Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam126
Toplam Ziyaret804277
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
Meriç Tunca
HOCAM SÜLEYMAN ŞENTÜRK 30
18/04/2023
On beş temmuzda düğünümüzü yapalım dedi Süleyman Şentürk. Sözleriyle ve eşsiz güzellikteki gülümseyişi ile okşadı beni uzun uzun baktı gözlerime.. baktıkça duygulandı.. duyguları kabardı ve gözyaşlarını tutamadı. 
Arka cebinden jilet gibi ütülü tiril tiril mendilini çıkarıp önce gözyaşlarını sildi sonra burnundan boşalan suları sildi. Göz pınarları arkadan gelen seli taşıyamayınca burnuna vermişti suyun çoğunu... mendilini yerleştirirken arka cebine, gözlerimin içine dalıp, titrek ve buğulanmış sesiyle - sana anamı veriyorum babacım, sana kıymetlimi veriyorum.. değer bilin sevin birbirinizi.. elbette her zaman mutluluklar yaşayamıyoruz.. elbette zor günlerinizde olacak.. bu zor günlerinizi sevginizle ve birbirinize olan saygınızla aşacaksınız.. sana güvendim ve kızımı verdim, anamı verdim.. üzme anamı.. üzme kızımı..- dedi. Yutkunabildim sadece ve kendimi dışarıya attım. Döndüğümde birçok şey konuşulmuş bitmişti.. ben içeriye girince tek şey istedi benden.. bu düğün hem bizim hem baban Tunca'nın düğünü.. her şey çok güzel olsun, her şeyin en iyisi olsun babacım... bu ilçenin en iyi düğün çalgıcısı Ahmet kurt.. birkaç aydır mutta çalmıyor, mutta çalışmıyor.. senin akranın, senin arkadaşın Ahmet.. git nerdeyse bul Ahmet'i, ikna et ve düğünümüzde o çalsın.. tek isteğim bu senden babacım... olur dedim.. 
Ahmet susanoğlunda bir yazlık gazinoda çalışıyormuş, gider bulur görüşürüm ve getiririm baba dedim.. Şerife'mle sözümüz, nişanımızdan hemen sonra baba dedim Süleyman Şentürk'e.. büyük bir keyif ve gururla baba dedim.. canım gibi sevdiğim oğlu İsmail'in babasına o gün ortak olurken, bir yandan da korktum... hayatımdaki en sevdiğim şahsın babasına ortak olmuştum artık.. korkum bu sebepleydi.. derin derin bir korkum daha oluştu Süleyman Şentürk, anamı üzme, kızımı üzme dediğinde.. üzmeyeceğime söz vermiştim o gün.. bu sözümü tutup tutamadığım, daha doğrusu çokta tutamayışım bu yazının konusu olmasın.. deli dolu Meriç Tunca'nın hayatındaki en büyük kusuru olarak burada kalsın bu konu.. bu konuşmalardan birkaç gün sonra düğünümüzü çalması istenen Ahmet kurt isimli arkadaşımın yanına gitmeye karar verdim.. 15 temmuz denilen düğün günümüze bir buçuk ay kadar vardı.. bu konuyu halledebilirsem tarih o zaman kesinleşecek ve davetiyeler ondan sonra bastırılacaktı... toplum olarak düğünlerimiz genellikle yaz aylarına planlanır, yaz aylarının hafta sonları için düğün yapacak çiftler yarışırdı. Sebeplerini yazmayacağım.. 
Ahmet kurt arkadaşımın susanoğlunda çalıştığı yeri bilen bir büyüğümü de yanıma alıp kayınbabamın dükkanına uğradım.. beni görünce sevgiyle ve sevinçle sarıldı bana.. ne yaptın babacım dedi.. Ahmet'in yanına susanoğluna gidiyorum, ikna edip döneceğim inşallah dedim... sevindi... Silifke mersin arasındaki küçük yerleşim yerlerinin kış nüfusu düşük olur.. kışın beş altı bin nüfuslu yerler yaz gelince yüzer bin nüfusa dayanır. Yerli turizm bu bölgede yoğunluktadır. Susanoğlu (şimdiki adı Atakent.) O tarihlerde kışın üç dört bin nüfuslu.. ama yazın nüfusu en çok yükselen bölge.. hal böyle olunca da o bölgenin esnafları ve işletmeleri beş ay kadar sürecek turizm sezonuna sıkı hazırlanırlar.. bu beş aylık sezonda ne iş yaparlarsa odur kazançları. Susanoğluna ikindi üzeri vardık Ahmet'in çalıştığı mekanı bilen büyüğümle.. açık alan bir kır gazinosu mekan.. yerli turistlerimizin deniz sonrası akşamında ailecek yeyip içebildikleri, eğlendikleri, çok pahalı olmayan bir mekan. 
Giriş kapı üzerindeki tak gibi kapının üzerinde tombulun yeri yazmakta. Ben o zamanlar çırpı gibiyim.. gar marsık, dalına basılık kurbağa gibiyim.. tombulun yeri yazısını okuyunca aklıma mekanın patronu ile ilgili ilk gelen şey şu oldu.. kısa boylu ve biraz tombulca orta yaş birini bulacağım karşımda. Orta yaşlardaki erkekler hırslı oluyorlar, hayat bana öyle öğretti o genç yaşlarımda... içimden - bu adam Ahmet'i o gün bana vermeyebilir- dedim.. mekana girdiğimizde Ahmet sahnede idi.. klavyesinin başında prova yapıyordu.. bu yapılan prova müzik bir taraftan da denizden çıkıp motellerine giden tatilcilere davet gibi, reklam gibiydi.... biz yanımdaki büyüğümle toprak zeminli, tahta masa sandalyeli mekanın arasından sahneye Ahmet'in yanına yöneldik. Sahneden iki sıra gerideki masada orta yaşlı, kısa boylu, çok şişman birisi birası önünde, marlboro sigarasını tüttürüyordu keyifle... 
Ahmet bizi görünce kesti müziği.. sarıldık öpüştük.. bana hayırlı olsun dedi Ahmet.. sağol dedim.. sebebi ziyaretimizi de tahmin etmişsindir dedim ayaküstü ve gülerek.. güldü Ahmet.. bildim ortağım dedi.. sahnenin hemen sağ yandaki bir masaya oturduk üç kişi.. Süleyman Şentürk düğünümüzde illaki ahmet kurt çalacak, o çocuğu ne yap et ikna et dedi, dedim.. Ahmet biraz durakladı.. sağolsun Süleyman amcam, onu çok severim ve kıramam.. ama bizde burada sezondayız ve ben gelemem ortağım dedi.. Ahmet beni kırma, tunca amcanı kırma, Süleyman Şentürk'ü hiç kırma dedim kırık sesimle... kırmak istemem ortağım ama bende burada bir çalışanım.. iyide para kazanıyorum.. gelip senin düğünü çalacak olsam, ertesi günü iş bulamam.. şu ilerde oturan kilolu şahıs tombul.. tombul buranın sahibi, benim patronum... onu ikna edebilirsen ben seve seve çalarım dedi.. rahatladım bu söz üzerine.. tombulun tepkisi ne olacak bilemiyorum henüz ama, en azından arkadaşım benim düğünümü çalmaya istekli... siz gidin tombulla bir görüşün.. eminim ki olmaz diyecek... sen ısrarcı ol, gönlünü almaya çalış bakalım dedi... merhaba iyi akşamlar mı desem iyi günler mi desem bilemedim.. nasılsınız.. ben doktor Meriç tunca.. sanırım sizde tombul beysiniz dedim.. gülümsedi tombul.. hoş geldiniz dedi kibarca.. garsonlara el etti ve ne ikram edeyim, bu saatte buz gibi bira iyi gider dedi... teşekkür ettim.. birer soda içeriz dedim.. lafı gevelemedim ve konuya girdim hemen.. Ahmet için geldim, 15 temmuza Ahmet için sizden izin istemeye geldim dedim.. 15 temmuz düğünüm var.. düğünümüzü Ahmet'in çalmasını çok istiyoruz.. müsaadeniz olursa o gün Ahmet'i muta götüreceğim dedim.. sigarasından güçlü ve derin bir nefes çekti tombul, birasından yudumladı, yarıdaki bira bitti, eliyle garsonlara bira şişesini göstererek yeni bira istedi.. yeni bira gelene kadar konuşmadı.. gelen biradan bir büyük yudum alıp onu da yarıladı.. veremem doktor bey dedi kibarca.. buraya gelenlerin birçoğu Ahmet için geliyor.. Ahmet olmazsa mekan iş yapmaz dedi... veremem kusura bakma dedi.. bir yudum daha içtiği birasını bitirip kalktı ayağa... ve çıktı gitti... 
O gidince Ahmet yanımıza geldi.. kusura bakma ortağım dedi... sadece yutkundum.. amcaoğlum mersinde kaportacı.. onu aradım.. durumumu anlattım.. abi mersinden bana en iyisinden düğün caz ekibi ayarlayabilir misin dedim... ayarlarım.. en iyisini ayarlarım.. iki tane ayarlarım.. üç takım davul klarnet keman ekibi ayarlarım.. sen hiç merak etme üzülme dedi... sevinerek döndüm muta.. ertesi günü kayınbabamın yanına vardım.. ne yaptın dedi.. yaptım bir şeyler dedim.. Ahmet'in patronunu ikna edemedim ama amcaoğlum Ahmet abimi aradım o en iyi şekilde ekipler hazırlayacak o iki güne dedim.. kayınbabamla yıllar içerisinde hep birlikte olduk.. zaman zaman fikri tartışmalarda yaşadık.. ama bana hiç kızarak ses yükseltmedi.. ses yükselttiği anlar elbette oldu ama kızarak yükseltmedi sesini.. o gün kayınbabam bana kızarak sesini yükseltti.. otuz yıllık ilişkimizde tektir o gün.. sana bir tek görev verdim babacım!!! Ne yapıp edip bu görevi başaracak, bu işi bitireceksin!!!! Dedi... sadece olur diyebildim karşısında.. düğün tarihini erteleyelim, düğünü on beş ağustosa kaydıralım.. sende bu işi hallet... davetiyelerinizi de 15 ağustos olarak bastırın!!!!...... 
Birkaç gün sarsıldım... senin ne haddine a oğlum Meriç tunca evlilik.. senin ne haddine koskoca Süleyman Şentürk'ün kızına talip olmak.. a oğlum ayranın yok içmeye, at ile gidersin sıçmaya, sen ne kendini bilmez adamsın mübarek dedim kendime birkaç gün.. kimseye bir şey diyemedim bu birkaç gün.. Şerife'mle gittik matbaaya.. Şerife'nin seçtiği davetiyenin basılmasını rica ettik.. tarih 15 ağustos 1993 olacak dedik... bin davetiye bas dedim matbaacı ali abime.. yetmeyverir filan olur, beş yüzde yedek bulundur dedim... kendimde değil değil gezdim iki üç gün. Bir gün öğleden sonra otogarın üstündeki, arkadaşımın çalıştırdığı mutu- an restorana girdim ve içkiniçilen bölüme oturup bir yetmişlik rakı söyledim. Yarısını içtim rakının.. akşam üzeri ani bir kararla kalktım ve matbaaya vardım.. ali abi basıldı mı davetiyeler dedim.. iki üç tane ayrı yazı karakterli bastım, şerife bacıma götür göster, hangisini beğenirse onu basayım iki gün içinde dedi.. baktım üç ayrı yazı karekterli davetiyelere.. birini gösterip şunu bas abi dedim.. şu ikisini de ben alıyorum deyip çıktım.. arkadaşımın birinin arabasını aldım ve susanoğluna yola koyuldum... yol üzerindeki tekelciden beş bira aldım.....


914 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -73- - 14/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -73-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -72- - 11/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -72-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 71 - 07/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 71
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -70- - 04/06/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -70-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE – 69 - - 31/05/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE – 69 -
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 68 - 28/05/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 68
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67- - 23/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66- - 19/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65- - 16/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65-
 Devamı