Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret795249
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
Meriç Tunca
HOCAM SÜLEYMAN ŞENTÜRK 29
14/04/2023
Yıl baya bi evvel.. ya 1986 yada 1987.. benim gibi çocuklarımda İstanbul'da okudular, okumaktalar.. iki oğlum var.. ikisi de İstanbul üniversitesi hukuk fakültesini tercih ettiler. Büyük oğlum bitirdi okulunu. Stajını da İstanbul'da tamamladı. 
Küçük oğlum bu yıl dördüncü sınıf.. çocuklarımın eğitimi bahanesi ile bu süreç içerisinde İstanbul'a defalarca gittim.. özlem giderdim defalarca.. İstanbul benim okuduğum tarihten bu yana çok değişse de, el birliği ile bu koca şehre çok büyük kötülükler yapılsa da, İstanbul istanbulluğundan, güzelliğinden ve de çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. 
Benim zamanımdaki bazı yerler , bazı mekanlar yok olmuş, el değiştirip başkalaşmış.. ama İstanbul gene güzel.. gene güzel.. gene güzel.... Topkapı ve Trakya otogarı şimdilerde yok.. o otogarlardan seyahat eden son İstanbul neslindenim.. 
İstanbullu değilim ama, Topkapı ve Trakya otogarının son nesil yararlanıcısıyım.. bu halimle bile azda olsa istanbulluyum.. beyaz saray gazinosu da tarih olmuş yıllar içerisinde.. gazino binası son gördüğümde İsveç konsolosluğu idi.. beyaz saray gazinosuna ilk girdiğim yıla geri döneceğim elbet.. ama onca şeye rağmen İstanbul'un güzelliğini kaybetmeyişini anlatırken burun direğimde, genzimde, ve kafa kürem içerisinde usumda oluşan eşsiz bir lezzeti bir iki cümle ile anlatmak istiyorum.. bana çok enteresan gelen bir his bu.. herkeste böylesi his oluşuyor mu çok merak ediyorum.. taaaa o yıllardan bu yana hala İstanbul'da yaşayan arkadaşlarım ve dönemdaşlarımda geriye doğru düşündüklerinde bu hisse kapılırlar mı çok merak ediyorum.. konuya birkaç örnekle başlamak isterim.. yemek yemeyi seven bir kişiyim.. yediğimi de gösteririm, sakınmam.. bazen arkadaşlarım kiloma takılırlar.. bu ne hal derler.. ben otuz yıldır gayrimenkul biriktirmedim hiç, hep menkul biriktirdim... menkullerimi de sadece göbeğimde biriktirdim derim.. yemek yemeyi çok sevsem de yemek yapmayı daha çok çok severim.. yemek yaptıkça da oluşan o tatlarda yaşadıklarımıza benzer şeyler hissetmeye başladım... zamanımın geniş olduğu anlarımda en güzel yemeklerimi yaparım.. pilav yaptığımda yarım saat bir saat demlenmeye bırakırsam, kuru fasulye yaptığımda en az iki saat demlenmeye bırakırsam çok lezzetlendiğini bilirim.. hangi yemek olursa olsun yapıldığı an tüketildiğinde tat duyularımıza ihanet edildiğini düşünürüm.. tazecik tüketildiğinde lezzet şöleni sunan tatlıların bile dinlendirilmeden tüketildiğinde keyif vermediğini, makul miktar dinlendirilen tatlının şahika olduğunu gayet iyi bilirim.. anda yaşadıklarımızda aynı aslında.. yaşandığı an çoğu tatsız tuzsuz.. keyifli anlarımız bile içinde barındırdığı zahmetlerden dolayı buruk.. geçen yıl deri aldım iki adet.. koyun keçi sürüsü olan yörük bir tanıdığıma verdim.. peynir basıver yirmi beşer kilo dedim.. peynirler deriye basıldıktan sonra o bölgedeki orbuğa koydum iki ay. 
Daha sonra iki ay kadarda soğuk havaya koydum.. dört ayın sonunda ilk deriyi çıkardım... eşsiz bir lezzete dönüşmüş mükemmel katıksamış, günler içerisinde çok güzel demlenmişti peynirim.. bu deri peynir örneğine kıyasla deri peynirindeki geçen her bir aylık demlenme süresi insan ömründe on yıla karşılık bana göre.. dört aylık demlenme kırk yıl bu hesaba göre.. bende sizlere yeni açılmış, demlendirilmeden yeni çıkmış peynir gibi, kırk yıllık hikaye anlatıyorum . 
Görüldüğü üzere de hikaye ballanıp şıralanıyor.. yaşadığım anlardaki zorluklarım, utançlarım, çaresizliklerim yok.. zaman hepsini mükemmel demliyor.. sizler nasıl hissediyorsunuz bilemem.. ben bu anlattıklarımı hissederim hep.. 
Süleyman Şentürk ile başlayan o ilk anılarımda demlendiler şıralandılar.. yaşadığım günlerde bile ballı kaymak tadıyla yaşadığım Süleyman Şentürk anılarımda tek keşkem var.. bu anılarım olgunlaşıp demlendikçe de daha bir güzelleşiyor.. beni de çeşit çeşit düşüncelere sevk ediyor.. hayatımdaki iyikim Süleyman Şentürk ve ailesidir.. her biri ayrı ayrı iyikimdir benim.. Süleyman Şentürk çok şey öğretti bana.. çok şey yaşattı.. usundaki olgunlaşmış yaşam dağarcığını kıskanmadan serpti ve saçtı her birimizin üzerine.. ben hayatım boyunca hiç keşke demedim.. hayatımda keşkeler biriktirmedim.. tek bir keşkem oluştu sadece. 
Süleyman Şentürk'ü kaybettiğimiz gün oluştu o keşkem. İnanın o keşkem bile günler aylar geçtikçe büyüyüp olgunlaşıyor.. keşke Süleyman Şentürk, keşke Süleyman amcam, keşke eşimin biricik babası, kayınbabam yaşıyor olsaydı hala.. keşke gölgesinde biraz daha güzellenebilseydik.. rahmetle.. anısına saygıyla... 
Zamanın en güzel hünerinin biri şu... aktıkça geride bıraktığımız anlarımızı güzele yontar.. yontar kızgınlıkları, öfkeleri.. yontar huzursuzluklarımızı, kavgalarımızı.. yontar önü alınmaz iştahlı isteklerimizi, hırslarımızı.. negatif ne varsa yontar.. geriye baktığımızda o anla ilgili dağ gibi bir sevgi görürüz.. bu sevgiden mütevellit gölgesinde büyüyen saygıyı görürüz.. sevginin gölgesidir saygı.. bana göre yaşam şöyle... bizler bir avuç topraktan mütevellitiz cismani olarak.. ancak dağ dağ sevgiler ve gölgesinde saygılar taşırız... evren enerjisini bu sevgi dağlarından alır.. sürekliliğini bu sevgi dağlarına borçludur.. dinginliği ise saygıdan gelir... tam anlatamadığımın farkındayım.. bu durumu tam anlatacak kelime üretemiyorum. Cahilliğime verin ne olur.. 
Süleyman Şentürk'ü anlatırken, onun geride bıraktığı büyük sevgi dağından güç alırım.. benim hayatıma güzellikle dokanmış bir filozoftur bana göre Süleyman Şentürk.. farkındayım ki çok zevzedim gene... o gün beyaz saray gazinosuna bakalım daha ne kadar şasıracağım bugün Süleyman amca diyerek giriyorum... beyaz saray gazinosu tarla başında.. Haliçten taksim Beyoğlu'na doğru ilerlerken perapalas oteli geçip, pulmon otelin önü sıra virajı dönüverince karşımıza çıkıverir. 
Benim anlattığım tarihte kirli sarı renkli, bakımlı, tarihi bir bina idi.. İsveç konsolosluğu olduktan sonra gördüğümde beyaza boyanmıştı.. bu boya hiç yakışmadı benim usuma.. bu boyayla o tarihi binanın tarihini silip yok etti İsveçliler..... açık duran büyük ağır kapıların arasından geçtik Cevdet amcanın şoförü ile. Şoför bana yol göstermekte.. içeri girerken aşağıya inen koyu bordo halılarla kaplı merdivenlere yöneliyoruz.. ancak merdivenin başında bekleyen şık takım elbiseli, cüsseli ve kibar kişi- Cevdet beyin emri, misafirimizi Cevdet beyin locasına çıkartacağız- diyor... dönüp gazinonun içine, büyük salona giriyoruz.. burada da bordo renkler hakim renk.. koca salon mis gibi tütsü kokuyor.. tavan taban mesafesi altı yedi metre bu salonda, belki daha fazla.. soldaki ana duvar ortalarında büyük bir sahne var, sahne zeminden yaklaşık otuz kırk santim yüksek.. sahnenin her tarafı renkli renkli ışıklandırılmış.. zaten sahnenin iki üç metre üzerinde müthiş bir ışıklandırma tertibatı var.. bu tertibatın orta kısmında, La villada gördüğüm renk renk ışık saçan küreden üç adet var.. sahne ahşap bir trabzanla yanlardan çevrelenmiş.. sahne üzerinde o an, o tertibatlarla uğraşan üç dört kişi var.. salonda siyah takım elbiseli onlarca garson ve mavi komi elbiseli onlarca genç adam var. 
Bu genç komilerden biride üniversiteye birlikte girdiğim arkadaşım Abdullah... basın yayın fakültesinde okuyor, okul harçlığını buradan çıkarıyor Abdullah.. o da benim gibi garibanın teki.. salonda en az kırk elli masa var.. sahneye yakın yerdeki masalar sehpavari, bodur, ama büyükçe masalar.. masalar u farfi gibi dizayn edilmiş..U’ nun açıklığı hep sahneye bakıyor.. masanın u tabanında uzun üçlü barok koltuk, yanlarda ikili barok koltuk var.. koltukların kumaşı zemindeki koyu bordonun aksine açık gül kurusu.. ama bordo renkli zarif çiçek desenli, çok şık.. sahneden sonraki sıralarda ise normal masa ve sandalye düzeni mevcut.. masalarda, sandalyelerde çok şık koyu ahşap.. masaların üzerinde kalın camlar mevcut.. salonun ortası boyunca ki koridordan ilerliyoruz.. ben aval aval seyrediyorum.. arkadaşım Abdullah bana gösterilen ihtimama şaşkın.. 
Cerrahpaşa'da şaşkın garip bir öğrenciyim.. böylesi bir yerde benim ne işim var.. rüyada mıyım yoksa sabahki gibiiii... derken ayağım bir merdiven basamağına takılıyor.. buranın başgarsonlarından biriymiş, adı şeref, kel kafalı bu şahıs beni yakalayıverip düşmemi engelliyor ... rüyada değilim.. sağ tarafım tuvaletler.. biraz ileri arka işletmenin mutfağı.. onun berisi envai çeşit içkilerin olduğu ve hazırlandığı bar, onun önü işletmenin kasası ve müdüriyeti. Bu müdüriyetin karşısındaki yukarı çıkan merdivene yöneliyor şeref (daha sonraları bu mekana onlarca kez gittiğimde benimle en çok şeref abi ilgilendi..
isminin şeref olduğunu locadaki masaya varınca öğrenecem aslında) on beş kadar hoş kıvrımlı ve çıkması rahat, halı kaplı merdivenlerden çıkıyoruz.. koridorda az ilerliyoruz.. birinci cam bölmeli loca değil, ikinci cam bölmeli locaya giriyoruz.. çok lüks döşenmiş bu loca... baş garson bana oturacağım koltuğu gösterirken- hoş geldiniz ben başgarson şeref.. özel bir isteğiniz var mı efendim.. 
Cevdet bey birazdan burada olacaklar.. o gelmeden bir arzunuz olur mu- diyor.. teşekkür ediyorum.. şeref rahatınıza bakın efendim deyip ayrılıyor.. çok lüks döşenmiş bir loca.. pencere açıklığının tam karşısı sahne.. kuş gözü görüyorum sahneyi ve alttaki koca salonu.. heyecanlıyım ve deli korkular var içimde.. az sonra Cevdet amca korumaları ile gelip oturacak karşıma.. ve başlayacak bana kızmaya. "Ulen it!! Sen kim oluyorsun da La villada yanıma gelme cüretini gösteriyorsun!! Sen kimsin de şimdi de bu koskoca mekanda benim locamda oturuyorsun!!" Deyiverip azarlayacak diye korkuyorum.. bu locada hakim renk bordo gene.. sanırım Cevdet amca bordo rengi çok seviyor diye düşünüyorum.. türlü türlü şeyler düşünüyorum ama korkumu yenemiyorum.. darlanınca locadan çıkıyorum.. çıkar çıkmaz karşımda arkadaşım Abdullah çetini görüyorum.. mavi komi üniformasıyla et kemik karşımda Abdullah.. ayaküstü sohbet ediyoruz.. o da işe gireli beş altı ay olmuş.. 
Cevdet bey köylüsüymüş.. korkuyorum oğlum diyorum.. daraldım, kaçasım var diyorum.. rahat ol oyalan localarda diyor.. bir saat kadar kaldı mekanın müşterilere kapılarını açmasına diyor.. bugün size ben ve şeref abi hizmet edecez diyor.. bugün tıklım tıklım dolu olacakmışız, yapılan rezervasyonlara göre öyleymiş diyor.. biraz rahatlıyorum.. öte uca kadar ilerliyorum.. altı loca var.. beş loca da lüks ama lacivert renk hakim beş locada.. merdivenden çıkılınca ikinci loca olan Cevdet beyin locası ise çok çok lüks.. locamdaki koltuğuma geri oturuyorum..
Abdullah'ın getirdiği kristal bardaktaki sodayı yudumluyorum.. gözlerimle koca salonu tarıyorum. Koca salonda koşuşturan masaları kontrol eden, onlarca garson ve komileri izliyorum.. derken kapıdan dört kişi görünüyor. Cevdet amca var, yanında hemen denginde kürklü genç bir bayan var.. arkalarında iki koruma.. salonda çıt yok.. herkes hazır olda.. benim yüreğim ağzımda, tirtirim.. locaların alt hizasında şeref karşılıyor. Benim oturduğum yeri işaret edip bir şeyler söylüyor.. fısıldar gibi konuşulduğundan bir şey anlayamıyorum.. derken şeref önde ilerlemeye başlıyorlar.. kapıda Abdullah hazır olda.. ben tirtirim .. elim bir yere sığmıyor, nere koysam eğreti, nefret ediyorum o an ellerimden.. ayaklarım huzursuz, ayakkabılarım birbirini yiyecek.. karnımda da öyle bir sancı varki.. biri ortadan kördüğüm attı sanki mideme barsaklarıma.. tirtirim.. ter terim.. yerin dibine geçip yok olmak istiyorum.. derken kapıdan şeref giriyor.. Cevdet amcanın oturacağı koltuğun yanındaki sandalyeyi çekiyor.. buyrun aslı hanım diyor.. aslı hanım omzunda atılı kürkünü vermek için pozisyon alıyor.. kürkü şeref omuzdan alıp komi Abdullah'a uzatıyor kapıda.. ayakta tirtirim.. ter terim.. kendimden iğreniyorum.. 
Cevdet amca yanıma yaklaşıyor, elini kavradığım gibi öpüyorum.. sarılıp beni öpüyor.. hoş geldin oğlum, ne iyi ettin de geldin.. keşke babanda, Tunca'da burada olsaydı diyor.. midem ve barsaklarım çözülüyor o an.. Cevdet amca aslı hanımla tanıştırıyor beni.. nazikçe tebessüm ediyor aslı hanım.... ve çok güzel, benim yaşlarımda bir kadın.. masamıza kristal sürahi geliyor, kristal bardaklar geliyor.. iki küçük kristal bardakta yarımşar duble koyu renkli viski geliyor.. Cevdet amca sağlığına oğlum deyip bardağının altını masaya vurup bir dikişte içiyor.. aynını bende yapıyorum.. ellerim ne güzel görünüyorlar artık.. ayakkabılarım birbirini yemiyor... viskinin derin sıcaklığına rağmen terim soğumaya başlıyor.. derken bir tabakta beyaz peynir ve kavun koyuluyor masaya.. 
Cevdet amca oğluma karnını doyuracak güzel bir şeyler yapsın aşçı diye şerefi tembihlerken, tokum Cevdet amca diyorum.. masamıza iki adet kiraz tabağı koyuluyor, biri aslı hanımın önüne olacak şekilde.. mersi diyor aslı hanım.. iki adet kristal rakı bardağı ve su bardakları geliyor.. kristal sürahiden yarıya kadar iki bardağa da koyuluyor. Komi Abdullah'ın elinde tuttuğu tepsideki sudan ilave edilip bardaklar bulandırılıyor.. su bardaklarımız yarıya kadar suyla dolduruluyor.. ve içlerine birer buz.. şeref işini bitirip çekilince sessizliği bozuyor
Cevdet amca... mekanı beğendin mi oğlum diyor keyifle... keyifle beğendim diyorum.. bu sözüme mutluluğunu garip bir şekilde içime akıtıyor Cevdet amca.. oğlum bu mekan başta olmak üzere, bütün mekanlarımız senin de mekanın.. canın istediği zaman buraya gel, burada ye iç eğlen.. sınavlarından sonra üç beş arkadaşınla gel stresinizi atın.. şerefede tembihledim ben.. sümüklü İsmail'in servette başgarsonumuz, servete de tembihledim.. bak şu aşağıdaki beyaz takım elbise bordo kuşaklı başgarsonu sümüklü servet.. senle ilgilenecek bu ikisi her zaman.. oğlum bu işletmelerimizde babayın katkısı çok.. aslında abimle burayı kurarken babanı ortağımız olarak gavletmiştik.. kuruluş sırasında paramız eksik kaldığı anlarda babayın gönderdiği paralar çok işimizi gördü.. yıllar evvel ilk evlendiği sıralarda baban oldukça variyetli idi.. ama bonkörlüğü eritti bitirdi Tunca'yı.. şimdi tek servetim çocuklarım der.. gücüm nisbetimde çocuklarımı okutacam derdi hep.. ve sen karşımdasın etinle kemiğinle, hem de Cerrahpaşa gibi güzide bir okulda okuyorsun.. bu müessesede herkes senide sayıp sevecek oğlum.. abimle babana ortaklık teklif ettik yıllar evvel.. bize çok katkı verdin.. bize güvendin, bir dedik imkanın ölçüsünde iki ettin dedik.. bu bütün her şeyimiz üç ortak olacak dedik ... 
Cevdet ve cemil sizlere hayırlı güzel kazançlar dilerim dedi... ben mutu seviyorum dedi.. sürünsem de mut benim yuvam dedi.. muta geldiğinizde sizleri ağırlayayım hep... İstanbul'a geldiğim bazenlerde de sizler bana bakarsınız dedi.. baban yıllar evvel Man otobüsü almaya geldiğinde sahnenin önündeki masada ağırladık abimle... sonra baban bir daha gelmedi buraya... kendince bizi rahatsız etmek istemedi.. şimdi onun yetiştirdiği güzel delikanlı, güzel yeğenim karşımda işte... bende çok mutlu oldum bugün.. sen beni ziyarete gelince tunca sardı her yanımı.. sağlığına oğlum.. sağlığına.. baban gibi bir çinçin yapalım haydi... yaptık.... o gece boyu sabah gazino kapanana kadar çinçin ettik Cevdet amcamla.. 
Süleyman Şentürk beni bilerek gönderdi sanırım oraya.. ve Cevdet amca ile çinçin yaptığımda iyiki varsın Süleyman amca, iyiki varsın Süleyman Şentürk diyorum.. babamın da, kayınbabam Süleyman Şentürk'ünde, Cevdet amcanın da anılarına saygıyla.... işte ben o gün hem Cerrahpaşa'da talebe idim.. hemde o gün İstanbul gece hayatının müdavimi oldum.. o günden sonra İstanbul bende ikili eğitime başladı... ben o gün gazinocu, pavyoncu oldum.. daha doğrusu müdavim oldum.. onlarca kez beyaz saraya keyifle gittim...


868 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67- - 23/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -67-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66- - 19/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -66-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65- - 16/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -65-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -64- - 12/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -64-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -63- - 09/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -63-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 62 - 05/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE 62
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -61- - 02/01/2024
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -61-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -60- - 29/12/2023
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -60-
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -59- - 26/12/2023
GEÇMİŞ ZAMAN KUCAKLAŞIR GELECEĞİYLE -59-
 Devamı