Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam133
Toplam Ziyaret582997
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
FAİZ KONUSUNDAKİ KAFA KARIŞIKLIĞI -1
19/01/2022
Yabancı kaynaklı kelime ve kavramların Türkçemizdeki kullanımı genelde aynıyla/okunuşuyla ya da bize özel bir kelime kullanımıyla yapılıyor. Fransızca “television” kelimesinin kaynak dildeki okunuşuyla “televizyon” şeklinde kullanımı gibi.
Atalarımızın yan yana, iç içe yaşaması ve dini inançlarımız sebebiyle Arapça ve Farsça kelimelerse genelde ses olarak aynı ya da çok yakın kullanılmakta, bazı kelimelerinse anlamlarında kaymalar yaşanmaktadır. Arapça “Salât” kelimesi yerine Farsça “nemâz” kelimesini alıp “namaz olarak kullanmamız gibi. Ki, dini terimlerimizin önemli kısmını, İslam dinini ilk öğrendiğimiz İranlılardan (Farsça) alarak kullanıyoruz (Abdest vb) 
Bir başka açıdan, Arapça “hamr” kelimesi, dilimizde “içki” olarak daraltılmış anlamıyla kullanılıyor. Kaynak dilde “sarhoşluk veren şey” anlamı vermektedir. Bu anlamıyla, sıvı, toz vb her türlü şeyi kapsamaktadır. Dilimizde “içki” dinen yasak, “içecek” ise serbest olan şeyleri tanımlar. 
İçki/içecek ayrımını düşünelim. Halk arasında içinde alkol olan her şey içkidir (Hamr) diye düşünülürken, modern bilim laboratuvarlarında meyve sularından, bir kısım yiyecek ve içeceğe, hatta meyvelere kadar yüzlerce farklı gıdada, bazısında milyonda (ppm cinsinden), bazılarındaysa bindelik oranlarda da olsa alkol bulunduğunu tespit etmiş bulunuyor. Ne yani tüm bu gıdalar yasak mı oldu şimdi? Elbette hayır, bu tür gıdaların bir insana sarhoşluk verebilmesi için insan bünyesinin kaldıramayacağı miktarlarda tüketilmesi gerektiği ortada. “Çoğu sarhoş edenin” sözündeki “çok”, elbette “insan bünyesinin alabileceği kadar çok” anlamındadır. Sadece metne bakarak, içkinin ne olduğunu tanımlamak hatalı olabiliyor demek ki. Ayrıca sadece kullanıldığı anlamıyla (Hamr,şarap,sıvı içki) dikkate alınırsa, esrar, eroin, sentetik uyuşturucular vb kullanmak serbesttir gibi anlaşılır ki kabul edilemez.  
Örnekler çoğaltılabilir ama konuyu uzatmayayım. 

RİBA FAİZ Mİ?

Şimdi, konumuza gelelim. Arapçada “Ribâ” kelimesi, yaklaşık olarak “borç olarak verilip belli bir süre sonunda geri alınan mala/eşyaya/ürüne/gıdaya ilave olarak alınan mal/eşya/ürün/gıda” anlamında kullanılmaktadır.  
Yani altın, gümüş vb değerli metaller, buğday, arpa, mısır vb tarım ürünleri, çeşitli tüketim malları, dayanıklı mallar vb pek çok örnek verilebilir. 
Allah Resulünün Medine'sinde, yetkin bir devlet bulunmadığından, para olarak kullanılan Dinar (Altındı) Doğu Roma'nın, Dirhem (gümüştü) ise İran/Pers'in parasıydı. 
Dilimizdeki kullanımıyla “faiz” ise yine Arapça kökenli olup, kullanıldığı haliyle anlam kaymasına uğrayarak belli bir vadeyle verilen paranın vade sonunda ilave para talep edilerek geri almasını anlatır. Anlam kayması olduğuna bence önemli bir delil, kardeş Türk lehçelerinde “faiz” kelimesinin bizdeki “yüzde” anlamında kullanılmasıdır. 
Kafa karışıklığı tam olarak burada başlamaktadır. 2-3 yüzyıl önceye kadar bulunmayan bir kavram olan banknot (şu an para anlamında kullanılıyor), dini hükümlerin konulduğu dönemlerde yoktu. Yani, banknotun kullanımına kadar “mal=para” idi.  Kısacası değişim (tedavül) aracı olarak kullanılabilen her şey, başta altın, gümüş vb kıymetli madenler olmak üzere, hem mal, hem de modern tarifiyle“para” idi.
Banknot öncesi dönemlerde sermaye birikimi, tasarruflar, insanların geleceklerini garantiye almak için bir kenara koydukları her şey bu mallardan oluşuyordu. Zenginleşen insanın malı (altın, gümüş, yiyecek vb) artardı, para yoktu çünkü.
Bugün için para olarak kullanılan malların yerini banknot almış, tedavül (değişim) aracı olarak neredeyse önceki tüm formların yerini almıştır. Dolayısıyla, değişimin yanı sıra, tasarruf, sermaye birikimi, teminat, değer ölçümü vb tüm fonksiyonlar da parayla/banknotla ifade edilmektedir.
Geçmiş yazılarımda kısa bir araştırma yaparsanız paranın/banknotun nasıl ortaya çıktığını detaylıca yazdığım yazılarımı görebilirsiniz.
Günümüz insanı, gözünü açıp para olarak sadece banknotun kullanıldığını gördüğünden, geriye dönük tüm zamanlarda da benzer bir durum olduğu yanılgısına düşebilmektedir.

BANKACILIK SİSTEMİ

Bankacılık sistemiyle birlikte, paranın önemli kısmı buralara emanet (Mevduat) olarak verilmeye, bankalardan çeşitli hizmetler (Havale, ATM, çek, kredi kartı vb) alınmaya başlanmıştır. 
Sermayenin birikmesi, ulaşımın/erişimin kolaylaşması, ticaret ağının genişlemesi nedenleriyle sermaye hareketleri yoğunlaşmış, ticaretin finansmanı ve ödemelerde bankacılık sistemi –mecburen- öne çıkmıştır. 
Paranın üzerimizde taşınması, güvenlik ve fiziki zorluklar sebebiyle mümkün değildir. Elektronik ticaret uygulamaları sebebiyle, plastik kartlar ve sanal/dijital para kullanımı zorunludur. 
Mevcut sistemde bankalar, vücuttaki kalp gibi, paranın sirkülasyonunu sağlayan, ayrıca aynı zamanda paranın depo edildiği sistem fonksiyonunu görmektedir. 
Konu uzun ve netameli,  devam yazısında bağlamaya çalışacağım.


499 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN - 10/08/2022
PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM - 03/08/2022
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR - 06/07/2022
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR
KAZANAN KİM? - 29/06/2022
KAZANAN KİM?
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN - 22/06/2022
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN
CAMBAZA BAK! - 15/06/2022
CAMBAZA BAK!
NE YAPARLARSA DÜZELİR? - 08/06/2022
NE YAPARLARSA DÜZELİR?
DURUM ANALİZİ - 13/04/2022
DURUM ANALİZİ
SITKI SOYLU AMCAM - 30/03/2022
SITKI SOYLU AMCAM
 Devamı