Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam122
Toplam Ziyaret804273
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
İrfan Ünver NASRATTİNOĞLU
nasrattioglu@hotmail.com
TUNA NEHRİNDEKİ TÜRK ADASI ADAKALE
08/03/2023
Adakale
Gemi ile Tuna nehrinde gezinti yaparken, tam suların altındaki Adakale’nin üstüne gelince durup, bir fatiha okumuştum…Adakale Tuna’nın iki kolunun birleştiği noktada, iki kol üzerinde seyreden tüm deniz araçlarının görülüp, kontrol edilebileceği konumdaydı. Ecdadımız Osmanlı, bu noktadan tüm Tuna’yı denetleyebiliyordu. Misgin Baba adlı Buharalı bir zat, bu Ada’da yaşamış ve vefatında da buraya defnedilmişti. Baraj yapımından önce onun mezarı da, Tuna’nın daha aşağı kısmındaki Şimian Adasına nakledilmişti. Aslında Ada’nın kale surları da numaralandırılıp, Şimian’a götürülmüştü. Ne yazık ki, surları oluşturulan taşlar, sandallarla kıyılara taşınarak inşaatlarda kullanılmıştı. Romanya Kralı Karol, Ada’ya ekonomik bakımdan destek olmuş, bu amaçla bir de “Müslümana Adakale” adlı kooperatifin kurulmasını sağlamıştı. Kral, Ali Kadri isimli bir Adalı’nın başkanlığında kurulan kooperatifi vergiden muaf tutmuştu. Kooperatif, sigara ve lokum üretimi yaparak, Tuna’da seyreden teknelerin yolcularına satış yaparak para kazanmıştı.
Orşova’da tanıdığım Adakaleli kişilerden birisi de Hüsrev Kahraman’dı. Adada dünyaya gelen Hüsrev, babası ile birlikte lokum üretimi yapmış, balıkçılık, kayıkçılık işlerinde çalışmıştı…Adakale’de 160 hanede 580 kişi yaşıyordu. 1964’te başka kentlere ve Türkiye’ye göçler başlamış, 1968 yılında da Ada tamamen boşaltılmıştı. 1964 yılında baraj inşaatına karar verilince, Yugoslavya, Adakale’de yaşayan insan başına 5 biner dolar tazminat vermiş, ama Türkler bu paradan pay alamamışlardı!...Ayrıca Adakale Camii için de UNESCO’dan, Şimian Adasında yapılması gereken cami için 50.000 dolar alınmış ama, Türkler, bu paranın nereye gittiğini öğrenememişlerdi!...Almanlar da 200 yıl önce Tuna’da baraj yapmak istemişler ama, Adakale’yi yok etmemek için bundan vazgeçmişlerdi…
Orşova’da küçük bir kahvehane işleten Hüsrev Kahraman bunları anlatırken, hıçkıra hıçkıra ağlamamak için kendini zor tutmuştu!... Hüsrev anlattıkça açılmış, şunları söylemişti:
“Adakale’de kaliteli sigaralar üretilirdi. Bunun esansı Küba’dan getirilirdi. Meyva boldu. Pınarlar vardı. 1-1,5 metre derinden içme suyu çıkardı. Tuna’dan geçen gemiler Adakale’de durur alış-veriş ederlerdi. Savaş başlayınca 1941’de kooperatif kapandı. Babam bu kooperatifin ortağıydı. Kooperatif her yıl, risturn dağıtırdı. Sonra herkes kendi işini yaptı. Adakalelilerin tamamı kooperatifin ortağıydı. Başkan Ali Kadir, yardımcısı Tevfik Süleyman, Hacı Mustafa, Cafer İslam’ın dedesi İslam Şaban, İbrahim İsmail, Yılmaz Onbaşı Lütfi Banat ve bir Türk zabiti olan Ömer Fevzi kâtip olarak kooperatifin yönetim kurulunda yer aldılar…Adanın son imamı Hamdi Salih’ti. Biraz dini bilgisi olan oğlu Ali Salih Turnu Severin’de yaşıyor. Hamdi Salih’ten önce, imamlığı Silistreli Salih Recep yaptı. Onu Bükreş’te 13 yıl hapsettiler. Hapisten çıkınca Bükreş Camiinin imamı oldu. 5 yıl Adakale’de kalmıştı. Salih Recep altı lisan bilirdi, çok değerli bir din adamıydı. Bu Salih Recep, Adakale Müslüman mezarlığındaki tüm kabirleri, Şimian’a elleriyle taşımıştı. Misgin Baba’nın kabrini de o taşıdı. Misgin Baba’nın babasının han olduğunu, babasının mirasını reddettiğini söylemişti. Misgin Baba önce Belgrad’a gelmiş, oradan Adakale’ye gelip yerleşmişti. Hacca da gitmiş olan Salih Recep, Romanya ile müslümün ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için bizzat Ceauşescu tarafından görevlendirilmişti…Adakale düğünleri, kadın-erkek ayrı ayrı yapılırdı. Darbuka, zilli maşa, daire ile çalanıp, çığrılınırdı. Pazar sabahı saat 5’te gelin almaya gidilirdi. Sünnet düğünleri de 3-5 gün sürerdi…Talimhane’de Pazar günleri piknik yapılırdı.. Bayramlarda topluca eğlenilir, gençler yaşlılara ikramlarda bulunurlardı…Kurban bayramlarında, kurbanlar kesilir, yoksullara dağıtılırdı.. Ramazanlar tam bir şölen halinde geçerdi. Teravih namazları toplu kılınır; kadınlar da kadın mahfelinde namazlarını kılarlardı…Adakale’nin ortasında Hakkı Ağanın kahvehanesi vardı. Oğlu Salim, torunları Engin, Rengin 1964’te İzmir’e göç ettiler. Sünnetçi Memetça, dindar bir adamdı. 84 yaşındaki oğlu Sezai de sünnetçilik yaptı; şimdi Köstence’de yaşıyor…Fırıncı Kâzım Ağa’nın, Edirne’de Adakale adlı bir mağazası var…Ziya Amcanın lokalinde gençler yeyip içerler, eğlenirlerdi…Mücellitoğlu Ziya Şem’i, Türkiye’ye göç ettikten sonra da kooperatifçi oldu ve Marmarabirlik’te çalıştı…Ali Kadri’nin evi Adakale’nin en büyük eviydi. Zengindi. Koltuklarına ay-yıldız nakşedilmişti. Hollanda’da yaşayan oğlu Mikail, sık sık Adaya gelirdi…Adada güvenlik görevlisi olarak Köstenceli Tatar Fevzi vardı. Sakin bir adamdı…”
Tanışıp, bir hayli sohbet ettiğim bir Adakaleli de, Hamdi Ali idi. Fahri imamlık yaptığını söyleyen Hamdi Ali’nin dedikleri de şunlardı:
“Adakale nüfusu 600 kadardı. Bunların % 10 kadarı Romen’di. Adanın son Belediye Başkanı Ion Popeange idi. Bu şahıs aynı zamanda tütün fabrikasının da müdürü idi. Eşi Lamia Hanım Türk’tü… Sultan Süleyman’ın (!) Viyana dönüşü, Estergon ve Adakale alınmıştı…Misgin Baba, Macaristan’daki Gül Baba’nın kardeşidir. Bunlar büyük bir vezirin oğullarıymış. Savaştan sonra Adakale ortada kaldı. Lozan’da Romenlere verildi..1930’da Kral Karol Adaya geldi. Vergi yok, askerlik yok, bazı mallarda imtiyazlar. Sonra tütün ve alkole vergi geldi. Üretilen sigara ve içkiler yalnız Adada satıldı. Bir kişi en çok 10 paket sigara alabildi. 1932-33’de kooperatif kurduk ve kâr payı dağıttık. 1943 de bitti. Cami birinci savaştan sonra yapıldı. Camideki halı, Avrupanın en büyük halısıydı.1954 depreminde cami yıkıldı….
Hamdi Ali tersanede işçi olarak çalışmış, emekliye ayrılmıştı. Mandolin çalıyor, zaman zaman şiir, kimi zaman şarkı okuyordu. Türkiye’ye hiç gitmemişti. Hiç evlenmemişti. Babası 20 yıl müezzinlik yapmıştı. Anası da hafızdı. Yanından ayrılırken, “Ne mutlu Türküm diyene!...” demişti.


990 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KOSOVA'YI TÜRK ASKERİ KORUYOR - 14/06/2024
KOSOVA'YI TÜRK ASKERİ KORUYOR
İPEK YOLU - 07/06/2024
İPEK YOLU
MANASTIR – ASKERİ İDADİ VE ATATÜRK - 31/05/2024
MANASTIR – ASKERİ İDADİ VE ATATÜRK
MİHAİ EMİNESCU (Osmanlı'yı En Güzel Anlatan Destan Şairi) - 24/05/2024
MİHAİ EMİNESCU (Osmanlı'yı En Güzel Anlatan Destan Şairi)
Milli Mücadelede Bir Kadın Kahraman ERZURUMLU KARA FATMA - 21/05/2024
Milli Mücadelede Bir Kadın Kahraman ERZURUMLU KARA FATMA
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği TEMAD Ve Astsubayların Talepleri Üzerine - 10/05/2024
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği TEMAD Ve Astsubayların Talepleri Üzerine
ÜÇÜNCÜ ORDUNUN KAHRAMAN NENESİ NENE HATUN - 07/05/2024
ÜÇÜNCÜ ORDUNUN KAHRAMAN NENESİ NENE HATUN
TÜRKÇÜLÜK BAYRAMI - 03/05/2024
TÜRKÇÜLÜK BAYRAMI
Milli Kahraman İNGİLİZ KEMAL - AHMET ESAT TOMRUK - 30/04/2024
Milli Kahraman İNGİLİZ KEMAL - AHMET ESAT TOMRUK
 Devamı