Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret795249
Takvim
Saat
KÜNYE
MUT'TAN HABER GAZETESİ
Kurucusu: Sıtkı SOYLU
İmtiyaz Sahibi: Ali Yaver SOYLU
Yazı İşleri Müdürü: Halil SÖYLEMEZ
Tel: 0324 774 13 69 
www.muttanhaber.net
e-mail:
aliyaversoylu@hotmail.com
U
ETS : 15016-10186-48762
HASAN KURTULAN
mutludegerleme@gmail.com
TATLI YALANLAR, ACI GERÇEKLER
16/06/2023
Bankacılıkta geçen süreyle birlikte 30 yılı aşan süredir iş hayatında, bankacılıkla, finansla iç içeyim. Gerek bankada, gerekse sonraki 8 yılı aşan danışmanlık dönemimde yakından tespit ettiğim bazı konuları paylaşmak istiyorum.
İnsanlar, genelde kendilerine acıtan gerçekler yerine tatlı yalanlar söylenmesini tercih ediyorlar. Elbette, insanların sahibi olduğu firmaların çoğunluğu da benzer şekilde hareket ediyorlar.
Daha önce finansal açıdan problem yaşayan firmaların çoğunun ortak davranışlar gösterdiğini yazmıştım. Genelde, “kasada/bankada para varsa problem yok” diye bakarlar. Oysa büyük resmi görebilenler için işler hiç de iyi değildir, kötüye gidiş devam etmektedir.
İşler tersine giderken, malum firma önce kredi limitlerini sonuna kadar kullanır, ilave limit ister, yeni bankalardan kredi almaya çalışır, bunun için gerekirse ilave teminatlar verir, faiz oranına ve maliyetlere bakmaz, çünkü nakit (likidite) krizine girmektedir, ödemelerini yapamayacak ve sicilini bozacaktır.
Panik halinde bankalara saldırır, beden dili ve tavırları sebebiyle bütün kameraların üzerlerine çevrilmesine yol açar, bankacılık diliyle söylersem “Yakın İzlemeye” alınır. Her banka, firmanın diğer bankalardaki pozisyonunu izler, özellikle talep edip reddedildiği bankalara dikkat eder, her hangi bir bankada ilave teminat verdiğini tespit ettiği anda kendi kredileri için de benzer güçte teminatlar ister.
Firma ortakları, kendi şahsi kredibiliteleri üzerinden ihtiyaç kredileri çeker, dosttan ahbaptan, akrabadan emanet alıp sisteme koyarak toparlamaya çalışır. Yıllardır çalışan personeline de kredi kullandırtıp elinden alır.
Bir taraftan da özellikle açık hesap çalıştığı firmalardan limitlerini sonuna kadar zorlayıp mal ve hizmet almaya çalışır. Elindeki bütün çekleri kullanır, senet vermeye başlar. Samimi olduğu firmalardan “hatır çeki” alır, satın almalarda ya da banka teminatı olarak verip kredi kullanmaya çalışır.
İşler düzelmezse yakın arkadaşlarına rica eder, kredi kullandırır, kefil olur ya da kendi teminatını verir, oradan temin ettiği parayı da sisteme koyar.
Çekleri ödemekte zorlanır, erteleme yapmaya çalışır, bunun için vade farkını göze alır. Kredi taksitlerini ve devre faizlerini son dakikalarda, borç harç kapatmaya başlar.

KURTARICI/MEHDİ/
SÜPERMEN

Bataklığı kurutmadığı, finansı doğru yönetmediği, hızla itibarını yok ettiğinin farkında olmadığından sürekli para getirerek problemi çözebileceğini sanır.
Bu çerçevede, firmaya dışarıdan bir kurtarıcı (Mehdi/Süpermen) arar, bulabilirse derhal getirebilmek için (tutmayacağı halde) çok sayıda söz verir, “Mehdi(!) gelecek, dertler bitecek”tir.
Gelecek olan kişinin itibarını (Bankacılık/finans çevresi, siyasi güç, iş bağlantıları vs) kullanarak acil para getirmesini talep eder. Gelen kişi, profesyonelce yaklaşıp problemlere, hatalara, kısaca bataklığa işaret etmeye çalışırken, patronun tek düşüncesi “birkaç milyon/milyar(?) para bulsak işleri düzeltiriz” dir.
Bu açıdan çözüm için gelen profesyonelin acı gerçekleri değil, tatlı yalanları söylemesi beklenir. Gerçek de olsa acı söyleyenle çoğu firma sahibi çalışmak istemez. Yalan da olsa tatlı konuşanla çalışmak isterler.
Mehdi (!) /kurtarıcı şirkete getirilir, büyük beklentilerle ve özellikle alacaklıları sakinleştirmek üzere abartılı şekilde ilan edilir. Büyük bir hevesle işini yapmaya çalışan profesyonelden beklenen, maliyeti pek önemli olmadan, acil ve çok hızlı para bulmasıdır.
Tecrübesiyle bataklıkla mücadele etmeye çalışan kurtarıcıya izin verilmez, problemlere üretilmek istenen her türlü çözüm teklifi “doğrudan iktidarına saldırı” olarak görülüp usta manevralarla bazen de açıktan refüze ederek, pozisyon bozarak savuşturulur.
Transfer edilen profesyonelin itibarı da kullanılıp tüketildikten (!), temin edebileceği imkânlar edinildikten, böylece bir miktar zaman kazanıldıktan sonra, kriz derinleşmiş öncelikle alacaklı bankalarda ödemelerde gecikmeler başlar, “bir taksit gecikmeden bir şey olmaz” denilir. Bankalar kredi kanallarını kapatmış, tedarikçiler ise açık hesap çalışmayı çoktan bırakmıştır. Sadece nakit ve kredi kartıyla tedarik yapılabilir hale gelmiştir.
Bu arada, “suyu sıkılmış limon” durumundaki kurtarıcı, genellikle saygısızca uzaklaştırılır. Kendisine verilen sözler tutulmamış, çalışmasına, tecrübelerini sahaya yansıtmasına izin verilmemiş, problem üreten sisteme müdahalesi “isyan” olarak kabul edilerek ona göre davranılmıştır, kariyeri için olumsuz bir basamaktan geçmiştir.
Firma sahibi/sahipleri, aklını başına almadığı için, geriye alamayacağı üç şey kaybetmiştir, birincisi zaman sermayesi, ikincisi itibar sermayesi, üçüncüsü moral motivasyon sermayesi.
Kaybedilen para ve imkânlar, doğru politikalarla, akıllı bir yönetimle bir süre sonra yerine konabilir. Ancak saydığım şeyleri geri almak imkânsıza yakındır.

BİZ BU DAYAĞI NEDEN YEDİK?

2018 den bu yana ekonomide, bankacılıkta ve finans piyasalarında yapılan hatalar aya çift şeritli otoban oldu ve sonuçta da olması gerekene dönülmek zorunda kalındı, çarpmak üzereyken duvarı gördük.
Yeni Hazine ve Maliye Bakanımızın da beyan ettiği üzere; “ekonomide rasyonel (akılcı) politikalara dönmekten başka bir seçeneğimiz kalmamıştır.” Böylece, diğer açıdan baktığınızda, son beş yıldır yapılan pek çok şeyin irrasyonel (akıl dışı) olduğunun birinci ağızdan ilanıdır.
Peki, yapılanlar yanlıştı, şimdi akıllar başa geldi, zararın neresinden dönersek kârdır, doğru/ehliyetli/liyâkatli adam göreve getirildi, bunlar güzel.
Acemi berber ya da şoförlerle ilgili atasözlerimiz aklınıza gelmiştir, birileri ekonomideki fantezilerini, hayallerini gerçekleştirecek ve hatalarını anlayacak diye perişan olduk. Aklınıza gelmiyor mu, madem doğru yol biliniyordu, BİZ BU DAYAĞI NİYE YEDİK?

UYARIYORUM

Sayın Cumhurbaşkanı, Bakan Mehmet Şimşek beyin pozisyonunu iki defa bozdu, üçüncü defa olursa piyasa bunu ağır cezalandırır, hatırlatmış olayım.
Birincisi, TCMB başkanının BDDK başkanlığına atanması, ikincisi de (İfadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, bilgisi dışında) TCMB başkanlığına Hafize Gaye Erkan hanımı atamasıydı. Bu atamaların bilinçli yapıldığını teyit edecek şekilde, ekonomideki yol haritası ve kritik kararlara dair açıklamaların Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yapılması da göz önüne alınmalıdır.
22 Haziran'daki Para Politikası Kurulu kararında, bu kadar yüksek enflasyona rağmen, sembolik (5-10 puanlık) bir artış yapılırsa 3.pozisyon bozma olur ve Mehmet Şimşek'in kredibilitesi telafi edilemeyecek şekilde zarar görür.
Bence referans faizin, mevcut enflasyonun epeyce altında olmasına rağmen %30 dan daha altında belirlenmesi beklenen etkiye yol açmayacaktır.
Ekonomi güven işidir, güven ise kredibiliteyle sağlanır. 3. pozisyon bozma olursa Dolar kuru hakkında bir kaç aydır söylediğim 23-25 TL arası olur tahminimi 27-29 TL olarak düzeltirim.
En az iki yıl %50 ve üzerinde enflasyonla ve (maalesef) sürekli değer kaybedecek Türk Liramızla baş başa kalırız. Herkes ona göre pozisyon alsın, zaten seçeneğimiz yok, buna mecburuz da.

NE OLACAK?

Bakan beyin yeni bir orta vadeli plan açıklayacağı anlaşılıyor. Vergi artışı, zamların (pardon, fiyat ayarlamalarının) da olacağı ama seçime kadar idare edecek bir ara program olacağını tahmin ediyorum.
Piyasada mevduat faizleri miktara bağlı olarak yıllık bazda %40-50 arasına oturdu bu aralar. Kredi faizleri bireyselde aylık %3,5-4 civarına geldi, hatta seçim öncesi %5'i geçtiğini gördüm.
Kur tarafında, paramız değer kaybetmeye devam ediyor, 15 Haziran itibariyle 23,65 TL oldu, kısmen de olsa satışlar yapılarak sakinleştirmeye çalıştıkları anlaşılıyor.
Danışmanlık hizmeti verdiğim firmalarımıza aylar önce yukarıdaki rakamları nokta olarak söylemiştim, kısmen de çeşitli kanallardan paylaştığımı okurlarım biliyorlar.
Bakan beyin ve ekibinin arkasında sağlam durulmazsa Dolarda 27-29 TL bekliyorum. Durulursa 23-25 TL arası beklentim devam eder.
Faizlerin mevduat ve bireyselde mevcut seviyelerde kalacağını, ticari kredilerdeki Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) baskısı kalkınca ticari kredilerde de asgari aylık %3.5-4 aralığına geleceğini düşünüyorum.
En önemli problemlerden birisi de vadeler çok kısalmıştı, 6 ay, 3 ay hatta bir ay vadeli ticari krediler vardı. Bunların ilk aşamada 18-24 aya kadar, tecrübeye göre eski seviyesine, 36 aya kadar uzayacağını tahmin ederim.
Ümit ederim ki, Ülkemize kurtarıcı olarak getirilen Mehmet Şimşek beyin çalışmasına ve bildiklerini uygulamasına izin verilir ve yukarıda yazdığım şeyleri yaşamayız.
Her zaman yazdığım gibi, derdim ülkemizin, milletimizin iyiliği, refahıdır, ümit ederim ki iyi şeyler olur, tahminlerimden daha iyi sonuçlar ortaya çıkar.


1245 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAK ŞU ALLAH’IN İŞİNE! - 05/03/2024
BAK ŞU ALLAH’IN İŞİNE!
GEL GEL YAPIYORLAR - 02/02/2024
GEL GEL YAPIYORLAR
DEVLETİN MALI DENİZ - 23/01/2024
DEVLETİN MALI DENİZ
BATAKLIĞI KURUTMAK LAZIM - 16/01/2024
BATAKLIĞI KURUTMAK LAZIM
YOK SAYARAK PROBLEMLERİ ÇÖZEMEZSİNİZ - 05/01/2024
YOK SAYARAK PROBLEMLERİ ÇÖZEMEZSİNİZ
BU AYIP KİMİN? UTANDIM - 29/12/2023
BU AYIP KİMİN? UTANDIM
NASIL YOLDAN ÇIKILIR? - 03/11/2023
NASIL YOLDAN ÇIKILIR?
İLGİNÇ ŞEYLER OLUYOR - 27/10/2023
İLGİNÇ ŞEYLER OLUYOR
ELİM YAZMAYA GİTMEDİ - 20/10/2023
ELİM YAZMAYA GİTMEDİ
 Devamı