Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.19299.2297
Euro10.671010.7138
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam58
Toplam Ziyaret530394
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
POZİTİF MUHALEFET YAZISI YA DA NELER YAPILMALI?
30/08/2017
Daha önceki yazılarımda Hükümet uygulamalarının olumlu taraflarını desteklediğimi buna karşılık muhalefetin yasal hak olduğunu ve hatta iktidar için pozitif muhalefetin faydalı olacağını, herkes gibi benim de uygulamalar ve politikalarda itirazlarımın ve önerilerimin bulunduğunu yazmıştım. Bu anlamda genel ekonomiyle ilgili tespit, görüş ve önerilerimi paylaşmak istedim.
Tüm ekonomilerin temeli üretime dayanır. Kalkınma programlarının ana enstrümanı her zaman üretimdir. Üretim olmadan sadece hizmet ve ticaret sektörleriyle gerçek bir kalkınma sağlanması mümkün değildir.
Hükümet, yaşanılan sıkıntılı ortamda, esnaf, tüccar ve sanayicinin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeye yönelik ciddi adımlar attı ve ben her fırsatta olumlu eleştiriler yönelttim, destek verdim. Ancak, uzun yıllardır tarım kesiminin problemlerine ise derinlemesine müdahale edilmediği, oy kaygısı, sosyal patlama riski taşıması, hala nüfusumuzun yarıya yakınının tarım kesiminde bulunması vb pek çok nedenden dolayı üretilmeye çalışılan çözümler maalesef sistemik problemleri çözmek yerine pansuman seviyesinin üzerine çıkamadı. Bu anlamda Tarım Politikası mevcut Hükümetimizin başarıları arasında yumuşak karnı durumundadır.
Sorularla somut öneriler ortaya koymaya çalışacağım.
2000 yılı civarında başlatılan ve tarım kesiminin kayıt altına alınmasını sağlayan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) oturmuş, kayıt altına alma amacını büyük oranda yerine getirmiş durumdadır. Bugün ise, bürokratik bir angarya haline gelmiş, muhtarlar ve ihtiyar heyetinden başlayıp Ziraat Odaları ve İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleriyle birlikte milyonlarca üreticiye sistematik eziyet halindedir.
15 yılı aşkındır devam eden kayıtlar hala oturmamış mıdır? Oturmamışsa nedendir ve bunun sorumluları kimdir?
Sistem artık, sadece değişiklik varsa bildirim gerektiren bir duruma niye dönüştürülmez?
Kişinin tarlası varsa ve fidan dikip bahçe kurmuşsa, bunu bildirmesi yeterliyken, neden her yıl aynı eziyeti çeker?
Ortalama 20 yıl ekonomik ömrü olan bir meyve bahçesinin her yıl yeniden beyanı neden gereklidir?
Üreticinin maliyetleri açısından modern dünyadaki üreticilerin kullandığı vergisiz, düşük fiyatlı,“tarımsal mazot” uygulamasına hâlâ neden geçilmez? Müteselsilen maliyetleri arttıran önemli kalem olan nakliye konusunda, tarım ürünlerinin taşımasını yapan nakliye sektörünün bile bu ucuz mazottan faydalanması sağlanmalıdır. Üreticinin ucuza ürettiği ürünün ucuza tüketiciye ulaştırılması sağlanırken, hem enflasyon düşürülmüş, hem tüketici memnuniyeti sağlanmış olmayacak mıdır?
Ülke genelinde üreticiye tarımsal ürünleri çok pahalıya sunan, aracının aracısının aracısı gibi hilkat garibesi bir sistemle yürüyen, demode olmuş, uygulamasında ve takibinde ciddi problemleri bulunan sonuçlar veren Hal Kanunu ve alt mevzuatı/uygulamaları neden güncellenip Ülke şartlarına uygun hale getirilmez?
Tarımsal ürün alım satımında aracılık yapan, müstahsilleri mağdur eden mevcut hal ve hal dışı komisyonculuk sistemi neden yeterlilik esasına göre yenilenmez? Basit bir işyeri için bir sürü şart, belge, ruhsat vb gerekirken üreticinin milyonları, milyarları yeterli olup olmadığı belirsiz bir kesimin eline verilir? Örneğin, belli seviyede kredi limiti bulunmayan, Hal Müdürlüklerine, ilgili Belediyeler ya da Kaymakamlıklara ya da uygun görülecek muhataplara yetkinliklerini gösteremeyen kişilerin/firmaların bu alanda faaliyetlerine neden izin verilir? En basit Kamu ihalesine girmek için teminat mektubu, referans mektubu, iş bitirme belgesi ve benzeri pek çok şart koşan Kamu İdaresi, bu sektörü neden bu kadar başıboş bırakmaktadır?
Zincir mağazaların perakende sektörünü adım adım ele geçirdiğini hep birlikte izledik, Kamu otoritesi de izledi maalesef. Küçük esnafın kendi kendine istihdam sağlayarak Devlete yük olmadığı, hatta bazen yanında personel çalıştırarak Devletin yükünü aldığı çok açıkken bu derece zincir mağazalar eliyle yok edilmesi neden sessizce seyredilmektedir? İlçemizde de neredeyse her caddede hem de birden fazla açılan bu zincir mağazalar sizin de burnunuzun direğini sızlatmıyor mu? Üstelik bu zincir mağazaların üreticinin elinden en iyi ürününü üç otuz paraya alıp alıp 6-8 aylık ödeme vadeleriyle burnundan tüy aldırmadığı, oradan elde ettiği sermayeyi adeta sıfır faizli kredi kullanır gibi yeni mağazalar açmakta kullandığını duymayan var mıdır? Üstelik bu mağazaların fiyat ve ödeme politikaları genel piyasa için son derece olumsuz örnek olarak ortadadır.
Özellikle Ziraat ve Ticaret Odalarının Kaymakamlıklar ve Belediyelerle işbirliği içinde, profesyonel yöneticilerin görevlendirilmesi şartıyla neden üretici kooperatifleri kurulmaz, ürün satışı konusunda piyasa düzenleyici (market maker) yapılar oluşturulmaz?
Sayın Recep Konuk'un profesyonel yönetimiyle başarıya ulaşmış Konya Şeker-Torku başarı hikayesi ortadayken, her bölge için bu güzel örnek neden yaygınlaştırılmaz? Elbette, her bölgenin kendine özel şartlarına göre uyumlu hale getirilerek sahada uygulanması gerektiği açıktır.
Daha kaliteli ve modern tarım teknikleriyle üretim yapmak gerektiği herkesin malumu olmakla birlikte, bu yazının konusu değildir.
Üreticinin, esnafın rahatlatılması, doğrudan üretimi arttıracak, aracılık ve ulaşım işleri düzene konulunca tarımsal ürünler nihaî tüketiciye daha ucuz fiyatlarla ulaşacak, enflasyon düşecek, insanların satın alma güçleri doğal ortamında artacaktır.
Burada, Banka sisteminin pozisyonu çok kritiktir. Bankacılık sistemi ve bankacıların aynı gemide olunduğunun farkında olması, hangi tedbiri alır, kendilerini ne kadar garantiye aldıklarını sanırlarsa sansınlar, ülke olarak yaşayacağız sıkıntıların tam göbeğinde kalacaklarını unutmamalarını tavsiye ederim. Başta Kamu Bankaları olmak üzere tüm bankacılık sisteminin Ülkemize, ekonomimize, sektörlere ve bölgelere yönelik risk algılarını gözden geçirip ellerini taşın altına koymaları elzemdir. Kamu otoritesi Bankacılık sisteminin muhtemel risklerini azaltmak (Kredi Garanti Fonu uygulaması vb) ve kârlılıklarını korumak (munzam karşılıkların azaltılması, Merkez Bankasında bloke miktarlara ödenen faizlerin arttırılması vb) adına zaten çeşitli adımlar atmıştır.
İlçemiz özeline gelirsek, başta Kamu Bankaları olmak üzere tüm banka şubelerimizin müdürleri ve personelinden genel olarak Ülkemizin, özel olarak ise İlçemizin performansına ve geleceğine güvenmeleri, Bankacılık usûl ve teamülleri çerçevesinde alınabilecek riskleri azami oranda alıp öncelikle piyasanın nakit darlığının giderilmesine destek olmaları, orta-uzun vade için özellikle yatırıma yönelik kredilerle üretimin arttırılmasına, refah ve kalkınmanın sağlanmasına destek vermeleri hayatî önemdedir. Bu aynı zamanda muhatapların bu Ülkeye ve İlçeye borçlu oldukları bir hâldir diye düşünüyorum.
Kamu otoritesinin emrivaki uygulamalarıyla (Asgari ücretin arttırılması, bütçede karşılığı bulunmayan ücret artışları, karşılıksız para basılması vb) somut sonuçlar alınamayacağı, enflasyonun artıp paranın değerinin düşmesi sebebiyle bundan tüm toplum kesimlerinin zarar göreceğini 1990 lı yıllarda hepimiz yaşadık.
Olağanüstü olaylar yaşanan son birkaç yılda isabetli bir şekilde çıkartılan aflar, ertelemeler, ödeme kolaylıkları doğru adımlar ancak palyatif/pansuman çözümlerdir. Asıl çözüm ise üretimi teşvik, üretene destek, çalışana kolaylık sağlanarak tabii şartlarında büyüyerek gelişmenin sağlanmasıdır.
İşkur ve KOSGEB aracılığıyla verilen çeşitli teşvik ve destekler halen uygulamada olmakla birlikte, İşkur ve KOSGEB in daha akıllıca, aktif ve yaygın kullanılması, istihdam sağlamaya çalışan girişimcilere yönelik teşviklerin sürekli ve hızlı hareket edilerek verilmesi çok önemlidir. Daha önce de yazdığım gibi, sermaye bedendeki kan gibidir, belli bir süre ve düzende gelmezse ölümcül sonuçları ortaya çıkar. Bir işletmenin kurulması maddî-manevî pek çok fedakârlıklar yapılarak, uzun zamanda mümkün olabilmekteyse de işletmenin kapanması çok kısa sürede olabilmektedir. Bizim varlıklarımızı böyle kolayca harcama lüksümüz bulunmamaktadır. Konunun muhataplarının derhal harekete geçmesi ve -Allah korusun- 1990 lı yıllarda yaşadığımız tarzda toplumsal olaylar ve sektörel krizlerin genele yayılması beklenmemelidir.


918 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL YAKINKEN... - 13/10/2021
YOL YAKINKEN...
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR? - 29/09/2021
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK - 22/09/2021
VARLIK FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
KAN DAVASI - 15/09/2021
KAN DAVASI
BAŞKASININ ÖLÜMÜ - 18/08/2021
BAŞKASININ ÖLÜMÜ
BORÇ ALAN, EMİR ALIR - 11/08/2021
BORÇ ALAN, EMİR ALIR
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ - 04/08/2021
KÖTÜ KUMAŞTAN İYİ ELBİSE ÇIKMAZ
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ - 14/07/2021
SÜREKLİ KRİZ DÖNEMİ
RİZE'YE BAĞLANALIM - 30/06/2021
RİZE'YE BAĞLANALIM
 Devamı