Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam233
Toplam Ziyaret762557
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
Meriç Tunca
HOCAM SÜLEYMAN ŞENTÜRK 24
22/03/2023
HOCAM SÜLEYMAN ŞENTÜRK 23
Yemeyi severim. Yedirmeyi severim. Yemek yapmayı çok severim. Yazmayı severim. En çok yazı yazma isteğimin oluştuğu anlar, yemek pişirdiğim anlardır. Yazılarımda yemeklerimle pişmeye başlar kafamda. Yemek yapmak bana göre başlı başına bir sanattır. Belli kaideleri kuralları vardır. Yemekte kullanılacak her bir malzemenin de belli bir sırası vardır. Ana kaide şudur. Önce yağ koyarsın tencereye, tencerenin altına ateşi verirsin, yağ belli bir sıcaklığa kadar ısınmalıdır. Katı yağ kullanılıyorsa yağ eriyip aromasını salmaya başlamalıdır. Sonrasında da tencereye en zor pişen malzemeleri sırayla eklemeye başlarsın. Salçalı bir yemek yapılacaksa şayet, yağdan hemen sonra salçayı koyup kıvamınca kavurursun. Sonra isteğine göre doğradığın soğanları ilave edersin tencereye. Salça ile bir güzel soğanları da kavurursun.. şayet salça kullanmayacaksak, yağ kıvamını aldıktan sonra soğanı eklersin. Ocağın altını kısarsın. Yağda başlar güzel bir dans.. bu dansın sonunda iyice terler soğanlarımız, sararır ve şırasını aromasını salar yağa... bu anda keyfince doğradığın biberleri eklersin. Dokusu yumuşamaya başlayınca oda salar aromasını.. sonra domatesini koyarsın.. ağır ağır suyunu salar domates.. suyunu salar, salar. Dokusu çözülürken soğanla biberle iyice hem hal olur rengini salar, iyice sarar sarmalar tencereyi. Bu anda bir çimdik tuz çok iyi gelir. İsteğe göre çimdik çimdik baharatlarda eklenebilir. Sonrası ustaya kalmıştır artık. Ben bu ana kaideye uyarım. Bundan sonra benim hülyalarım başlar. Dilimdeki tat duyu reseptörlerim hareketlenir. Dilimde bir folklor başlar, floralarım Anadolu ateşi misali. Ve dalaaaar giderim. Kafa küremin içindeki kazandada ıtır ıtır olur anılar, gördüklerim, okuduğum kitapların beni götürdüğü yerler, olaylar, kişiler fokur fokur fokurdamaya başlar. Bir taraftan roskalnikov kafa uzatır kazandan, çomça ile onu geri itersin. Beri yanda paris düşer. Paris düşerken voltairler, aqinolu tomaslar dolanmaya başlar kazanın yüzünde.. yaşar kemal gezinir ağır ağır. İnce memet geçer kara atıyla deli fişek rüzgarıyla. Zülfi şarkılar söylerken kitaplarını imzalar. Marksın sakalı köpüklenir. Engels süzülür. Sonra durulmaya başlar. O durgunlukta besberrak lenin görünür. Deli bir aroma dolar beynime. Kazanda devrim tamamlanmıştır artık. Kazanın dumanından buhar buhar, buram buram harfler yükselir. 
Yükseldikçe kelimelere döner, cümlelere döner.. evrilir gider sonra paragraf paragraf. Hiç kaidem yoktur burda da. Zevzeğin, lüzumsuzun tekiyimdir zaten... bilen bilir beni. Hele güzel bir içki sofrasında şırası dışına damlayan dostlarla isem susturabilene aşk olsun beni.. yazarken daha beterim. Ordan oraya uçuşur fikirlerim, cümlelerim. Ancak hep güzelden yana söyler, güzelden yana anlatırım. Sevgi yatağında olgunlaşmış saygı bütün usuma salar aromasını.. bir hoş olurum... afyonlanırım... bazen bunca ıtır zorlar bütün benliğimi.. ter ter akarım.. bazen adım adım çağımın filozoflarını ararken bulurum kendimi. Önce Süleyman Şentürk'ün gölgesinde soluklanırım bir. Gönül telimdir Süleyman Şentürk. Babam.. sırdaşım çok zaman.. sevdiceğimi ballandıranım.. tükenmeyen sevgi yumağım.. hoşgörü pınarım. Benim görümde bir güzel filozof Süleyman Şentürk. Elverdiği, yürek verdiği kardeşi Mustafa Fehmi de aynı kaptan yetişmiş bir diğer filozof. Aslında ender de olsa bu tip filozoflar vardır toplumlarda hep. Yazmazlar kağıda küreğe bu tip filozoflar. Bu tip filozoflar içlerinden süzülen billurla yaşarken yüreklere yazarlar, arza yazarlar. Dingin ve öydüre öydüre, öye öye yaşarlar.. aroma yüklenir, ballanır dokandıkları yürekler... gülizar olur çevreleri, gesibağı, meram bağları olur. İrem olur.. irem suyu patlar bilmem hangi hangi dağların böğründen.. kaynak olur.. akar çağlak olur.. dere olur.. ırmak olur.. murat olur, canik olur, fırat olur, dicle olur... olur mezopotamya. Ve anadolu olur. Bu tip yaşamlar siner bu coğrafyalara... evvelisi gün bir düdüklü dolusu türlü yaptım. Her şeyi mevsiminde çok severim. Mevsimine denk geldiğim filozofları severim. 
Cuma günü yedide bitti mesaim. Manava uğradım. Tazecik ve mevsiminde sebzeler. İki kabak iki patlıcanla başladım.. poşet poşet çoğalıp patates soğanla noktalarken, çeşnilerin veziri sarımsak ekledim son poşetime iki baş. Poşet ellerimde merdivenleri çıkarken folklora kalktı dilimdeki folialar. Özene bezene yıkadım minasibince sebzelerimi.. yaktım düdüklümün altını. Koydum içine etimi. İki bardak su ekleyip, kapattım ağzını.. yukarı kaldırdım düdüğünü.. yemeklerin şahından doğradım ince ince iki baş. Tavamı koydum ocağa.. biraz zeytinyağı ekledim izoryadan.. izorya demişken hiç mütevazilik yapmayacağım. Filozof dedim ya Süleyman Şentürk'e.. işte bir filozofun elinden çıkan filozof bir yağdan ve meyvelerin en filozofu zeytinden, izoryadan bahsediyorum. Yıllardır dünya birinciliklerini elden bırakmayan izoryadan bahsediyorum. Reklam olsun diye de yazmıyorum bunları. Nasıl ki tıbbın babası hipokratsa zeytinyağının babasıda izorya. Hemde hipokrat kadar şifa gücüyle.. hem de hipokratın bendende yüce kekim dediği, insanlara hasta olmamayı öğreten o yüce hekim gibi, hastalıklardan koruma gücüyle. Ben zıkkımda da öyle bir şans varki. Her güzellik yanımda yöremde çoğalıverir. 
Boşa haberci mesih beklemesin bekleyenler. Her atan yürekte, her yaşam yüklü hücrededir tek tek haberci mesih. Bilsinlerki neye erişmek istiyorsa özleri, doğa onu sunar onlara. İyiyle kötüyle işi olmaz toprak ananın. Öyle bir kavram yok doğanın dilinde. Bir avuç toprak ve bir ibrik su ile yapamayacağı şey yoktur doğanın. Yeter ki öz istesin. Yeter ki özden haber ulaşsın ona. Size daha başlarken dedim ama zevzek ve lüzumsuzun tekiyim diye. Yağım biraz kızınca tavaya ekledim iki baş doğranmış yemekler şahı soğanı. Kıstım tavamı, dans başladı. Dil köküme doğru anadolu ateşi.. kafakürem buharlanıyor.. kelimeler olgunlaşıyor. Filozof yazısı belirince ne kadar filozof varsa belleğimde.. hepsi isim isim buharlaşıp kayboluyor. Filozof kelimesinin hiç acelesi yok, bir ağırlığı da var elbet. Süleyman Şentürk, Mustafa Fehmi Şentürk, Doğan Atlay, Mehmet Çiftçioğlu isimleri berraklaşıyor kazanın üzerinde. Neşri atlay berraklaşıyor...... geçen haftasonu muta gittim.. oğlum tüttü burnumda.. aşkım Şerifem tüttü burnumda.. mut tüttü.. kayısı tüttü.. erik tüttü.. mutta mevsim erik kaysı.... mutta bir güzel telaş, erik kaysı. Pazar günü göksuyu dolanıp karşıya geçtim.. çağımızın bir diğer filozofuna uğradım.. bu filozofu sonda anlatırım. Kaysı ve erik toplamaya gittim mehmet çiftçioğlunun yanına... dağ eriğini bilirmisiniz.. bilmiyorsanız tez öğrenin. Dağ eriği yediniz mi, kokladınız mı.. yeyip koklamadıysanız yeyin koklayın bu eylül ekimde. Bir dağ eriği kokusunda nice şifalı hekimler var. Bir dağ eriği şırası dünyanın bütün hekimlerinin konferans yaptığı tek yer. İşte bu Çiftçioğlu'nda arora isimli bir kayısı var. Bendeki mevsim arora... dağ eriği aromalı, deli güzel bir kayısı arora. Görürseniz mutlaka yeyin. Mehmet Çiftçioğlu bir kasa arora toplamış, bir kasa erik toplamış bana. Bendeki şansada bir bakın hele. Bir filozof hizmet ediyor ben gibi bir gerzeğe...... soğanlarım yağa saldı ıtırını aromasını.. düdüklümün düdüğü faşıladı. Düdüklünün altını kısıp, kapattım düdüğünü... buhar barajını kurdum. Buhar etimi göynutüp eritecek.. türkü türkü olacak etim... ince ince doğradığın yedi sekiz yeşil süs biberimi soğanla buluşturdum. Dilköküm harran ovası. Kafaküre kazanım kaynar.. filozof ağır ağır yükseliyor. Dil ķöküm harran ovası, kazanımın yüzeyinde harran ovası.. yüzeyde alata... harranovası kızgın güneşin harmanında pişen bilge topraklar.. bilmeyen duymayan yoktur anadoluda harran ovasını.. pek bilen yoktur Alata'yı. Alata..... toprağın doğurganlığını ehlileştiren cağımızın en büyük anadolu filozofu.. ağaç ağaç, dal dal, meyve meyve, mühendis mühendis, bahçıvan bahçıvan, kök kök ... ilmik ilmik.. bilim bilim Alata.. bir devasa künk, bir tükenmez ansiklopedi, bir büyük zirai umman Alata. Bir garip enstitü Alata günümüzde.. kurtların sofralarına dahlettiği, topraklarına gözdikilen, bir garip çağ filozofu, anadolu filozofu Alata. İnce ince doğradığım üç vece domatesimi ekliyorum tavaya.. soğan biber kenara çekiliyorlar domatesi görünce.
Sabırsızlar. Bir an önce suyunu salsın domates.. bir an önce göynüsün dokusu.. bir an önce salsın şırasını aromasını.. şampuan şampuan olsun soğan ve biber.. kimyon, karabiber dilķöküm. Dilköküm konya kimyoncular çarşısı... billur gibi tuzgölü dilköküm.. ıtır ıtır bir deli buhar tavamdan yükselen buhar..kafaküre kazanımdan buhar. Ağır ağır yükseliyor filozof... kazanın yüzeyinde domates yazıyor... 48 romozomlu bir filozof domates... domates kıpkırmızı boyuyor tavamı.. tavamı ateşten alıyor, düdüklümün altını söndürüyorum. Yirmi dakika demlenecek tavam. Tavamda bir güzel düğün kurulacak.. yirmi dakikada ne varsa tavamda, hepsi hısım akraba olacak..... mehmet çiftçi oğlunu ziraat odası başkanı iken tanıdım ilk. Tanıdığın an sevilirmi bir insan!!?? Düşünmeden evet.. balı taşmışsa bu insanın dışına, dilinden oğul oğul arı salıyorsa doğaya.. gözlerindeki ağır durgunluk ve berraklıkta bir evren görüyorsan.. toksa gönlü, bunu görebiliyorsan... deli avşar çayı gibi çağlıyorsa bilgeliği.. bu adam görür görmez sevilir.. bu güzel adam.. bu engin filozofun gölgesinede sığınırım çokça.. konuşmasına bile gerek duymam.. gözlerinden dinlerim her şeyi.. gözleri has türkçe konuşur. Hele konuşunca dili.. dilinden çıkan oğul oğul arılar, bütün dağın, bütün torosların ıtırını taşır bana.. kafaküre kazanım buhar buhar.. filozof ağır ağır yükselmekte.. kazanım yüzeyinde üç harften kelime berraklaşan... dağ. Bir diğer berraklaşan orman.. ormanın hemen yanıbaşında berraklaşan kardeşlik.. yanıbaşı çeşitlilik.. yanıbaşı kültür.. dipte harman harman sevgi saygı.. kelimenin filozofu olur mu? Olma mı... filozof o saydıklarımın herbiri.. ve onların her birine öymüş sinmiş Süleyman Şentürk.. ve onların herbirine billur billur imbiklenmekte Mehmet Çiftçioğlu. Almanyaya işçi olmaya giden mehmet çiftçioğlu şöyle anlattı bana.. çalıştım a doktorum çalıştım. Orda kazandıklarım yetmedi okuduğum kitaplara.. bubamdan para istedim.. ben istedim gönderdi goca.. bende kitaba verdim bütün paralarımı.. ikiyüz dönüm tarla okudum Almanya'da.. döndüm geldim.. bakma kötü yönetildiğimize.. bakma insanlarımızın ekabirler elinde horlandığına.. çok yer gördüm ben. Bu anadolu denen bilge gibisini görmedim.. beni anamın bubamın yardımıyla doğa var etti.. var olduğum doğada erimeye, beni var eden doğaya göynümeye geldim ben.. düdüklümün düdüğünü kaldırdım.. açtım kapağını. Düdüklümün tabanı kırlarda kekik yiyen, dağ çayı yiyen, yavşan yiyen koyun keçi sürüsü.. göynümüşler buhar buhar.. tavamda her şeyim hem hal.. döküyorum düdüklüme.. iki domatesimi dörde taklayıp gönderiyorum düdüklüme.. iki soğanı ortadan taklıyorum.. düdüklüye.. patlıcanlar.. patatesler.. bütün bütün süs biberleri.. iri doğranmış bir kapya ve üç çarliston.. yirmi kadar ikiye bölünmüş fasülye.. bir avuç kurutulmuş yeşil fasulye.. on kadar mevsiminde kurutulmuş domates kurusu.. hepsi düdüklüye.. fukrim dolaptaki kaysı eriğe kayıyor.. sekiz on kayısı.. sekiz on yesil erik de gidiveriyor düdüklüye. Üç bardak su.. karerince tuz.. gene kimyon.. karabiber.. iki üç kaküla.. düdüklümü kapatıyorum. Yakıyorum altını.. düdüklümde bir saat festival olacak.. festivalin konukları harman olacak.. sonra bir saat demlenecekler.. dilimde bir türkü... evlerinin önü nanede maydanoz.. nanede maydanoz.. siz bizim haneye, haneye, haneyeeee..gelmeeeez oldunuz.. kafa küremde kazan buhar buhar.. filozof ağır ağır.. 
Mehmet Çiftçioğlu ve kayınbabam Süleyman Şentürk.. sohbetteler.. sohbetteyim onlarla.. Şentürkler eski dükkandayız.. yıllar evvelindeyiz.. düğünüm yakın Şentürk'ün kızıyla.. dükkana bir zengin giriyor.. Fransa'da işçi.. benim akrabam.. ağız yamızlarından kokmuş yağ damlıyor.. her ne yediyse.. yedikleri şey sevmemiş akrabamın tetirini.. içinin kirini.. geri kaçmaya çalışıyor yedikleri.. ne yedin diyorum.. bura gelince içim almıyor buranın yiyeceklerini diyor.. midem yıllardır alıştı italyan mutfağına diyor.. kafakürem kazanı buhar buhar.. filozof ağır ağır kayboluyor.. buhar buhar heryer.. müstehakını yesin görgüsüz herif yazıyor bir cümle kazanım.. buhar olup uçuyor yazı.. Şentürklerin eski dükkanındayız hala.. kayınbabam Süleyman Şentürk ve Mehmet Çiftçioğlu sohbetteler.. piştikten sonra bir saat demlenen türlüm hazır düdüklümde.. açıyorum düdüklümün kapağını.. gözüm cennet burnum cennet.. dilköküm birgüzel bayram yeri.. şentürklerin eski dükkandayım.. kafaküre kazanım buhar buhar.. Çiftçioğlu ile göz göze geliyorum tarhana çorbası yiyelim a doktorum diyor bana.. düğünüm yakın.. nişanlım geliyor dükkana.. anaaammm hoşgeldin diyor Süleyman Şentürk keyifle.. ana akşama bir sulu pilav yapta hep beraber içelim diyor.. kaşığımı daldırıyorum türlüye.. arora kayısı kaşığımda.. yanıbaşı erik.......


639 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67- - 23/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66- - 19/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65- - 16/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -64- - 12/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -64-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -63- - 09/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -63-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 62 - 05/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 62
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -61- - 02/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -61-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -60- - 29/12/2023
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -60-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -59- - 26/12/2023
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -59-
 Devamı
Hava Durumu