Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret386287
Takvim
Muhsin MANAV
muhsin33_1@hotmail.com
LOZAN
05/10/2016
Merhaba,
Son günlerde bir Abdülhamit ve Lozan ve de Vahdettin özneli tartışmalar aldı başını gidiyor. Doğal olarak gündem değiştirilmiş ve suni bir gündem yaratılmış oluyor. İlkokul ve Hayat Bilgisi seviyesindeki bilgilerini kültür zannedenlere göre Abdülhamit “kızıl sultan”,Vahdettin “hain” ve de Lozan Zafer olarak addediliyor. Çünkü bu seviyedeki yarışmacıların, farklı bir bilgiye tahammülleri yok. Sahip oldukları bilgiyi tartışmasız ve kayıtsız şartsız doğru, aynı konudaki farklı fikirleri ise yalan, iftira vesaire olarak nitelendiriyorlar. Tartışmanın devamında Abdülhamit'in en çok toprak kaybeden padişah olduğu vurgusuna başvuruluyor. Bir buçuk milyon kilometrekare toprak kaybetmiş Abdülhamit. E belki de doğrudur. Bu padişahın ataları beş buçuk milyon kilometrekare toprak sahibi olmuşlar zamanında. Sen ey gafil; hayatın 1923'de başladığını zanneden larva; senin bu eleştirin için çok güzel bir atasözümüz var: Zenginin malı diye başlıyor. Gerisini tahmin ettin mi? Sen kimin toprakları üzerinde yaşıyorsun da reddettiğin bir kültürün mirasını vatan diye sahiplenirken bu ülkenin şanlı geçmişine çemkiriyorsun. 1923'ten önce de hayat vardı. Ama senin gibi terliksi hayvanların bundan haberdar olması engellendi. Yalandan kahramanlar yaratan bir tarihin inananları arasındasın. Kendini muasır medeniyetler seviyesine bu sahte tarihle mi taşıyacaksın. Uyan titre ve kendine dön.
Bir diğer varyete ise Vahdettin'in hain olduğu ile ilgili sallanan desteksiz yestehlemeler. Vahdettin'in son padişah olduğu hariç bildiğiniz her şey onun son yaverinin uydurması. Sizin gibi masal dinlemeyi seven, bir Türk ün dünyaya bedel olduğuna inanan, Kurtuluş Savaşı'nın harbiden yedi düvele karşı yapıldığını sanan, Osmanlı tarihine ait olan Çanakkale Savaşını Kurtuluş Savaşının bir parçası sanan mahlukların bu zırvalara inanması hiç şaşırtıcı değil. Buna destek vermek amacıyla sadece Yunanlılarla savaşan bir askeri yere göğe sığdıramayan bazı gafiller daha da ileri giderek ondan “yaratıcı” diye bahsedebilmişlerdir. Bu mevzu da iki farklı görüşün hakim olduğu bir tartışma olarak gündemimize zaman zaman girmektedir. Bu konu hakkında tartışacak olanlara naçizane tavsiyem; bu ülkenin kurulduğu toprakların kimden kaldığını, kimin kaybedilmiş topraklarını geri alarak kalan kısmı nasıl büyüttüklerini biraz daha düşünmeleri.
Gelelim Lozan konusuna. Bazılarına göre zafer, bazılarına göre hezimet. Bunu biraz irdeleyelim. Hiç bir zaman geçerlilik kazanmamış olan Sevr, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı topraklarını galiplere paylaştıran bir anlaşmaydı. Sevr'in niye geçerli olmadığını merak edenler biraz araştırıp bulabilirler. Kurtuluş Savaşımız bu anlaşmaya tepki olarak başladı. İlk iş olarak Misakı Milli dediğimiz sınırlar tespit edildi. Mücadele bittiğinde de Lozan da masaya oturuldu. Eğer kurtuluş Savaşını kazandıysak, sınırlarımız SEVR'den önceki haline gelmeliydi. Anlamayanlar için biraz açayım. Madem Sevr ile biçilen donu reddettik, o zaman Sevr hiç olmamış kabul edilecek ve SEVR'den önceki sınırlarımızı yeniden çizerek masaya öyle oturacaktık. Şimdi; eğer savaşı kazanıp SEVR'i yerle bir ettiysek masada yani Lozan'da SEVR'den önceki sınırlarımızın içinde olan birçok şeyi vermiş olduk ki bu zafer değildir. Yok, savaşı kaybettik te Lozan da birçok şeyi verdiysek bu daha da trajik. Lozan yine zafer değil. Kısacası Sevr'e isyanla başlayan ya da öyle gösterilen savaş beklide bize başka türlü yazıldı. Bu savaşın amacı Lozan'da belirlenen sınırları kabul etmek idiyse Lozan'a ne gerek vardı. Ben Lozan'ın zafer ya da hezimet olduğun düşünmüyorum. Lozan'da diplomatik bir başarısızlık yaşandı o kadar. Bunun sorumlusu da sağır bir adamdır. Lozan'ın bu ülkenin tapusu olduğunu söyleyip komik duruma düşenlere bu tapuyu kimin verdiğini sorasım geliyor. Hatta bu tapu için NE VERDİĞİNİ de sorayım diyorum. Ama bunlar manasız yorgunluklardır. Lozan'a laf ettirmeme yarışı içindekilerin hatırlaması gereken bir şey var. Lozan delinemez diyorsunuz ya; Lozan da bize verilmeyen Hatay'ı Mustafa Kemal sonradan almadı mı? Lozan yıllar önce delinen bir şeydir. Deliktir ve daha çok delinecektir. Bunu desteklerken veya karşı çıkarken sadece kimin tarafında olduğunuzu deşifre edersiniz. Saygı ve selam ile Afiyet olsun.


512 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SELF LİFE - 09/10/2019
SELF LİFE
MİSİSİPİ ZEYTİNİ - 02/10/2019
MİSİSİPİ ZEYTİNİ
NETEKİM YA DA POSTAL - 18/09/2019
NETEKİM YA DA POSTAL
EYLÜL RENGİ - 11/09/2019
EYLÜL RENGİ
OKULLU OLMAK - 04/09/2019
OKULLU OLMAK
GÜZ ÖZLEMİ - 28/08/2019
GÜZ ÖZLEMİ
KAYYUM - 21/08/2019
KAYYUM
UÇAK DERİSİ - 07/08/2019
UÇAK DERİSİ
AŞŞA YELİ - 31/07/2019
AŞŞA YELİ
 Devamı
Saat