Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam130
Toplam Ziyaret582994
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
DOLAR BİZİM NEYİMİZ OLUR?
29/09/2021
Tasarruf/yatırım aracı olarak dövize karşı olduğumu defalarca yazdım. İlgili Ülkeye maliyetsiz kaynak/varlık transferi anlamına geldiğinden, kesinlikle taraftar değilim.
İthalat ve ihracat işleriyle uğraşan, satın almalarında mecburen döviz kullanan firmalar/kişiler haricinde kullanılmasını da tasvip etmiyorum.
Peki, pratikte durum nasıl? Ülke olarak maalesef çift para birimimiz var, çift paralı bir ülkeyiz uzun süredir. “Tek bayrak, tek vatan “ vb söylemler kadar önemli bir konudur tek para konusu ama maalesef aynı hassasiyet bir türlü gösterilmez.
Bankalarda bulunan mevduatın yaklaşık %55 i, yani yarıdan fazlası döviz ve altın cinsinden. Yani, vatandaşımız ve Kurum/Kuruluşlarımız kendi paramızdan çok yabancı paraya inanıyor, güveniyor ve tasarruf aracı olarak görüyor.
Üstelik, 250 milyar Dolara varan ithalatımızla yurtdışından aldığımız hammadde ve malzeme başta olmak üzere, neredeyse tüm sektörlerde girdilerimiz Dolar üzerinden hesaplanıyor, neredeyse tüm hesaplamalar Dolarla yapılıp sonra Liraya çevriliyor.
Devletin, bankaların ve Firmalarımızın yurtdışından 400 Milyar Dolar üzerinde, yurt içinden de 50 milyar Dolar karşılığının üzerinde döviz ve altın cinsi borcu var. Hepsi döviz kuruna bağlı olarak günlük değişiyor
Dolayısıyla kurdaki bırakın Liralık, her kuruşluk artış, maliyet, zam, borçlanma ve fakirleşme olarak dönüyor milletimize.
Gerçi bu ülke, hem de yakın zamanlarda “ben döviz kuruna bakmıyorum” diyen Hazine ve Maliye Bakanı gördü, ne diyeceğimi bilemedim, bundan daha ilerisini düşünmekte zorlanıyorum.
Eski (meyen) o güzel dilimizde dilemmâ kelimesi vardı, unutuldu maalesef, güncel dilde ikilem, iki şey arasında kalmak, tereddütte kalmak gibi anlamlara gelir. Sanırım ondan türetilmiş trilemmâ kelimesi var, aynı anda yapılamayacak/imkansız üçlü anlamında kullanılmaktadır.
Güncel ekonomide imkansız üçlü/trilemmâ olarak adlandırılan bir durum vardır, aynı anda hem dövizi (kur) , hem sermaye hareketlerini hem de para politikasını (Faiz vb) kontrol etmek mümkün değildir .
Yani, hem faizi düşürüp hem döviz kurunu indirip hem de ülkenize sermaye akımı sağlayamazsınız. Ya dengeli götürmelisiniz ya da birinde ısrar ederseniz diğerlerinden dayağı yersiniz. Bugün başımıza gelen şeylerin bir kısmını bu izah eder.
Bu şekilde ayarlamayla, bastırmayla, küçük göstermeye çalışmayla kur problemi örtülemez. Ekonomiyi yönetenler attıkları adımların nelere yol açtığını artık görmeli ve ona göre politikalar geliştirmelidirler.
1999-2002 arasında o dönemki Hükümet (Anasol-M diye bilinir, DSP, ANAP ve MHP), inatla sabit kur rejimi uygulamaya kalkıp sistemi patlatmış, kendimize gelmemiz 2 yılı geçmişti. Sonuçta da o Hükümetteki tüm partiler ilk seçimde sandıkta baraj altında kalmışlardı. O döneme bazı açılardan benzeyen bir süreç yaşıyoruz, Allah sonunu hayır getirsin.


336 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN - 10/08/2022
PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM - 03/08/2022
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR - 06/07/2022
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR
KAZANAN KİM? - 29/06/2022
KAZANAN KİM?
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN - 22/06/2022
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN
CAMBAZA BAK! - 15/06/2022
CAMBAZA BAK!
NE YAPARLARSA DÜZELİR? - 08/06/2022
NE YAPARLARSA DÜZELİR?
DURUM ANALİZİ - 13/04/2022
DURUM ANALİZİ
SITKI SOYLU AMCAM - 30/03/2022
SITKI SOYLU AMCAM
 Devamı