adı “sıla-i rahim” dir ve teşvik edilir.
Sosyal medyada pek çok paylaşım gördüm, önemli kısmı duygusal, bazıları gözleri nemlendiren cinstendi. Ağırlıkla, babaların pek de kıymetinin bilinmediği, ancak kaybedildiğinde idrak edildiğini anlatıyorlardı. Kendi adıma babamı ve babamla olan hukukumu düşündüm ister istemez.
İKİMİZ
Aklım erdiğinden bu yana, aramızdaki ilişki yönünden, babamı klasik Anadolu insanı ve babası olarak hatırlarım. Malum, eskilerimizin yetiştirilme tarzı “aman sevdiğini belli etme, şımarırlar” şeklindedir. O sebepten, ilkokula kadar nispeten normal olan baba-oğul ilişkimiz, pek çok ailede yaşandığı şekilde birden buz gibi oldu. Sonraki yaşlarda bir süre üzülsem de akıl baliğ olduğum çağda idrak ettim, eski babalar içten yanar, içinden sever, sevdiğini belli etmez. Gönül tam tersini ister tabii ki, ders aldım ve kendi çocuklarıma öyle davranmamaya çalıştım elbette.
Babamın mesafeli duruşunu aşamadım yıllarca, ta ki uzun yıllar sonra, babamın artık 60-70 li yaşlarında, tonton bir dede olduğu kıvamda, aradaki koyduğu mesafeye aldırış etmeden sarılmaya, dokunmaya, öpmeye başladım. Belki de çocukluğumdan kalan o eksik hissi gidermeye, baba sevgisine doymaya çalıştım. Lütfen, sizler de çocuklarınızı bu konuda eksik bırakmayın, hayat bir şekilde yürüyüp gidiyor.
Babam var olduğu halde, eksiklik hissediyorsam, babasını erkenden çeşitli sebeplerle kaybetmiş olan yetimleri düşünüp üzülmemek mümkün değil. Hiç baba sevgisi görmemiş bir çocuğun o eksikliğini hayatı boyunca tamamlamasının imkânı yok gibi geliyor. O sebeple Allah'ın emirlerinden birisi olan yetime şefkatle davranma fırsatını arayıp bulmak ve kaçırmamak gerekir diye düşündüm ve gereğini yapmaya çalıştım.
İşyerinde sattığı yünlerden, özellikle de üretim hatasıyla dolaşık olanlarından örgü makinesiyle başlık, eldiven, bere, atkı vb ürünler yapar, ağırlıkla kış döneminde müşterilerine sunardı, hatta mevsim dışında özel siparişleri alırdı. Tüm gün işyerinde çalışıp akşamları da örgü makinesinde üreten, çok çalışkan, gayretli bir insandı. Dolaşık yünleri 4-5 yaşlarımdayken önüme atar, çözmemi isterdi, keyifle çözerdim. 
Gerek iş disiplini, gerek çalışma ahlakı, gerekse karmaşık görünen problemlerin çözülmesindeki becerimin gelişmesinde babamın etkisi çok fazladır.
Öğretmenlerimin büyük şehir tavsiyesiyle liseyi Konya'da yatılı okuttu babam, şimdiki nesile anlatsanız inanmayacağı zor şartlarda okudum, babam okul kaydı dahil, neredeyse her işimde beni ileriye sürüp kendi göbeğimi kesmemi istedi/bekledi. O zamanlar biraz zoruma gitse de, daha sonraki yıllarda özgüvenimi arttıracak etkilerini her zaman hissetmiş ve babamı anlamışımdır.
Üç çocuğumun da liseden başlayarak yatılı okumaları, gurbetle erken yaşlarda tanışmaları, gerektiği kadar yanlarında olup özgüvenlerini geliştirmek için onları öne sürmem de kaderin garip bir cilvesidir benim için.
TOPLUMDA BABAM
Daha çok bilinen adıyla “Fotoğrafçı Orhan”, ustası Emin amcayla birlikte İlçemizin sanırım ilk iki fotoğrafçısından biriydi. 1950'lerde fotoğrafçılığa başlamış diyeyim de somutlaşsın. Çocukluğumda, o zamanlara göre geçerli modellerde çok sayıda fotoğraf makinesi, karanlık oda tabir edilen, siyah-beyaz fotoğraf bastığı mütevazı bir laboratuvarı vardı.
Dış Çarşıdaki dükkânının zemin katında tuhafiye diye tabir edilen daha çok hanımlara hitap eden yün, düğme, yumak vs ürünleri satılırdı. 1972 den itibaren işyerine fotokopi makinası, 1974 den itibaren ozalit (inşaat planları kopyalama) makinesi (işyerini kapatana kadar tekti, sanırım halen de yok) getirmiş ve halkının hizmetine sunmuş bir esnaftı.
Dükkânın bodrum katında ise fotoğrafhane, fotoğraf laboratuvarı/karanlık oda ve ozalit makinesi bulunurdu. Müşteri talebine göre zaman zaman bodrum kata inerdi, zemin katı bana ya da bir yakınına emanet ederdi.
1960'lardan itibaren motorsiklet almış (Motor ehliyeti 1962 tarihli) ve fotoğraf için işyerine gelenler haricinde, okul/diploma fotoğrafları için köylere kadar gidip hizmet vermiştir. Uzun yıllar boyunca çektiği fotoğrafların negatiflerini arşivinde tuttuğundan inanılmaz bir foto-tarih birikimi oluşmuştu. 1990'lı yıllarda emekli olup işyerini kapattığında yıllarca insanların başta kaybettikleri büyükleri ya da kendi çocukluk fotoğrafları olmak üzere talep ettikleri eski tarihli fotoğrafları (bedelsiz) dağıta dağıta bitirememiştir.
Özellikle fotoğraf işinde, gece yarısı, sabaha karşı bile eve gelip fotoğraf çekmesini isterler, sabırla kalkıp gider ve çekip gelirdi. Çocuk halimle “baba, gündüz neden gelmiyorlar, yazık değil mi sana?” dediğimde, insanların geleceğiyle ilgili bir konuda şahsi düşünemeyeceğini, belki çok önemli bir işin olmasına vesile olmanın önemini ( kısacası Allah rızası için yaptığını) anlatırdı.
1970'li yıllarda günlük olarak Tercüman gazetesi alır, haftalık dergiler alıp okur, radyo ve televizyonda günceli takip ederdi. Siyasi ve ekonomik gündemi yakın arkadaşlarıyla konuşup kafa yorardı.
Gençliğinden itibaren Mut Lisesi yaptırma derneğinden, Esnaf Kefalet Kooperatifine, Okul-Aile Birliklerinden, Kayısı Festivali organizasyonlarına kadar pek çok sivil toplum örgütünün kurucusu, başkanı, üyesi olmuş, insanların düğünlerinden cenazelerine kadar her alanda toplumda yer almış bir insandır.
İlk Esnaf Derneği kuruluşu ve başkanlığını yaptığı dönemde BAĞ-KUR'un kurulması ve esnafa prim ödeme zorunluluğu gelmesinin ardından, pek çok esnaf tarafından kendisine sitem edildiğini, aynı kişilerin yıllar sonra emekli olup maaş aldıklarında hayır dua ettiklerini, sağlık imkânlarından faydalandıklarını keyifle anlatırdı.
Arkadaşlarının, dostlarının, akrabalarının, müşterilerinin resmi kurumlar dâhil işlerini fedakârca yapar, kendi işiymiş gibi takip ederdi. Velisi olarak okumasına vesile olduğu öğrenci sayısını kendisi bile hesaplayamaz eminim.
1930'lu yıllarda doğmuş, 1940'ların yokluk şartlarında ilkokulu bitirip hemen meslek sahibi olmuş bir insan, bir halk adamı olarak belki Âlim değildi ama tam anlamıyla Ârif bir insandır.
İlçemiz Mut'un yaşayan kültür ve tarih anıtlarından birisidir. 1950'li yıllardan itibaren İlçemizin mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev her yerini bilir, hangi evde kim oturur, hangi evde kuyu var, hangi ev ahalisi nereden gelmiş hepsini bilirdi.
Kayıtsız şartsız iyilik, herkese ve her zaman iyilik düşünen, yapan bir insandır babam. Muhatabın hak edip etmediğine bakmaksızın, sadece Allah rızasını düşünüp bazen kendi işini bırakır, bazen maddî zarar eder ama mutlaka yardım ederdi.
DUA BUYURUN LÜTFEN
Babamın yaşı 90'a dayandı, Allah'a şükür başımızda. 
Yüksek tansiyon ve (yakın dönem) hafıza problemleri ile yürümede sıkıntısı var. Sağlık ve afiyeti için lütfen dua buyurun efendim.


342 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAZANAN KİM? - 29/06/2022
KAZANAN KİM?
CAMBAZA BAK! - 15/06/2022
CAMBAZA BAK!
NE YAPARLARSA DÜZELİR? - 08/06/2022
NE YAPARLARSA DÜZELİR?
DURUM ANALİZİ - 13/04/2022
DURUM ANALİZİ
SITKI SOYLU AMCAM - 30/03/2022
SITKI SOYLU AMCAM
HİÇ MUTLU DEĞİLİM - 09/03/2022
HİÇ MUTLU DEĞİLİM
SAVAŞA HAYIR AMA - 02/03/2022
SAVAŞA HAYIR AMA
NİYE YAZIYORUM? - 23/02/2022
NİYE YAZIYORUM?
POLİTİK (?) FAİZ - 16/02/2022
POLİTİK (?) FAİZ
 Devamı