Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.27809.3151
Euro10.816110.8594
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam141
Toplam Ziyaret530616
Takvim
Saat
Adem ÇAY
-
KURTARIL(AMA)MIŞ ALAN EĞİTİM
29/01/2020
Hanry Ford'a kulak verelim: ”Bir ülkenin rekabet gücü; fabrikada veya mühendislik laboratuvarlarında başlamaz. Bu rekabet okulda başlar”.
Eğitim-öğretim meselesi üzerine, doğu islam dünyasında geçmişten günümüze herkesin muhakkak söyleyecek bir sözü olmuştur. Öyle köşeli laflar edenleri de duyarız ki, İnsan düşünmeden edemiyor. Bu kadar eğitimci pedagogların olduğu bir ülke uygar dünya ile neden rekabet edemiyor? Ve yine kaygılanmamak elde değil; ülkemiz eğitimde dünya standartlarını ne zaman yakalayacak?
Aslında eğitim açısından tarihsel tecrübelerimiz bir hayli zengin; Nizamiye medreseleri, Sahn-ı Seman, Darul Fünun ve cumhuriyet sonrası eğitim tecrübelerimiz.
 Varlık içinde yokluk çeken aile çocukları vardır ya; maarifteki durumumuzda işte böyle. Türk-İslam tarihini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkar: Her zaman kendilerinden önceki dönemleri kutsallaştırıp o dönemi yakalamaya çalışma eğilimi.İçinde yaşadığı zamanı geriye sarma hastalığı.Hakkını teslim edelim yukarıda ismi geçen eğitim kurumları zamanlarının tamamında olmasa da ;topluma, insanlığa faydalı çalışmalar meydana getirmişlerdir.
Ne zaman? Özgür düşünenin hakim olduğu, medresenin üzerinde Demokles'in kılıcı misali sultanın mührünün sallanmadığı zamanlar. O mührün; bir mızrak yaklaşıp da yakacak olan güneşle özdeşleşmediği zamanlar.
Asıl meselemize dönelim. Öğrencilerde, öğretmenlerde, toplumun önündeki insanlarda ya da normal vatandaşlarda bir yanlış gördüğümüzde; yüzümüzde bir tebessüm ile “Eğitim şart” deyip geçiyoruz. O şart olan şeyin uygulamasını neden yapamıyoruz? 
Meselenin çözümünü; ailede, ilkokulda, siyasette arayanlar olabilir. Dedik ya herkesin bir fikri var. Olsun tabi.
İyi bir ustada yetişen çırağın, iyi bir usta olması kuvvetle muhtemeldir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde üniversite hocaları iyi bir usta olmalı ki öğrencileri iyi bir usta olabilsin. Mezuniyet sonrası onlarda; anaokullarında, ilkokullarda liselerde öğrencilerini iyi yetiştirebilsinler. Eğer, üniversiteler iktidarların “kurtarılmış bölgeleri”ya da “kurtarılması gereken bölgeler”olarak telakki edilirse oraya hoca olarak alınanlar yalakalık yaparak diyetlerini öderken, onların yetiştirecekleri öğrenciler; ya siyasi militan olarak yetişecek, ya da hocasının, satılık kaleminden, kiraya verilmiş beyninden nefret edecek. Böyle hocalar önlerindeki öğrencilerinin yarınlarından çok bağlı bulunduğu iktidarın yarınlarını düşünecek. Ne gerek var ki bunlara.”Kurtarılmış alanları” genişlettiğimizi düşünürken kaybettiğimiz yarınlarımızdır, umudumuzdur.
Önceden Yüksek askeri şura vardı. Kabul edersiniz ya da etmezsiniz, bir takım komutanlar şura kararıyla ordudan uzaklaştırılırdı. İşte akademi dünyasında böyle “Yüksek Akademik Şuraya” acilen ihtiyacımız var. Bunun da kısaltması YAŞ.
Bakılsın, araştırma görevlisinden rektörüne kadar uluslararası hakemli dergilerde kaç tane makale yayınlamış, uluslararası sempozyumlarda kaç tebliğ sunmuş? Sonra yabancı dil yeterlilikleri ne seviyede? Ustalarımızın kimler olduğunu, ustalıklarının seviyesini bilmeye herkesin hakkı var.
Memleketin her köşesine açılan üniversitelerin yeterliliğini bilmeye herkesin hakkı var.
Eğer bu üniversiteler Nureddin Topçu'nun ifadesiyle;” diploma dağıtma memurluğuna dönmüşse ve bu diplomalar ilim ve hakikat belgeleri değil, belki resmî koltuk satın almaya elverişli banknotlar olduğunu takdir etmek güç bir şey değildir. “(Ahlak Nizamı 1961 sf. 60). Büyük mütefekkir o tarihlerde bu cümleyi yazmış. İşte tam burada
 lisans döneminde öyle arkadaşlarım vardı;“diplomayı alayım öğretmenliğim hazır, kaymakamlığım hazır, ….. daha olmadı polislik garanti” deyen.
 Eğitimde böyle acı tecrübeleri yaşadıktan ve yaşıyor olmamızın doğal neticesi olarak
 Kışlaya da siyasetin sokulmasının faturasını ağır ödemedik mi? Yargıyı siyasetin tahakkümüne devretmenin bedelini Ergenekon, Balyoz davalarında görmedik mi?
Eğer dünya ölçeğinde bir rekabetin içinde olacaksak ki olmalıyız: Üniversitelerden başlamalıyız.
Siyasetin gölgesinde olmayan, vatan, bayrak, millet aşkı sinesine işlenen aklı hür, fikri hür, vicdanı hür nesillerin yetiştirilmesi birinci önceliğimiz olmalı.


993 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİHÇİLER VE ULEMA - 14/10/2020
TARİHÇİLER VE ULEMA
GÖZLÜĞÜN İKİ CAMINDAN: SİYASET, AYDIN, TOPLUM - 30/09/2020
GÖZLÜĞÜN İKİ CAMINDAN: SİYASET, AYDIN, TOPLUM
TARİKATLAR - 2 - 16/09/2020
TARİKATLAR - 2
TARİKATLAR - 1 - 09/09/2020
TARİKATLAR - 1
ELEŞTİRİ - 02/09/2020
ELEŞTİRİ
CORONAVİRÜS - 2 - 25/03/2020
CORONAVİRÜS - 2
CORONAVİRÜS - 18/03/2020
CORONAVİRÜS
YOLCU - 11/03/2020
YOLCU
KELİMELERDEN RESİM YAPMAK - 26/02/2020
KELİMELERDEN RESİM YAPMAK
 Devamı