Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.72635.7493
Euro6.33336.3587
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret395517
Takvim
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
REFERANDUM HAKKINDA
28/02/2017
Hiçbir zaman söylenen şeyleri peşinen kabul eden bir tavır içinde olmadım. Bu bakımdan Anayasa değişikliğinin halkın onayına sunulacağı referandum hakkında, bazı kişilerin yaptığı tarzda, siyasi görüşler çerçevesinde, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup ahkâm kesmek istemedim. Geçen hafta sonu, detaylıca okudum ve bir süredir medyada ve internet ortamında yapılan tartışmalar, karşılıklı salvolar, hatta atışmaları da dikkate alıp kendime göre sonuçlar çıkarttım.
Elbette ben anayasa hukukçusu değilim, çıkarımlarım pratik hayata dairdir. Bu değişiklikler bize neler getirir, artısı nedir, eksisi nedir, üzerinde düşünüp yorumladım.
TARTIŞMANIN SEVİYESİ
Maalesef, medya ve internet medyasında yürütülen kampanyaların ekseriyetle, atışma/tartışma seviyesinin üzerine çıkamadığı-üzülerek- görünüyor. Bilgiye dayalı olmak yerine, tarafgirlik ön planda tutularak, adeta takım tutar gibi, fanatik taraftarlık havasında işler yürütülüyor. Hakaret ve aşağılamalar yapıp yarın yine yüz yüze bakacağımız unutuluyor.
YİNE  AYNI SENARYO
Anayasa değişikliğine muhalif olanların, 2002 yılından beri defalarca düştükleri bir duruma hızla sürüklendikleri görülüyor, Referandum, Cumhurbaşkanımız Tayyip beye evet-hayır kampanyasına haline gelmek üzere, bu rekabetin sonucu, daha önceki pek çok seçimde olduğu gibi olacaktır, bu ilgililer tarafından görülmüyor. Halkımızın ekseriyeti, Tayyip beyi seviyor, sayıyor, kendinden, içten ve samimi görüp bağrına basıyor. Duyguların yanı sıra verilen hizmetler, eksiklikleri olsa bile takdir görüyor. Birileri onunla rekabet edeceklerse, duygu+hizmet+proje ile halka hitap etmeliler, aksi halde ne kadar uğraşsalar da oportünist (eyyamcı da denebilir) söylemlerle istedikleri olmuyor, bunun görülmesi lazım artık. 
SİYASİ STRATEJİ HATASI
Doğrudan Tayyip beyin hedef alınması, mevcut anayasanın ve sistemin problemleri görmezden gelinerek, doğrudan “istemezük” tavrı gösterilmesi, taktik ve stratejik hatayla, zımnen Tayyip beyin 2019 da yapılacak olan yeni sistemdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağının peşinen kabul edilmesidir ki, bu siyasi açıdan kritik bir hatadır, hakikaten halk tarafından da bu şekilde algılanacaktır. 
MİLLETİMİZ ÂRİFTİR
Bir kısım kişilerin de devletin geleneğinin, milletimizin basiretinin, irfanının olmadığını varsayarak absürt ifadeler ve aşağılamalarla, tuhaf sorular sordukları görülüyor. Yok “Millet bir deliyi seçerse?” Yok “Ya seçilmiş Cumhurbaşkanı ölür de yerine atanmış ama deli (!) bir yardımcısı görev alırsa?” Bu türden garip garip ifadeler kullanılıyor, merak etmeyin beyler, hanımlar, devletimiz muz cumhuriyeti ya da masa başında emperyalist güçlerin cetvelle pergelle kurdukları gecekondu devletlerden değildir. Milletimiz ise âlim olmasa da ârif olduğunu hemen her dönemde göstermiş, kritik anlarda kendi geleceğini isabetli bir şekilde tayin etmeyi başardığını ispat etmiştir, en yakın canlı örneği 15 Temmuz kalkışmasındaki tavrıdır. 
EKONOMİ SONUÇLARI GÖSTERİR
1994-2014 arasında bankacılıkta çalıştım. Ekonominin gidişatını, bizzat göstergesi olan sektörün içinde yaşadım. Büyüklerimiz hatırlayacaklardır ama yaşı 30 ve altında olanlar hatırlamazlar. Ülkemizin yakın dönem ekonomi ve siyasi tarihini okurlarsa, bu ülkenin koalisyonlarla nasıl perişan edildiğini, enerjisinin nasıl boşa harcandığını, devletin ve milletimizin gecelik %7500 lere varan faizlerle nasıl soyulduğunu, insanımızın geleceğinin finans-kapitale sahip bir takım hırsızlar tarafından nasıl çalındığını, ortalama faizlerin uzun yıllar boyunca %100 lerin üzerinde seyrederek, enflasyonun tıpkı vücuttaki tansiyon gibi bünyeyi nasıl tahrip ettiğini göreceklerdir. Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik buhran dönemlerini yaşamamış olanların içinde bulundukları ortamın her zaman var olduğunu sanmaları doğaldır. Bu ülke, ortalama hükümet etme süresi 2 yılı bulmayan kısa ömürlü, iktidar olup muktedir olmaya fırsat bulamayan hükümet dönemlerinden çok sıkıntı çekmiştir. Yeni sistemde aynı anda iki sandık önümüze gelecek ve en fazla ikinci turda, milletin üzerinde çoğunlukla ittifak ettiği hükümet bizzat milletimiz tarafından kurulmuş olacaktır. Böylece hükümet kurulması, koalisyon hesapları, görüşmeleri, fırsattan istifade faizleri ve kuru yükseltip milletin cebinden zengin olan asalaklar tarih olacak, halkın seçeceği Cumhurbaşkanı doğrudan hükümeti kurup icraata geçebilecektir. 
SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAMAK LAZIM
Yürürlükteki Anayasa hükümlerine göre, Cumhurbaşkanımızın, süresi sonunda tekrar 5 yıllık seçilme imkânı zaten mevcuttur. Hatta ikinci seçilmesinden sonra tekrar siyasete girip rahatlıkla Başbakan olarak devam edebilir. Bu tür bir imkan sayın Cumhurbaşkanımızın elinde iken yeni sistemle kendi süresini yasal olarak bizzat kendisi sınırlamaktadır. 
Haziran 2015 seçimlerinden sonra bir türlü hükümet kurulamaması üzerine, ülkemizi 1 Kasım seçimlerine götüren kişi bizzat sayın Cumhurbaşkanımızdır ve anayasadaki TBMM yi feshedip erken seçime götürme yetkisini kullanmıştır. Üstelik mevcut düzenlemede kendisinin süresi ve yetkilerine hiçbir zarar gelmediği halde, yeni düzenlemede bu tür bir fesih yaparsa, kendisi de seçime gitmek zorunda kalacaktır.
Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı sistemi, fiilen 1. ve 2. Cumhurbaşkanlarımız Atatürk ve İnönü döneminde uygulanmıştır. Hatta o dönemlerde kullanılan yetkiler şu andaki gerek Cumhurbaşkanlığı, gerekse Başbakanlık yetkilerinden çok daha fazladır, biraz yakın tarih okuyan herkes bunu görebilir. 
MUHALEFETİN AVANTAJI VAR
Yeni sistem, muhalefette bulunan partilerin kesinlikle işine gelecektir. Cumhurbaşkanlığında kerhen de olsa başka bir adaya oy verse bile, milletvekili seçiminde gönlündeki partiye oy verebilecektir. Böylece, seçimlerde, ekonomik ya da siyasi gerekçelerle, ülke menfaati düşünülerek en büyük partide toplanan “emanet oylar” asıl partilerinde kalacaktır. Belediye başkanı seçimleri buna örnektir, halkımız sevdiği başkan adayına oy verip onu başa getirirken, İl Genel Meclisinde bir başka partiye oy verebilmektedir. Böylece seçilecek Cumhurbaşkanı ve Hükümet üzerinde, check-balance (kontrol ve dengeleme denebilir) fonksiyonu icra edecek bir TBMM oluşabilecektir. Yalnız bunun başarılı olmasının şartı, mevcut seçim ve siyasi partiler yasalarının mutlaka çağa uygun hale getirilmesine bağlıdır. 
SİYASİ SİSTEM OLGUNLAŞACAK
Mevcut sistemde, yasama ve yürütme iç içedir, kesinlikle ayrı ayrı değildir. En basitinden, aynı seçim çevresinden seçilen milletvekillerinin hükümet üyesi olabilmek adına ortaya koydukları rekabet herkesin malumudur. Bu durum ise kabul edin ya da etmeyin, parti içi çekişmeye, atalete, enerjinin boşa harcanmasına yol açmaktadır. Bakan olan vekil, müthiş bir yetki ve sorumluluk aldığından, grup arkadaşlarından fersah fersah öne geçmektedir. Oysa yeni sistemde, Bakan olacak isimler milletvekilliği seçimine iştirak etmeyecek, vekil olmuşlarsa bile vekillikleri düşecektir.
Yasama-yürütme arasındaki rekabet ve farklı avantaj/dezavantajlar devre dışı kalacağından, TBMM ne girmek isteyen vekil adaylarının kalitesi artacak, yasama konusunda katkı sağlayabilecek isimler öne çıkacak, bu durum TBMM nin yürütme üzerindeki kontrol ve denetim gücünü arttıracaktır. 
EKSİKLİKLER
Milletimizin onayına sunulacak olan yeni sistem, 12 Eylül zihniyetince kurgulanmış Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunlarının mutlaka değiştirilmesini gerektirmektedir. Milletimizin geleceğini etkileyeceğinden Referandumda teklif edilen değişikliğin taraftarlarının da, muhalif olanların da 17 Nisan günü ne yapacaklarıyla ilgili milletimizi daha çok aydınlatmaları gerekmektedir. TBMM nin aslî görevi olan yasama ve denetim fonksiyonuna daha iyi yoğunlaşabileceği şartlar oluşturulmalıdır. Bu manada, başta dar bölge seçim sistemi (her seçim bölgesinden tek milletvekili)  veya seçmenin kendi vekilini tercih edebileceği tercihli sistem gibi milletimizin yönetime daha fazla katılabileceği, kendi kaderiyle ilgili kendi kararını ortaya koyma imkânı sağlanmalıdır. 
Ekonomi hayatın en öndeki gerçeklerinden biridir. Az konuşulan konulardan biri de “Seçim'in Ekonomisi”dir. Mevcut yasalara göre, belli oranda oy alan siyasi partilere her yıl hazine yardımı yapılmakta, gerçek ya da tüzel kişiler gönül verdikleri siyasi partiye rahatlıkla açıktan maddi destek olamamakta, bağış vs yollarla partiler çok sınırlı gelir elde edebilmektedirler. Oysa modern dünyada, partileri ayakta tutan, ilgili partinin siyasi görüşüne ve programına gönül vermiş kişiler, firmalar ve kuruluşlardır. Gönül verdiği partisine maddi destek olan seçmen, çok daha rahat yönetime katılmayı talep edecektir. Bu yöntemle milletvekili ya da Belediye Başkanı olmak isteyen kişilerin kendi ceplerinden astronomik harcamalar yapmak zorunda kalmalarının önüne geçilecek, siyaset, bazen isteyerek, bazen mecburiyetten bir geçim kapısı olarak görülmeyecektir. Hakikaten kaygısı ve davası millet, memleket olan insanların siyasete katılma ve her siyasi kademede görev alma arzuları teşvik edilecektir. 
SONUÇ
Geçen hafta da yazdığım gibi, “hepimiz aynı gemideyiz, Referandum da “Evet” diyen de, “Hayır” diyen de bu ülkenin vatandaşı, kaderdaşız, yapılan eleştiri ve karşılıklı beyanlarda, ortak yarınlarımızı düşünerek, her şeyden önce ahlâkı esas alarak dikkatli ve özenli olalım. Ülkemiz üzerinde uygulanmaya çalışılan operasyonun amaçlarına hizmet edecek kutuplaşmalar ve gerginliklere vesile olmayalım” diyorum.
Görüşlerimi açıklamaktan, doğrularımı dile getirmekten kesinlikle çekinmedim, gerekçeleriyle birlikte izah edip savundum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmadım, önyargıyla hareket etmedim. Yukarıda saydığım tüm nedenlerden dolayı, ulaştığım sonuç gereği, yapılacak olan referandumda benim şahsi oyum, sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Başbakanımız ve sayın Dr.Devlet Bahçeli gibi “EVET” olacaktır. Saygılarımla. 


524 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YENİDEN İSTANBUL YAKLAŞIMI - 13/11/2019
YENİDEN İSTANBUL YAKLAŞIMI
ATILAN TAŞLAR YERİNİ BULUYOR MU? - 06/11/2019
ATILAN TAŞLAR YERİNİ BULUYOR MU?
KUR KAPANI - 09/10/2019
KUR KAPANI
TOPLUMUMUZ ÇÖZÜLÜYOR - 02/10/2019
TOPLUMUMUZ ÇÖZÜLÜYOR
SİSTEMDE BASINÇ YÜKSELİYOR - 04/09/2019
SİSTEMDE BASINÇ YÜKSELİYOR
KONUT KREDİLERİ (Devam) - 28/08/2019
KONUT KREDİLERİ (Devam)
KONUT KREDİLERİNDE SON DURUM HAKKINDA - 21/08/2019
KONUT KREDİLERİNDE SON DURUM HAKKINDA
FAİZLERİN DÜŞMESİYLE HER ŞEY DÜZELECEK Mİ? - 07/08/2019
FAİZLERİN DÜŞMESİYLE HER ŞEY DÜZELECEK Mİ?
“YENİ NORMAL” ZİHİNLERDE KABUL EDİLDİ Mİ? - 24/07/2019
“YENİ NORMAL” ZİHİNLERDE KABUL EDİLDİ Mİ?
 Devamı
Saat