Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret386287
Takvim
HAKAN ACER
hakanayfer33@gmail.com
YALAKA MEHMET
13/02/2019
Edebiyat, Arapça “adb-” kökünden gelen görgü, terbiye anlamlarını taşıyan “edep” kelimesinden türemiştir. Edebiyat kısaca dini veya bilimsel olmayan yazın etkinliklerinin tümüdür. Düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığı ile sözlü ve yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatıdır. Belli estetik kurallar dahilinde yazılan bir sanat yapıtıdır. Sanatın evrensel doğasına ve amaçlarına bağlı kalındığı takdirde eserin konusu ve yazarının toplumsal güdümlülüğü fazla bir rol oynamayacaktır. Yani konu politik olabilir de olmayabilir de. Önemli olan konunun işlenişinde evrensel estetik kurallara bağlı kalınıp kalınmamasıdır.
Bir konu hakkında söylenen sözden, takınılan tavırdan, bu konu hakkında şöyle ya da böyle ilgisi bulunan kimseler alınganlık gösterir. Konu ile uzaktan yakından bir ilgisi olmayan kimseler ise ne alınır ne de gocunur. Bu atasözü literatüründe “Yarası olan gocunur” atasözü ile ifade edilmiştir. Bu bağlamda edebi olduğunu düşündüğüm yazımdan ve konu içeriğinden, yarası olan tüm “Mehmet”ler gönül rahatlığı ile gocunabilir ve alınganlık gösterebilir…
“Mehmet” isminin etimolojik incelemesi yapıldığında kökeninin Türkçe, ismin sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in isminden türetilmiş olduğu dikkat çekmektedir. Önceleri “Mehemmet” diye telaffuz edilmiş, sonraları “Mehmet” olarak kullanılmaya başlanmıştır. “Memet” mi “Mehmet” mi? sorusunun çok da anlamlı bir soru olduğunu düşünmüyorum.
“Mehmet” isminin anlamına gelince “yerde ve gökte övülen” demektir. İslam alimlerinden, “Mehmet” ismini çocuğunuza koyarken dikkat etmelisiniz uyarısına da ismin taşıdığı anlam nedeni ile çok sık rastlarsınız.
Tarihte iz bırakmış birçok ünlü kişi de bu ismi taşımaktadır. Fatih Sultan MEHMET başta olmak üzere bu ismi taşıyan tüm Osmanlı Padişahları, Mehmet Akif ERSOY, Mehmet Ziya GÖKALP, Sokullu Mehmet Paşa, Piri Mehmet Paşa vs… Şu an aklıma gelmeyen tüm önemli “Mehmetler” lütfen beni affetsin…
Ülkemizde yaklaşık 1,5 milyon erkek çocuğun isminin “Mehmet” olması, bu ismin rağbet gören bir isim olduğunun da kanıtıdır adeta. Hatta Brezilya asıllı Türkiye Milli Takım formasını giyen Marco Aurelio'nun, Türk Vatandaşlığı kazandıktan sonra, onca isim arasından “Mehmet” ismini tercih etmesi de manidardır. Şunu bilmenizi isterim ki “yerde ve gökte övülen, övgüye değer olan” “Mehmet” lere bir lafım yok. Başımın üstünde yerleri var. Ancak maalesef tüm “Mehmet”ler övgüye layık değildir…
Kuyruklu Şiir…
Uyuşamayız, yollarımız ayrı; 
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; 
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta; 
Benimki aslan ağzında; 
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim; 
Kolay değil hani, Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.
Orhan Veli
Orhan Veli'nin en sevdiğim şiirlerinden birisidir “Kuyruklu Şiir”. Ne de güzel anlatmış şair, emekçinin hali ile yalakaların halini… Bir tarafta kişiliksiz, satılmış ve düzen yalakası; öbür tarafta ekmeğini taştan çıkaran, kimseye boyun eğmeyen emekçi… Yalakalık bildiğimiz gibi kendisine saygısını kaybetmiş insanların kendi menfaatleri, çıkarları uğruna başkalarına gereksiz ya da hak etmediği iltifatlarda bulunmasıdır. Kısaca dalkavukluktur. Bu dalkavukluktan en çok hoşlanan tipler ise genellikle rütbe, makam ve mevki olarak bir yere gelmiş “ehil” olmayan kişilerdir. Yalakalık deyip geçmeyin, yalakalık bir sanattır. Herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bu kişiler “soylu” ve “babacan” görünürler. İnsanlara “kibar”, “gök” ve “ay” gibi güzel oldukları, sıkıntılı anlarında karanlıklarına “ışık” tuttukları imajını verirler ve “emellerine” ulaşmak için her şeyi yapabilirler. Kişiliksiz oldukları için bu durum onları da rahatsız etmez. Ben, bu durumun öğrenilebileceğini de sanmıyorum. Yani yalaka insan kendisinin yalaka olduğunun farkında bile olmayabilir. “Yağcı”, “Yağdanlık”, “Dalkavuk”, “Şakşakçı”, “Şaklaban”, “Yalpak”, “Omurgasız”, “Yanar Döner” gibi sıfatlarla nitelenirler genelde. Bir süre sonra bu sıfatlar, yalaka kişilerde adlaşmış sıfata dönüşür..
Geçen hafta olduğu gibi bu hafta da size bir masal anlatmak isterim…
Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, çok çok uzak bir ülkede yaşayan (desem de siz inanmayın yanı başınızda, neredeyse her işyerinde olan) bir “Yalaka Mehmet” varmış….
“Yalaka Mehmet'in” en sevdiği şey uzun uzun süzülmek, kralı için türlü soytarılıklar yapmak ve amiyane tabirle kralının g.tünü yalamakmış. İsminin taşıdığı anlamın farkında değilmiş… Öyle olsa bunu yapmazmış… Tek amacı aslında hiç bir işe yaramadığı halde önemli biri gibi görünmeye çalışmakmış. Bu amaca ulaşmanın da kralının gönlünü hoş etmek, onu mutlu etmekten geçtiğini düşünüyormuş. Kralı gördüğünde hemen g.t yalama pozisyonu alan tipik bir yalakaymış…
Masalımızdaki “Yalaka Mehmet” bu konuda tam bir sanatçıymış. Aslında hem yalakalık yapan hem de bu duruma maruz kalan kişiler için utanç verici bir durumdur bu…
Neyse biz masalımıza geri dönelim.
Kral, “bonsai” denilen “küçük ağaçları” çok severmiş. Küçük ağaçlardan her bahsettiğinde, soytarısı “Yalaka Mehmet” iç geçirir Kralı tasdik edermiş. Kral; “Küçük ağaçlar gerçekten mükemmel bir bitki” diye konuşsa, “Yalaka Mehmet” hemen atılır “Evet kralım, küçük ağaçların üzerine bitki tanımam” dermiş. Kral saksıda yetiştirilen küçük ağaçlarla ilgili “ahhh var mı bu kadar güzel, başka bir bitki” diye söze başlarmış. Kral “tüm saksıları bunlarla donatın” dediğinde, soytarısı “Yalaka Mehmet”, “yalnız saksıda mı tüm doğada, her yerde yetiştirilmeli” dermiş. Zaman geçtikçe Kral, küçük ağaçlardan bıkmış, nefret eder olmuş. Daha ziyade güzel kokan “Gül, lale, karanfil ve zambak gibi çiçeklere merak salmış ve bu küçük ağaçları nasıl yetiştirirler bilmem, güzel kokmayan, nahoş bir bitki daha olamaz” demiş. “Yalaka Mehmet”, “Haklısınız Kralım, millette ne zevk var. Aslında tüm küçük ağaçları yasaklamak lazım” demiş. “Yalaka Mehmet'in” daha önceki söylediklerini bilen bir kişi
“Yahu! Daha düne kadar sen değil miydin küçük ağaçları öve öve göklere çıkaran?” diye sorduğunda “Yalaka Mehmet” atılmış.
“Ben Kralın yalakasıyım arkadaş, küçük ağaçların değil.” demiş.
Sizlere naçizane tavsiyem
“Unutmayın ki zalimin zulmü korkaklığındandır!!!”
Siz korkmayın, doğru olun, onurlu ve şerefli olun… Fakir olun, zengin olun, kral da ama sakın “Yalaka Mehmet'lerden” olmayın…”
Sevgiyle kalın…
Saygılarımla,


1272 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“ENRON VAKASI ve SARBANES-OXLEY YASASI” - 06/03/2019
“ENRON VAKASI ve SARBANES-OXLEY YASASI”
HOW TO READ A PAPER? - 27/02/2019
HOW TO READ A PAPER?
POMODORO TEKNİĞİ - 20/02/2019
POMODORO TEKNİĞİ
PİNOKYO - 30/01/2019
PİNOKYO
YOLCULUK UZUN BİR FİNCAN KAHVE DAHA İÇER MİSİN? - 23/01/2019
YOLCULUK UZUN BİR FİNCAN KAHVE DAHA İÇER MİSİN?
OLD MAN - 16/01/2019
OLD MAN
PİYANİST - 09/01/2019
PİYANİST
TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VERGİLERİN TASNİFİ, VERGİDE ADALET İLKESİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA: VARLIK VE AŞAR VE - 26/12/2018
TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VERGİLERİN TASNİFİ, VERGİDE ADALET İLKESİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA: VARLIK VE AŞAR VERGİLERİ - 7
TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VERGİLERİN TASNİFİ, VERGİDE ADALET İLKESİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA: VARLIK VE AŞAR VE - 19/12/2018
TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VERGİLERİN TASNİFİ, VERGİDE ADALET İLKESİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA: VARLIK VE AŞAR VERGİLERİ - 6
 Devamı
Saat