Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam125
Toplam Ziyaret804276
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
Meriç Tunca
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -43-
31/10/2023
İşin açığı şimdi yazacağım konuyu altı ay bir yıldır kafamda çeviriyorum. Bir türlü yazıya hangi ucundan başlayacağımı bulamadım. Kafamda yazı taslağını oluşturamadım. Bu yazı yazıldıkça, cümleler oluştukça, paragraflar çoğaldıkça olgunlaşacak gibi. Veya oradan oraya savrulan bir yazı olacak gibi. Çünkü yazı yazarken yazan kişinin usunda bambaşka anılar ve düşüncelerde oluşuyor. Yazı bazen bambaşka yöne akıp gidiyor. Okuyuculardan şimdiden özür diliyorum oluşacak sürçü lisan veya uçuşmalardan dolayı. Affınıza sığınıyorum.
Eşsiz bir lezzetten bahsedeceğim. Eşsiz lezzetli iki tadın birleşmesinden. Meraklandırmayayım sizleri. Bu iki eşsiz lezzet herkesin bildiği şeyler. Helva ve çarşı ekmeği dediğimiz somun ekmek. İşte tam bu noktada nasıl anlatacağımı gerçekten bilmiyorum. Bu yüzden eski anılarımdan bazı anlatılarım olacak. Çok heyecanlıyım bu yazıda. Yazı nereye gidecek bilmiyorum. Bu yazıdan sonra bu iki eşsiz tat, ki; bu iki tat günümüzde sağlık düşmanı olarak sunuluyor. İnanmayın. Bir hekim olarak diyorum inanmayın diye. Elli küsür yıllık yaşamımda, otuz küsür yıllık hekimliğimde şunu gördüm öğrendim. Dünyada fazlası zarar vermeyen tek şey var. Diğer bütün her şeyin fazlası zarar. Ama minasibi miktarınca olan her şey fayda. Zarar vermeyen, fazlası zarar vermeyen, hatta toplumla…
Sevginin gölgesinden fışkın veren saygının bile fazlası zarar. Saygının fazlası maraz doğurur. Saygının fazlası düpedüz çağımız toplum hastalığına gider. Bu yılgın hastalık ise saygının fazlasının zehir etkisi yaptığı Yalakalık.. yalakalığa gider fazla saygı. Neyse biz dönelim helva (eski ağıza göre halva) ve somun ekmeğe (mut eski ağzı ile çarşı ekmeği).
Kale mahallesinde otururduk. Kale mahalleliyim. Kale mahallesi mutun kalbidir. Mahallenin kalbide çarşıdır. Taşhan (o tarihlerde taşhan meyve sebze satıcılarının olduğu mis gibi kokan cıvıl cıvıl bir yer. Çarşının kalbi taşhan) taşhanın hemen bitişiği iç çarşı, iç çarşının bitişiği dış çarşı. Benim kalbim ise dedemin kahvesi. Dolma İbrahim'in kahvesinin kapıları hem iç hem dış çarşıya açılır. Bu kahve çarşı esnafına ve müşterilerine gün boyu kahve yetiştirir. Kırk yıl hatırlı kahveler bunlar. Dedemin kahvesini sonra yazacağım.
Mutta iki helvacı var. Helvacı kadir ve helvacı fahri. Bunlardan ayrıda laal paşa camiinin önündeki çamların altında ermenekli bir goca tehliz çuvala dökülmüş taktak helva satar. Cevizli ve bademli taktak helvalar biz çocukların cenneti. İç çarşıdan yukarıya çıkınca, çarşı camii ile iç çarşının kesiştiği noktada hemen sağda helvacı fahrinin dükkanı var. O dükkanın önünde telaşe hiç bitmez. Arı kovanı gibi girer çıkar insanlar oraya. Eline somununu alan bu dükkana koşar. Bu dükkanın önüne beş altı yaşlarında bir çocuk gelir seyreder saatlerce bu dükkanı ve tereğindeki leğen leğen, tepsi tepsi helvaları. Hallenir çocuk helva leğenlerine. Yutkunur. Yemeden yer helvaları. Kendinden geçer çocuk.
Dış çarşıdan yukarıya gidildiğinde de gene sağ kol üzerinde çarşı ekmeklerinin yapıldığı fırın var. Kardeşler fırını. Ekmeklerin kokusu çarşıya buram buram yayılır. Çarşıyı da ayrıca yazacağım becerebilirsem. Helvacı fahrinin dükkanı ile fırının arası taş çatlasa yüz adım. Mut cuma ve pazartesi günleri çok kalabalık olur. Köylerden gelen köylüler adım adım, sel sel çarşıya akarlar. Özellikle öğle saatlerinde de fırın ve helvacı dükkanı vızır vızır olur. Bu tatlı telaşe ile hem fırın hem helvacı dükkanı büyük mutluluklar yaşarlar.
Annem kızartma yaptı öğleye kadar. Aslında yufka ekmeğe dürülü patates kızartmasına bayılırım. Yufka ekmeğin içerisine patates kızartması dürüp vercek oldu elime. Mızmızlandım yemem dedim mendebur suratımla. Çarşı ekmeği isterim diye tutturdum. Öpüp kokladı anacağızım. Gönlümü hoş etmek istedi. Ben daha çok mızmızlandım. Naylon çizmemi giydiğim gibi sokağa fırladım. Sokakta mızmızlığım iyice arttı. Marziye teyzenin evinin merdivenine oturdum somurtarak. Canım çarşı ekmeğine dürülü helva istiyor. Annem yaptığı kızartmaları bakır sağana koymuş, bakır tasa yoğurt koymuş, elinde tepsiyle geldi bunu dedene götür haydi dedi. Cebime de 25 kuruş koydu. Gelirken ekmek al fırından dedi. Çarşı ekmek lafını duyunca güldüğümü hatırlıyorum. Dedeme yemeğini götürdüm. Dedemin…
Annem ekmeği boylamasına ortadan kesip sonra o iki parçayıda ortadan kesti. Çeyrek ekmeğe toz şeker dürüp elime verirken öptü kokladı beni. Hiç mızmızlanmadım. Ekmeğimi alırken gülüyordu gara marsık çirkin yüzüm. Gene sokağa çıktım. Gene marziye teyzenin taş merdivenine oturup toz şeker dürülü ekmeğimi yedim. Keşke içinde birazda helva olsaydı dedim içimden.
Doktor Meriç: Pazartesi ve cuma günleri muta gelen köylülerin köylerine dönerken çor çocuk horantalarına götürdükleri en güzel hediye o zamanlar çarşı ekmeği. Cebinde parası olanlar o ekmeğin yanına bazen yarım kiloda helva alırlar, ki; helva ile çarşı ekmeği giden evler bayram yaşar o gün. Tek başına çarşı ekmek bile bayram olmaya yeterdi. Ben köyde yufkanın içine çarşı ekmeği dürüp yemiş adamım. Yokluktan değil bu yaşadıklarımız. O zamanın koşulları o. Ama çok büyük keyif.
Helvacı fahrinin dükkanının önüne öğle vakitleri gidip, dükkanın en telaşeli zamanını izleyen, beş altı yaşlarında bir çocuk. Bu çocuk benim. Karşı dükkanın köse duvarına yaslanır saatlerce helva leğenlerindeki helvalara ve dükkana çarşı ekmeğiyle girip ekmeklerine helva dürdürüp, daha kapıdan çıkmadan, büyük iştahla helvalı ekmeklerini ısıran, bu ısırıkla yüz şekilleri gülümsemeye dönen koca koca adamları izlerim. Oradan ağrı yemeden helva yerim. Helvalı ekmeğini ısırarak çıkan o mutlu insanların lokmalarına, onların haberi olmadan ortak olur. Keyifle yutkunurum.
Dedemin verdiği iki buçuk lira cebimde. Büyük para iki buçuk lira. Beli lastikli kahverengi pantolonumun sağ cebinde param. Param o kadar ağır ki, yürüdüğümde paranın ağırlığıyla pantulumun sağ yanın belimden kayıp düşmekte. Pantulumun sağ yanını çekiştire çekiştire vardım helvacı fahrinin dükkanının karşı köşesine. Baygın baygın seyre daldım girip çıkan kalabalığı ve koca leğenlerdeki püfür püfür kokan helvaları. Sıcak ekmeklere dürülen helvaları, sıcak ekmek ve helva kokulu havayı, sokağı, çarşıyı.. taaa dedemin kahvesine kadar izliyorum. Bir ara helvacı fahri bana baktı. Tepside yeni çıkmış diğerlerinden farklı olan, dikdörtgen dikdörtgen kesilmiş, her dikdörtgenin ortasında bir fıstık sokulu olan tepsiyi tereğe koyarken göz göze geldik helvacı fahriyle. Eli…
Anılarına saygıyla. Mut çarşısı, helvacı fahri ve helvacı kadir, ekmekçi Mehmet.. hepsi bana el sallarlar cennet köşelerinden..


470 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -73- - 14/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -73-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -72- - 11/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -72-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 71 - 07/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 71
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -70- - 04/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -70-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE – 69 - - 31/05/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE – 69 -
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 68 - 28/05/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 68
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67- - 23/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66- - 19/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65- - 16/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65-
 Devamı