Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam130
Toplam Ziyaret582994
Takvim
Saat
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
ELİMİZDE NE KALDI?
29/12/2021
Uzun süre yazıldı, çizildi, söylendi. Para politikası böyle yönetilmez, ekonomi yönetimi büyük oranda beklenti yönetimidir, dengeler bozulur ve nereye gideceği belli olmaz diye.
Nitekim birkaç ay önce 7-8 TL seviyesinde olan Dolar kuru, ateşi yükselip havale geçiren çocuklar gibi, şirazesinden çıktı ve 18 TL mertebesini de geçti.
Tarihimizdeki buna en yakın olay, 1993-1994 arasında gelişen ve Çiller Hükümeti diye bilinen dönemde yaşanan; pozisyonu müsait olmadığı halde piyasayla tepişip, zorla/cebren faiz oranlarını indirmeye yönelik operasyondu ki, sonuçta 5 Nisan kararları diye bilinen acı reçeteyi içmek zorunda kaldık. Döviz kuru ikiye katladı, üç ayda net %50 faiz veren yıllık %402 maliyetli tahvil çıkartmak zorunda kalıp güya(!) rantiyeye ders verecek iken millet olarak ağır maliyetler ödedik.
Son dönemde yaşadıklarımız da devlet olarak benzer bir hasara yol açtı. Pek çok defa yazdım, ekonomi/para politikasında tüm tercihlerin bedeli parasaldır. Maalesef Liramızı (örtülü olarak) Dolara endekslemek zorunda kaldık. Bu endeksleme, kendi parasına güveni sağlayamayan, para politikasını yönetemeyen, kendi milletine bir gelecek ufku gösteremeyen yönetimlerde yaşanmış bir şeydir ve hep birlikte üzülüp ağlasak, hakkıdır.
Milletimizin vadeli çek keserek/senet vererek riski öteleyip maliyetsiz kredi yöntemine benzer şekilde tüm hazinemizi, Devletimizi, hatta 85 milyonu, mevcut dolar pozisyonlarına kefil etmiş olduk.
Geçen hafta çeşitli iş görüşmeleri ve danışanlarımızla toplantılar için İstanbul'da idim. Yolda giderken “Kur Korumalı Mevduat Sistemi” diye ifade edilen yöntemin uygulamaya geçirildiği ilan edildi ve yerli para piyasalarının kapalı olduğu bir saatte Dolar/TL kurunda çok hızlı bir düşüş oldu. Ancak, yerli piyasaların kapalı olduğu bir saatte, son derece küçük rakamlarla işlemlerin döndüğü bir saatte, milyarlarca Dolar bozduranların kimler olduğunu anlamak mümkün değildi.
Hem yoğunluğum, hem seyahatte olmam dolayısıyla sağlıklı bir yorum yapabilmek bakımından bir hafta yazmamayı uygun buldum.
NELER OLDU?
Merkez Bankasınca açıklanan rakamlara göre; müdahalenin yapılarak kurdaki düşüşün sağlandığı 20 Aralık tarihinin de dahil olduğu 15-22 Aralık haftasında yurtiçinde yerleşik kişi/kurumların yabancı para (YP) cinsi mevduat rakamlarında azalma olmadığı gibi artış var. Gerçek kişi mevduat yaklaşık 2,5 Milyar Dolar, toplam YP mevduat ise 5.5 Milyar Dolar artmış.
Bu durum, maalesef ki Kamu Bankaları ve Merkez Bankasınca Dolar kurunun spekülatif şekilde indirilmesine yönelik yüklü döviz satışların yapıldığının, vatandaşın ve firmaların/kurumların ise bu satışları alım fırsatı olarak görüp hesaplarına aktardıklarının ispatıdır.
Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklaması ise (belki farkında değil ama) durumun nahoşluğunu açıkça ilan ediyor; İlan edilen operasyonla, TL mevduatlarda yaklaşık 24 Milyar TL ( Yaklaşık 2 Milyar Dolar) kadar artış olmuş, değişim %1'in altında. Attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değip değmediğini zaman gösterecek belki ama alınan riskin büyüklüğünü hesaplamak çok zor.
YÜKSEK TANSİYON
Yüksek tansiyon hastalığı yaşayanlar bilir, tansiyon 20 li rakamlara çıkınca hemen düşürülse bile pek çok organda (Beyin, göz, böbrek vb) kalıcı tahribatlara yol açar. Hele gecikilirse telafisi mümkün olmayan zararlar kesinleşir. Mevcut ekonomi hikayemizde kurun uzun süre 7-8 seviyesinde kalıp arkasından çok kısa sürede 18 TL yi aşmasına kadar beklenmesiyle ekonomideki dengeler kalıcı şekilde bozuldu. Ticaretin adeta durmuş olması, yapılan işlerin de sadece peşin işlemler olması (ki, ticareti döndüren vadeli işlemlerdir), esnafın tüccarın fiyatlama yapamaması, döviz kurunun günlük %5-10 seviyelerinde inip çıkması gibi pek çok işaret henüz yaşanan kaosun bitmediğini, belli bir süre de bitemeyeceğini gösteriyor.
Beni daha çok endişelendiren ise 1994 de yaşanan problemin maliyetinin aynı yıl bütçesine gömülerek ertesi yıllara etkisinin sınırlı olduğu, buna mukabil şu an yapılan operasyonun-ilan edildiği kadarıyla- uzun yıllara, en azından bir yıla kadar yükümlülük getirdiği görülmekte.
Yaşanan süreçte, havale geçiren ve sara (Epilepsi) hastası olma riski taşıyan bir ekonomiye yapılan müdahale uzun zaman önce yapılması gerektiği halde geciktirilen bir operasyondur. Bu müdahalenin maliyetinin bu kadar ağır sonuçlarının olması, maalesef iktidarın proaktif davranmadan anlık tepkiler vermesi, kaba tabirle günü kurtarmakla meşgul olmasındandır.
2 yıl önce düzgün bir söylemle, yatırımcıya ve vatandaşa güven vererek, oluşan enflasyonu doğruya yakın rakamlarda açıklayıp telafi edecek bir faiz politikası izleseler, tıkanan ekonomiyi açmak için (Bknz: Tulumbanın Suyu başlıklı yazım) alt gelir gruplarına yüksek oranlı maaş artışları yapsalar, para piyasalarıyla ve temel finans kabulleriyle bu kadar açıktan çatışmasalar, bu maliyetleri ödemek zorunda kalmazdık.
Enflasyon fırtınası içindeyiz ve çok uzun sürecek yazalı neredeyse 2 yıl oldu. Fırtınanın pik yaptığı dönemdeyiz ve yapılan uygulamalar maalesef etkili ve tatmin edici olmayacak.
SONUÇ
Merkez Bankası Politika faizinin indirilmesi ısrarıyla, elimizde ne kaldı? 7-8 TL seviyesindeki kur 12 TL, %17 seviyesindeki 10 yıllık Hazine borçlanma faizi %24, banka mevduat faizleri %15-16 seviyesinden %20-22, Ticari krediler %20-22 den %30 lara çıktı.
“İyi bir şey yok mu?” derseniz, var, iktidar algı yönetimini iyi yaptı, hepimizi Dolar/TL kuruna kefil ettiği gibi, en yakın 7-8 Tl kur seviyesine göre %125 artan kurun 12 TL seviyelerine indirilerek yani %50 artmasını başarı gibi gösterdi.
Bir kısım, ekonomi, finans nedir, risk alma nedir bilmeyen, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyemeyen arkadaşlar da bu başarıyı sahiplendiler, özellikle sosyal medyada reklam yapmakla meşguller.
Memleketin iyiliğini istemeyenin gözüne dizine dursun, menfaat için, iktidar için, doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyenin Allah müstehakını versin.


390 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN - 10/08/2022
PİYASANIN ÜMÜĞÜ SIKILIRKEN
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM - 03/08/2022
KIYMETİ OLMAZ DEMİŞTİM
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR - 06/07/2022
BAL KABI BAL, SİRKE KABI SİRKE SIZDIRIR
KAZANAN KİM? - 29/06/2022
KAZANAN KİM?
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN - 22/06/2022
BABAM, (FOTOĞRAFÇI) ORHAN KURTULAN
CAMBAZA BAK! - 15/06/2022
CAMBAZA BAK!
NE YAPARLARSA DÜZELİR? - 08/06/2022
NE YAPARLARSA DÜZELİR?
DURUM ANALİZİ - 13/04/2022
DURUM ANALİZİ
SITKI SOYLU AMCAM - 30/03/2022
SITKI SOYLU AMCAM
 Devamı